KANLI ÇARK

Çarkın İlk Dişlisi

Yazar:

KANLI ÇARK - MŞAHİNCEYLAN kitap kapağı
KANLI ÇARK kitap kapağı

Bir zamanlar cinayet masasında sayısız davayı çözen eski dedektif Demir Kara, gözlerinden uyku kaçmış bir halde pencereden dışarı bakıyordu. Onun için huzurlu bir gece yoktu. Boş viski şişesi masanın üzerinde, yanındaki tabanca ise soğuk bir hatırlatıcı gibiydi. Gözleri, karşıdaki binanın karanlık pencerelerine dalmıştı. Bir gölge kaydı; belki de sadece zihninin oyunuydu. O anda telefon çaldı. Eski bir dosttan gelen bir çağrıydı: Eylül Arman, genç ve ateşli bir gazeteci. Babasının faili meçhul cinayetini çözmeye ant içmiş, bu yolda her şeyi riske atacak kadar cesur. “Demir, seni görmek zorundayım. Bir şey buldum… Bu gece gelmelisin,” dedi Eylül, sesi titriyordu. Demir bir an tereddüt etti. Eski bir davanın yankısı gibi, o tanıdık huzursuzluk hissi kalbini sıkıştırdı. “Nerede?” diye sordu kısık bir sesle. “Terkedilmiş fabrika… Senin bildiğin yer.” Demir Kara, Selim Vardar’ın ofisinden çıktıktan sonra, kafasındaki soru işaretleri giderek büyüyordu. Hava ağır, bulutlar ise kapkaraydı. Gökyüzü, yağmurun yaklaştığının habercisiydi. Adımlarını hızlandırırken, cebindeki telefon titredi. Ekrana baktı; gizli numara. Bir an tereddüt etti ama çağrıyı yanıtladı. Sessizlik dolu birkaç saniyenin ardından, Eylül Arman’ın tanıdık, ama soğuk sesi duyuldu: Eylül Arman: “Demir, hemen buluşmamız gerekiyor. Selim Vardar hakkında sana anlatmadığım çok şey var.” Demir Kara: “Beni daha ne kadar kandırmayı planlıyorsun, Eylül? Her şeyi bildiğini sanıyordum ama bir şeyleri atlıyorum. Senin gerçek planın ne?” Eylül, birkaç saniye sessiz kaldı. Bu sessizlik, Demir’in şüphelerini daha da artırdı. Eylül’ün sakladığı bir şeyler vardı ve bu, oyunun sadece başlangıcıydı. Demir, telefon görüşmesinin ardından arabasına bindi ve direksiyonun başında birkaç dakika boyunca sadece düşündü. İçinde bir öfke dalgası yükseliyordu. Eylül’e olan güveni zaten kırılmıştı, ama aynı zamanda hissettiği o çekimden kurtulamıyordu. Kendi kendine fısıldadı: Demir Kara: “Bir kez daha hata yaparsam, geri dönüşü olmayacak.” Bu, Demir’in hayatında dönüm noktası olabilecek bir andı. Geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalacağı, yanlış seçimlerinin bedelini ödeyeceği bir yolculuğa adım atıyordu. Eylül, şehrin en tenha sokaklarından birinde, terk edilmiş bir depoda Demir’i bekliyordu. Gözleri karanlığa alışmış, her sesten irkilir hale gelmişti. Kapının gıcırtıyla açılması, Eylül’ün kalp atışlarını hızlandırdı. Demir içeri girdiğinde, yüzündeki ifadede hem öfke hem de bir nebze merhamet vardı. İkisi de birkaç saniye boyunca sessiz kaldı. Eylül Arman: “Biliyorum, bana güvenmiyorsun. Ama Selim Vardar sadece buzdağının görünen kısmı. Adalet Masası, düşündüğünden çok daha derin bir yapı.” Demir Kara: “Senin tarafın neresi, Eylül? Bunu bilmem gerekiyor.” Eylül, gözlerini kaçırdı. Bir an için tüm zırhını indirdi ve yumuşak bir sesle yanıt verdi: Eylül Arman: “Belki de ben bile hangi tarafta olduğumu bilmiyorum. Ama sana şunu söyleyebilirim, Selim seni yem olarak kullanıyor.” Bu açıklama, Demir’in kanını dondurdu. Eğer Eylül doğru söylüyorsa, Selim Vardar onu tamamen kandırmış olmalıydı. Demir, Eylül’ün söylediklerini sindirmeye çalışırken, Eylül ona eski bir dosya uzattı. Üzerinde “Adalet Masası- Operasyon Çark” yazılıydı. Dosyanın içindeki belgeler, üst düzey devlet yetkililerinin, polislerin ve iş insanlarının adlarıyla doluydu. Bu kişiler, hepsi bir şekilde Adalet Masası’na hizmet ediyordu. Demir Kara: “Bu ne anlama geliyor? Devlet bile mi bu işin içinde?” Eylül Arman: “Sadece devlet değil, herkes. Adalet Masası, suçun ve adaletin sınırlarını bulanıklaştırıyor. Herkesin bir dişlisi var, Demir.” Bu sözler, Demir’in kafasında şimşekler çaktırdı. Adalet Masası’nın kimseyi ayırmadığını, herkesin bir şekilde bu oyunun parçası olduğunu anladı. Ama daha büyük bir soru vardı: Kim bu masayı kurmuştu? Ve neden? O sırada Selim Vardar, lüks ofisinde bir arama yapıyordu. Telefonun diğer ucunda, yüzü görülmeyen birisi vardı. Bu kişi, Adalet Masası’nın üst düzey yöneticilerinden biriydi ve Selim’e emirler veriy…

Bölümün tamamını WritePad'de oku