KANLI ÇARK

Tuzak ve Karşı Hamle

Yazar:

KANLI ÇARK - MŞAHİNCEYLAN kitap kapağı
KANLI ÇARK kitap kapağı

Hakan Yalçın, yeni bilgileri analiz ederken, üçüncü bir gücün varlığını kanıtlayan belgeler buldu: Adalet Masası olarak bilinen gizli bir grup. Bu grup, devletin içindeki yozlaşmayı ortadan kaldırmak için gölgelerde hareket eden bir istihbarat ağıydı. Ancak onların yöntemleri, Ferit Ural’ınkilerden bile daha acımasız olabilirdi. Demir, Eylül ve Hakan, Adalet Masası’nın peşine düşerken, Meryem Korkmaz onları tuzağa çekmek için planını hazırlamıştı. İstanbul’un arka sokaklarında bir çatışma kaçınılmazdı. Kapalı bir depoda buluştuklarında, her şey kontrol altında gibi görünüyordu. Ancak Meryem, psikolojik oyunlarıyla Demir ve Eylül’ü birbirine düşürmeye çalıştı. Onları geçmişleriyle yüzleştirdi; Demir’e, ailesinin ölümünün bir kaza olmadığını ve aslında Adalet Masası tarafından gerçekleştirildiğini ima etti. “Beni öldürebilirsin, Demir,” dedi Meryem. “Ama o zaman gerçeği asla öğrenemezsin.” Bu sözler, Demir’in zihninde bir bomba etkisi yarattı. Eylül ise Demir’in gözlerindeki öfkeyi ve kırgınlığı hissetti. Onu kaybetmekten korktuğu bir anda, Demir’in intikam arzusuyla yüzleşmek zorunda kaldı. Karanlık bir gecenin ortasında, yağmur şiddetini artırırken, Eylül, Demir ve Meryem, terk edilmiş bir fabrikanın soğuk duvarları arasında sessizce ilerliyordu. Meryem’in getirdiği belgelerde, Adalet Masası’nın bu fabrikayı bir “ayak izi bırakmayan operasyon merkezi” olarak kullandığı yazılıydı. Ancak içeride ne bulacaklarını bilmiyorlardı. Demir, sessizliği bozarak fısıldadı: Demir: “Bu yer… Burası hiçbir şey ifade etmiyor gibi görünüyor. Ama neden burası, neden şimdi?” Meryem: “Çünkü burası sadece bir fabrika değil. Onların ritüellerini gerçekleştirdikleri yerlerden biri. Kanla yazılan yeminler, masum kurbanlar… Adalet Masası’nın en karanlık yüzü burada saklı.” Eylül, elindeki küçük el fenerini açtı ve duvarlarda yer alan eski sembolleri işaret etti. Kan kırmızısı renkte çizilmiş semboller; yılan, terazi ve çark… Hepsi birbirine bağlı, ama aynı zamanda tehditkâr bir uyum içindeydi. Eylül: “Bu semboller… Bunlar ne anlama geliyor?” Meryem: (sessizce) “Adalet Masası’nın adaleti, yalnızca kendi çıkarlarına hizmet eder. Ve bu semboller, onların adaletini temsil eden kutsal ritüellerin bir parçası.” Demir, köşeyi dönerken bir tuzağın farkına vardı. Zemin hafifçe titreşti. Aniden devasa bir çelik kapı arkalarından kapanarak kaçış yollarını kesmişti. Demir: “Hepiniz dikkatli olun. Bu bir tuzak.” Gizem ve Ritüeller Bir anda fabrikanın içi, loş bir kırmızı ışıkla doldu. Derinden gelen, monoton bir ilahi gibi yankılanan bir ses duydular. Ses, bir hoparlörden geliyordu ve tüyler ürpertici bir şekilde yankılanıyordu: Ses: “Hoş geldiniz, yabancılar. Adalet Masası’nın huzuruna geldiniz. Bu kutsal mekân, fedakârlık ve kanla mühürlenmiş bir adaletin sembolüdür.” Meryem’in gözleri korkuyla büyüdü. Fısıldayarak konuştu: Meryem: “Onlar burada… Bizi izliyorlar.” Demir, tabancasını sımsıkı tutarak etrafını kolaçan etti. Ancak burada düşmanın fiziksel varlığı kadar psikolojik baskısı da ağırdı. Birkaç adım ilerlediklerinde, geniş bir salonun merkezinde büyük bir çark gördüler. Çarkın etrafında yanmış mumlar, kan izleri ve eski bir tahta masanın üzerinde bir kitap vardı. Eylül: “Bu kitap da ne? Bu onların sırrı mı?” Meryem, kitaba yaklaştı ama dokunmaya cesaret edemedi. Sayfaları, kurumuş kanla çizilmiş yazılarla doluydu. Ancak bir not dikkatini çekti: “Gerçek adalet, korkuyu kabul edenlerin eseridir.” Tam o anda, başka bir ses duyuldu. Bu kez canlıydı ve onlara doğru yaklaşan bir grup adamın ayak sesleriydi. Gölgeler bir kez daha sahnedeydi. Çatışma ve Karşı Hamle Adamlar aniden fabrikaya doluştu. Hepsi maskeliydi ve ellerinde silahlar vardı. Gölgelerin lideri olduğu anlaşılan biri konuşmaya başladı: Lider: “Buraya gelmeniz cesur bir hamleydi. Ama cesaret, her zaman hayatta kalmak için yeterli değildir.” Demir, tereddütsüz şekilde ateş etmeye başladı. Çatışma tüm şiddetiyle patlak verdi. Kurşunlar karanlığı delerken Eylül, Meryem’i güvenli bir yere çekmeye çalış…

Bölümün tamamını WritePad'de oku