KANLI ÇARK

Kelebek Etkisi Başlıyor

Yazar:

KANLI ÇARK - MŞAHİNCEYLAN kitap kapağı
KANLI ÇARK kitap kapağı

Eylül, anlatmaya devam ederken sesindeki titreme, konuştuğu şeylerin ne kadar ciddi olduğunun bir işaretiydi. “Babam, bu haritanın peşindeyken öldürüldü. Ferit Ural hakkında bilgi toplamıştı… Büyük bir şeyin parçası olduğuna inanıyordu.” Demir, gözlerini haritadan kaldırıp Eylül’e baktı. “Bu harita neyi işaret ediyor?” diye sordu. “Bir planın parçası,” dedi Eylül. “Babam, bir istihbarat operasyonunun ortasında kalmış. Ferit Ural, sadece bir iş insanı değilmiş… Aynı zamanda gizli bir istihbarat ağının lideri.” Demir’in zihni bir anda aydınlandı. Parçalar yerine oturuyordu. Bu, yıllar önce çözemediği davanın arka planında dönen bir oyundu. O zaman fark edemediği detay, şimdi tüm çıplaklığıyla karşısındaydı: Bir bilgi kırıntısı, kelebek etkisi gibi dalga dalga yayılan olaylar zincirini başlatmıştı. Ferit Ural 50 yaşında, karanlık işlerle bağlantıları olan zengin bir iş insanı. Şehirdeki birçok yasadışı organizasyonu kontrol eder. Dışarıdan zararsız bir hayırsever gibi görünse de geçmişte Demir Kara’nın yarım bıraktığı bir davanın merkezindeki isimdir. Gizem perdesi yavaş yavaş aralanırken, herkes kendi hamlesini planlamakta. Çarkın görünmeyen dişlileri, olayların akışını bir kelebek etkisi misali dönüştürüyor. Küçük bir hareket, büyük bir fırtınayı tetikleyecek. Oyun artık daha karanlık bir evreye geçiyor. Leyla Tuncel, Demir ve Eylül’ün dikkatli bakışları arasında adeta zamanı yavaşlatmış gibiydi. Her kelimesi, ormanın içindeki karanlığa daha fazla anlam katıyordu. Eylül, Leyla’ya yaklaştı ve gözlerinin derinliklerine bakarak sordu: Eylül Arman: “Artık saklayacak bir şeyin kalmadı. Bu oyunun gerçek kurucusu kim? Kim bu çarkın merkezindeki isim?” Leyla Tuncel: “Gerçekleri duymaya hazır mısın? Çünkü bu çark dönmeye başladığında, kelebek etkisi yaratacak kadar güçlüydü.” Leyla’nın sözleri, bir taşın suya düşmesi gibi yankılandı. Sanki her şey, onun ağzından çıkacak bir kelimeye bağlıydı. Fakat tam o sırada ormanın derinliklerinden gelen bir silah sesi, sessizliği bozdu. Selim Vardar yere yığıldı, göğsünden kan süzülüyordu. Demir Kara (şok içinde): “Bu da ne demek oluyor? Bu, bir uyarı mıydı?” Leyla Tuncel: “Hayır, bu sadece başlangıç.” Demir Kara, Selim’in yerdeki cansız bedenine bakarken, beyninde bir yapbozun parçaları bir araya gelmeye başladı. Bu cinayet, sadece bir öfke patlaması değildi; bu, büyük bir planın parçasıydı. Bir kelebek kanat çırpmıştı ve bu çırpınış, şimdi bir kasırgaya dönüşmek üzereydi. Demir, Eylül’e döndü ve gözlerinde korkuyla karışık bir şüphe gördü. Demir Kara: “Bunu planlamış mıydın? Bu senin işin mi, yoksa Leyla’nın oynadığı bir oyun mu?” Eylül Arman: “Hayır, bu oyun daha büyük birisinin planı. Adalet Masası, sadece sahte bir perde. Gerçek aktörler şimdi ortaya çıkmaya başlıyor.” Eylül ve Demir, ormandan çıkıp şehir merkezine döndüklerinde, aralarındaki sessizlik her şeyi anlatıyordu. Gece geç saatlerde, gökdelenlerin gölgeleri altında buluştukları yer, Adalet Masası’nın merkezine giden bir geçitti. Eylül, Demir’e doğru eğildi ve fısıldadı: Eylül Arman: “Sana bir şey göstereceğim, ama bunu gördükten sonra geri dönüş yok.” Demir Kara: “Beni artık hiçbir şey şaşırtamaz. Her şeyi göze aldım.” Eylül, Demir’i eski bir fabrikaya götürdü. Kapıyı açtığında, içeride gördüğü manzara onu şoke etti. Büyük bir dijital ekran, çeşitli isimlerin ve yüzlerin listelendiği bir veri tabanı gösteriyordu. Ekranın başında duran kişi ise kimsenin beklemediği biriydi: Yusuf Gürbüz, Demir’in eski ortağı ve güvendiği dostu. Yusuf Gürbüz: “Hoş geldin, Demir. Bu çarkın içinde bir dişli olduğunu sanıyordun, ama aslında o çarkın merkezindeydin. Senin her hamlen, bizim büyük planımızın bir parçasıydı.” Yusuf’un yüzündeki ifade, Demir’in içindeki öfkeyi ateşledi. Onu yıllarca dost olarak bildiği kişi, aslında tüm bu karmaşanın kurucusuydu. Yusuf, bir adım öne çıktı ve ekrandaki veri tabanını işaret etti. Yusuf Gürbüz: “Bu veri tabanında gördüğün herkes, Adalet Masası’nın kuklaları. Ama gerçek masayı kuran biziz. Bizim gücümüz, kanunlar…

Bölümün tamamını WritePad'de oku