Kapalı kapılar

11.Bölüm:Sadece Sen

Yazar:

Kapalı kapılar - esmina kitap kapağı
Kapalı kapılar kitap kapağı

Babamın görüntüsü ekrandan kaybolduktan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Özellikle de Ayaz’la aramız hastaneden çıktıktan sonra beni eve götürmek istemişti ama kabul etmemiştim çünkü babamın son sözleri kafamın içinde dönüp duruyordu. “İhanet en yakınındadır.” Kime güveneceğimi bilmiyordum. Ama ilk kez Ayaz’a baktığımda içimde bir şüphe hissediyordum bu his hoşuma gitmiyordu ayaz bunu fark etmişti. “Alina, bana neden böyle bakıyorsun”başımı çevirdim. “Hiç.” “Yalan söylüyorsun.” Sesindeki kırgınlık açıktı ama cevap vermedim çünkü ben de kırılmıştım benden saklanan sırlar yüzünden o günün sonunda Ayaz’la büyük bir tartışma yaşadık. “Bana güvenmiyorsun.” “Güvenmem için sebep ver!” İkimiz de bağırıyorduk artık ayaz saçlarının arasından elini geçirdi. “Günün birinde her şeyi açıklayacağım.” “Ben o günü beklemekten yoruldum.” Sözler ağzımdan çıkar çıkmaz sessizlik oldu. Ayaz birkaç saniye bana baktı.Sonra hiçbir şey söylemeden arkasını döndü ve gitti onun arkasından bakarken içimde garip bir boşluk oluştu ama peşinden gitmedim. Gidemedim. … O gece Selin’de kaldım. Sonra bir gece daha. Sonra bir hafta. Zaman geçtikçe Selin’in evi benim için bir sığınak haline gelmişti.Burada kimse bana sürekli yalan söylemiyordu ya da en azından ben öyle sanıyordum.Bir öğleden sonra salonda oturmuş telefonla uğraşıyordum Selin markete gitmişti. Ev sessizdi tam rahatlamaya başlamıştım ki kapının açılma sesi geldi. “Selin” Cevap gelmedi kaşlarımı çattım koridora çıktım ve olduğum yerde kaldım kapının önünde duran kişi Selin değildi Uraz’dı elinde anahtar vardı.Sanki buraya aitmiş gibi rahat görünüyordu. “Sen burada ne yapıyorsun” Uraz omuz silkti. “Selin çağırdı.” Ne” Şaşkınlıktan gözlerim büyüdü. “Selin seni mi çağırdı” “Garip olan ne” “Her şey” Uraz’ın dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu. “Abartıyorsun.” Tam cevap verecekken kapı tekrar açıldı. Selin elinde market poşetleriyle içeri girdi.Beni görünce hiçbir şey olmamış gibi konuştu. “Poşetleri alır mısınız?” Parmağımla Uraz’ı işaret ettim. “Selin…” “Efendim?” “Bu adamın burada ne işi var?” Selin gülmemek için dudağını ısırdı. “Yardım ediyordu.” “Ne yardımından bahsediyorsun?” “Bilgisayarıma.” Uraz gözlerini tavana çevirdi ben ise ikisine sırayla bakıyordum kesinlikle bir şeyler saklıyorlardı. … Akşam olduğunda Uraz gitmek için ayağa kalktı. “Ben çıkıyorum.” Kimse onu durdurmadı.Kapıdan çıkıp gitti.Ben de bunu fazla düşünmemeye çalıştım.Ama yaklaşık yarım saat sonra salondaki sehpanın üzerinde bir şey fark ettim. Siyah bir deri cüzdan.Kaşlarımı çattım.Bu bana ait değildi.Selin’e ait de değildi.Elime aldığım anda kime ait olduğunu anladım. Uraz. Tam o sırada telefonum çaldı.Arayan oydu.Açtım. “Efendim” Karşı taraftan kısa bir sessizlik geldi.Sonra tanıdık sesi duyuldu. “Cüzdanımı unutmuşum.”İstemeden gülümsedim. “Ne kadar dikkatsizsin.” “Kimse mükemmel değil.” İlk kez sesinde hafif bir eğlence vardı.Bu beni şaşırttı”Peki ne yapacağız” “Yarın alırım” Tam telefonu kapatacakken durdu. “Alina.” “Ne var?” Birkaç saniye sustu.Sonra beklemediğim kadar yumuşak bir sesle konuştu. “İyi misin?” Kalbim istemsizce hızlandı.O an nedenini anlayamadığım bir şekilde gülümsedim. “İyiyim.” “Yalan.” Gözlerimi devirdim. “Bunu söylemeyi bırak.” Bu kez telefondan hafif bir gülüş sesi geldi Ve nedense…Uzun zamandır ilk kez kendimi gerçekten güvende hissettim.

Bölümün tamamını WritePad'de oku