Kaçış ve Çatışma
Yazar: MŞAHİNCEYLAN

Demir ve Eylül, patlamalardan kaçmak için tersanenin arka çıkışına doğru koşarken, Hakan Yalçın arkalarından bağırdı: “Bu bir tuzak, gitmeyin!” Ancak çok geçti. Kapının hemen önünde, Ferit Ural ve silahlı adamları onları bekliyordu. Etrafları tamamen sarılmıştı. Ferit, sigarasını yavaşça çekerek Demir’e baktı. “Bir zamanlar iyi bir polistiniz, Demir,” dedi alaycı bir tavırla. “Ama artık sadece avsınız.” Demir, öfkeyle Ferit’e doğru bir adım attı. Ancak Eylül, kolundan tutarak onu durdurdu. “Bu işi burada bitireceğim,” diye fısıldadı Eylül, gözleri dolu dolu. “Birlikte çıkmalıyız buradan.” Tam o anda, Leyla Soylu da sahneye çıktı ve silahını Ferit’e doğrulttu. “Beni unuttun mu?” dedi. “Bu oyunun kazananı ben olacağım.” Bu beklenmedik gelişme, sahnede bir kaos yarattı. Leyla’nın Ferit’e karşı dönmesi, çatışmayı körükledi. Kurşunlar havada uçuşurken, Demir ve Eylül, tersanenin arkasındaki denize atlayarak kaçmayı başardılar. Leyla’nın rehberliğinde tersaneden çıkmayı başaran Demir, Eylül, Fadik ve Meryem, gizemin ağırlığını üzerlerinde hissederek karanlık bir liman yolunda ilerlemeye başladılar. Ancak bu kaçış, beklenenden çok daha karmaşık bir kovalamacanın başlangıcıydı. Gecenin sessizliği, uzaktan gelen motor sesleriyle bozuldu. Demir, grubu bir konteyner yığınının arkasına saklarken, karanlıkta bir tehdit seziliyordu. Demir: “Bizi bırakacaklarını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bu insanlar işini yarım bırakmaz.” Eylül: (hızlı nefes alarak) “Ama neden? Neden bu kadar ileri gidiyorlar? Şahin’i elimizde tutabilirdik, onunla bilgi alabilirdik.” Fadik: (esrarengiz bir şekilde gülümseyerek) “Bazı dişliler konuşmaz, tatlım. Ama çarkın dönmesini sağlayan şey onlardır. Siz yanlış dişliyi kırdınız.” Demir, Fadik’in sözlerini ciddiye almasa da bir an duraksadı. Kadının söylediği şeylerin giderek anlam kazandığını hissediyordu. Bir Tuzaktan Kaçarken Başka Birine Düşmek Grup, konteynerlerin arasından sessizce ilerlerken, limanın çevresi hızla hareket eden siyah SUV’larla çevrilmişti. Araçların içinden çıkan siyah giyimli maskeli kişiler, alanı taramaya başlamıştı. Görünüşe göre, tersanede başarısız olan ekip yeni bir planla ilerliyordu. Meryem: (kısık bir sesle) “Ne yapacağız? Sayıca üstünler ve bizim neredeyse hiçbir şeyimiz yok!” Demir: (fısıldayarak) “Eğer geri çekilmezsek, kesinlikle öleceğiz. Şimdi beni takip edin, ama sessiz olun.” Tam o anda, grubun bulunduğu konteynerlerin üstüne güçlü bir ışık yansıdı. Bir drone havada süzülerek onları fark etmişti. Eylül: (panikle) “Demir! Bizi gördüler!” Saniyeler içinde, çevredeki maskeli adamlar silahlarını çekip ateş etmeye başladılar. Kurşunlar konteynerlerin metal yüzeylerini delerek yankılanıyordu. Demir, Eylül’ü korumak için üzerine kapanırken, Meryem ve Fadik de bir köşeye sığındılar. Bir Çatışmanın Ortasında Demir, fırsatını bulup hızlıca cevap ateşi açtı. Ancak düşmanlar sayı ve mühimmat üstünlükleriyle her yandan saldırıyordu. Bu kıskaçtan kurtulmak için farklı bir yol bulmaları gerekiyordu. Fadik: (çılgınca bir kahkaha atarak) “Ah, canım, çarklar dönüyor! Ama bazen küçük bir kıvılcım bütün sistemi çökertebilir!” Demir, Fadik’e bakarak öfkeyle sordu: Demir: “Bu laflarını bırakıp bize yardım etmenin bir yolunu biliyor musun?” Fadik: “Ben yardım ettim zaten. Ama yardım her zaman sizin anladığınız gibi gelmez.” Tam o anda, gökyüzünden gelen bir patlama sesi duyuldu. Maskeli grubun tam üzerindeki bir konteyner, büyük bir gürültüyle yere düştü ve onların düzenini bozdu. Etraf bir anda kaosa sürüklenirken, bu fırsattan faydalanmaları gerektiği açıktı. Eylül: “Bu da neydi?!” Demir: (kendi kendine) “Sanki… bizi biri izliyor ve yardım ediyor.” Beklenmedik Yardım Karmaşa devam ederken, gruba bir geçit açıldı. Bir konteynerin kapısı, görünmeyen bir el tarafından aralandı. İçeriden yankılanan mekanik bir ses duydular: Ses: “Hemen buraya girin. Zamanınız daralıyor.” Demir, bir an tereddüt etti ama başka bir seçenek olmadığını fark etti. Demir: “Hadi, burası bizim çıkışımız!” Grup, kurşunlar arasınd…