KANLI ÇARK

Çatışmanın Kızışması

Yazar:

KANLI ÇARK - MŞAHİNCEYLAN kitap kapağı
KANLI ÇARK kitap kapağı

Ferit Ural, Demir ve Eylül’ün kendisine yaklaştığını fark edince paniklemeye başladı. Onları durdurmak için en sadık adamı Kerem Bey’i görevlendirdi. Kerem Bey, eski bir istihbarat ajanıydı ve Ferit Ural’ın sağ koluydu. Onun için iş, sadece para kazanmak değil, sadakatle bağlı olduğu bir patronun çıkarlarını korumaktı. Kerem, İstanbul’un arka sokaklarında bir çatışma planladı. Demir ve Eylül, bir muhbirden aldıkları bilgiyle Kapalıçarşı’nın arka çıkışında bir buluşma ayarladılar. Ancak bu, bir tuzaktı. Kerem, onları köşeye sıkıştırmak için adamlarını yerleştirmişti. “Geçmişte yapılan her tercih, bugün yaşanan çatışmanın temelini oluşturur. Ve bugün alınan her nefes, yarının savaşını şekillendirir.” Demir, ormanın derinliklerinde sessizce ilerlerken düşünceleri zihninde yankılanıyordu. Elinde tuttuğu silah, yalnızca bir savunma aracı değil, aynı zamanda onun hayatındaki tüm kırılma noktalarının somut bir hatırlatıcısıydı. Yanındaki Eylül ise sessizliğini koruyordu; ancak onun da zihni bir savaş alanına dönmüştü. “Neden burada olduğunu bile tam olarak bilmiyorsun, Demir. Adalet Masası’nı bitirmek mi? Yoksa kendi adaletsizliğinle yüzleşmek mi? Bu kadın… Ona nasıl güvenebilirim? Daha kaç kez kandırılacağım?” Eylül birden durdu. Karşısındaki dar patika, onları ormanın daha karanlık bir bölgesine götürüyordu. Demir, onun yüzündeki endişeyi fark etti. Eylül: “Bize tuzak kurmuş olabilirler. Yusuf Gürbüz’ün insanları buralarda olabilir.” Demir: “O zaman bu çarkı kırmaya buradan başlarız.” Demir’in soğuk sesi, Eylül’ün içinde karışık duygular uyandırdı. Ona güvenip güvenemeyeceğini bilemiyordu. Ama başka bir seçeneği de yoktu. Eylül’ün gözleri ormanın karanlığına dalarken, geçmişin gölgeleri zihninde canlanmaya başladı. İki yıl önceydi. Yusuf Gürbüz’ün ofisinde, Adalet Masası’nın ilk toplantısına tanıklık etmişti. Masada oturan yüzleri şimdi bile unutmuyordu: Hırs, ihanet ve soğukkanlılıkla dolu bakışlar… Yusuf Gürbüz: “Adalet, kurban ister. Bu çark dönüyorsa, kan sayesinde dönüyor. Herkes kendi rolünü oynayacak. Aramızda zayıflık kabul edemeyiz.” Eylül, o masada sadece bir muhbirdi. Ama zamanla masanın bir parçası haline gelmişti. Şimdi ise o çarkı durdurmanın yükü omuzlarındaydı. Ve bunun bedelini ödeyecekti. Sessizlik birden bozuldu. Ormanın ilerisinde bir çatışma sesi yankılandı. Demir, Eylül’ü kolundan çekerek yere çömeldi. İleride, Yusuf Gürbüz’ün adamları iki kişiyi yere yatırmış, sorguya çekiyorlardı. Demir: “Dinleme cihazını çıkar. Burada ne döndüğünü öğrenmemiz lazım.” Eylül: “Çok tehlikeli. Bizi fark ederlerse burada biteriz.” Demir, bu uyarıya aldırış etmeden cihazı çıkardı ve bir taşın arkasına yerleştirdi. O sırada konuşmalar netleşmeye başladı. Adam 1: “Eylül ve Demir’i burada bulmamız emredildi. Onlar bu işi bitirmek üzere.” Adam 2: “Ama liderimiz onların nerede olduğunu zaten biliyor. Bizi buraya yem olarak gönderdi.” Bu sözler, Demir’in kanını dondurdu. Onlar burada avlanmayı beklerken, çok daha büyük bir plan işliyordu. İhanet Demir ve Eylül, sessizce geri çekilmeye çalışırken, arkalarından gelen bir sesle irkildiler. Ses: “Bunu gerçekten yapabileceğinizi mi sandınız?” Arkalarına döndüklerinde, karanlığın içinden tanıdık bir yüz belirdi: Eylül’ün güvendiği eski bir dost, Cemal Koca. Cemal, bir silah doğrultmuş, yüzünde acı bir gülümsemeyle bakıyordu. Cemal: “Ne zaman güveneceğinizi öğrenseniz ne zaman size ihanet edeceğimi unutuyorsunuz.” Eylül’ün gözlerinden bir öfke dalgası yükseldi. Cemal, geçmişte onun en yakınlarından biriydi. Şimdi ise karşılarında bir düşman olarak duruyordu. Cemal’in sözleri, Eylül’ün zihninde yankılanırken, Demir fırsat kolluyordu. Ama Cemal’in adamları çoktan etrafı sarmıştı. Sığınacak bir yer yoktu. Eylül: “Bunu neden yapıyorsun, Cemal? Adalet Masası sana ne vaat etti?” Cemal: “Hayatta kalmak. Bu çarkın içinde ezilmektense, dişlisi olmayı seçtim.” Demir, Cemal’in dikkatini dağıtarak harekete geçti. Ancak bu, sadece kısa bir süreliğine işe yaradı. Cemal, silahını doğrultarak bağırdı: Cemal:…

Bölümün tamamını WritePad'de oku