KANLI ÇARK

Gerçeğin Peşinde

Yazar:

KANLI ÇARK - MŞAHİNCEYLAN kitap kapağı
KANLI ÇARK kitap kapağı

Çatışmadan sağ kurtulan Demir ve Eylül, İstanbul’dan uzaklaşmak zorunda kaldılar. Birkaç gün boyunca şehir dışında, eski bir arkadaşlarının sahil evinde saklandılar. Bu kısa kaçış, ikisinin de geçmişleriyle yüzleşmelerine ve aralarındaki bağı keşfetmelerine olanak tanıdı. Sahilde, ay ışığı altında yürürken, Demir nihayet geçmişini ve kayıplarını Eylül’e anlattı. Eylül, onu sessizce dinledi ve elini tuttu. “Geçmişin acılarını değiştiremeyiz,” dedi Eylül. “Ama birlikte bir geleceğimiz olabilir.” Demir, bu sözleri duyduğunda ilk kez umutla doldu. Onun için aşk, unutulmuş bir duyguydu. Eylül’ün gözlerinde, kaybettiği her şeyi bulur gibi hissetti. “Gerçek her zaman acıtır, ama bilmemek daha da acı verir. Soru şu: Gerçeği öğrenmeye hazır mısınız?” Sislerin Ardında Sis yavaş yavaş dağılırken, Demir ve Eylül birbirlerine bakarak durum değerlendirmesi yapmaya çalıştılar. Sibel’in ihanetinin yankıları henüz zihinlerinden silinmemişti. Dosyanın kaybolması, Adalet Masası’nın bir adım öne geçtiğinin kanıtıydı. Ancak her iki karakter de bir an için durup düşünmek yerine harekete geçmek zorundaydı. Demir: “Bu iş artık sadece bir hayatta kalma mücadelesi değil. Bize oynanan oyunu çözmek zorundayız.” Eylül: “Sibel… Neden bize sırtını döndü? Yoksa bu hep planın bir parçası mıydı? Demir derin bir nefes aldı ve yere eğilerek Sibel’in kaçış sırasında bıraktığı ayak izlerini incelemeye başladı. İzler, demir yolu hattını takip ederek ormanın daha derinlerine doğru uzanıyordu. Demir: “Peşinden gitmeliyiz. Cevapları ancak onun saklandığı yerde bulabiliriz.” Eylül: “Bu bir tuzak olabilir.” Demir: “Olabilir. Ama gerçeği öğrenmek için risk almak zorundayız.” Ormanın Derinliklerinde Takip ettikleri izler, onları eski bir maden tüneline yönlendirdi. Tünelin girişindeki paslı kapı, bu yerin uzun süredir terk edilmiş olduğunu gösteriyordu. Ancak Demir’in dikkatini çeken şey, kapının yanındaki hafifçe parlayan bir kırmızı ışık oldu. Demir: “Bir güvenlik sistemi… Burada bir şeyler dönüyor.” Eylül: “Burası terk edilmiş olamaz. Bizi burada bekliyor olabilirler.” Demir dikkatlice kapının çevresindeki kabloları inceledi. Sistemi devre dışı bırakması yalnızca birkaç dakika sürdü. Kapıyı sessizce açarak tünelin içine girdiler. İçerisi karanlık ve rutubetliydi, ama zemin üzerinde taze ayak izleri vardı. Eylül: “Bu izler… Birden fazla kişi burada yürümüş. Sibel yalnız değil.” Demir: “Bunun anlamı şu: Burada bizi bekleyen daha büyük bir şey var.” Tünelin sonunda, geniş bir odaya ulaştılar. Oda, modern teknolojiyle donatılmış bir kontrol merkezi gibiydi. Ekranlar, haritalar ve bilgisayarlar her yerdeydi. Ancak asıl dikkat çeken şey, masanın üzerinde duran ve kırmızı ışıklarla parlayan bir çark şeklindeki semboldü. Eylül: “Bu… Adalet Masası’nın sembolü.” Demir: “Ve bu yer… Görünüşe göre onların operasyon merkezlerinden biri.” Tam o anda, odanın diğer ucundan bir ses duyuldu. Silahlarını kaldırdılar, ama karşılarında Sibel yerine hiç tanımadıkları bir adam duruyordu. Orta yaşlı, soğukkanlı bir ifade takınmış ve sakince onlara bakan bu adam, kendini tanıtmaya gerek görmeden konuşmaya başladı. ??? “Demir Kara ve Eylül Arman… Buraya kadar geleceğinizi biliyordum. Ama buradan sağ çıkacağınızı sanmıyorum.” Demir bir adım ileri çıktı. Demir: “Kim olduğunu bilmiyorum, ama cevabını almak istediğim çok soru var.” ??? “O zaman sormak için acele edin. Çünkü zamanınız tükeniyor.” Büyük İfşa Adamın söyledikleri, Demir ve Eylül için şok ediciydi. Adalet Masası’nın amacı, yalnızca yerel bir suç örgütü kurmak değil, uluslararası çapta devletleri manipüle ederek dünya düzenini yeniden şekillendirmekti. Bu sistemin içinde istihbarat servisleri, politikacılar ve hatta medya kuruluşları bile vardı. ??? “Sibel’in ihanetine şaşırdınız mı? O aslında hiçbir zaman sizin tarafınızda değildi. Tıpkı sizin de tam olarak masum olmadığınız gibi…” Demir’in yumruğu sıkıldı. Bu adamın söyledikleri, daha önceki hatalarını yüzüne çarpar gibiydi. Ancak Eylül’ün asıl ilgisini çeken şey, adamın cebinden çıkar…

Bölümün tamamını WritePad'de oku