KANLI ÇARK

Kelebeğin Çırpınışı

Yazar:

KANLI ÇARK - MŞAHİNCEYLAN kitap kapağı
KANLI ÇARK kitap kapağı

“Yerinde bir tabirle başkalaşım adı verilen, zihin yapısında meydana gelen değişimin ardındaki sırlardan bir tanesi de, bir başkası üzerimizde olmadık bir etki yaratmadığı ve bizi gözlerimizi açmaya zorlamadığı müddetçe yerin de göğün de çoğumuza herhangi bir şey açığa vurmadığıdır.” George Eliot, Daniel Deronda “Çark dönmeye devam edecek, evlat. Kelebek kanat çırptı bir kere.” M.ŞAHİN CEYLAN Hikâye, bir adamın (Demir Kara) sahilde yürürken eski bir tabanca bulmasıyla başlar. Bu tabanca, daha önce çözülememiş bir dizi cinayette kullanılmıştır. O an, bu silahı bulması Demir’i geçmişe sürükler ve kelebek etkisi başlar. Bu küçük olay, birbirinden bağımsız görünen bir dizi trajediyi tetikler. Demir Kara 38 yaşında, emekli bir cinayet masası dedektifi. Eşi ve çocuğunu kaybetmiş, içine kapanık bir adam. Suçlu psikolojisi üzerine uzmanlaşmış, detaylara takıntılı. Alkol ve uyku ilacı bağımlısı. Geçmişte aldığı ağır kararların ve çözemediği bir davanın pişmanlığıyla yaşıyor. Bir Not, Bir İtiraf Eylül Arman, babasının cinayetiyle ilgili bir not bulur: “Demir Kara’ya git. Sadece o çözebilir.” Eylül, yıllardır aradığı ipucuna kavuşmuştur. Ancak Demir Kara, bu davayı reddeder ve alkol batağındaki yaşamına devam etmek ister. Eylül Arman 27 yaşında gazeteci, cesur ve zeki. Babası faili meçhul bir cinayete kurban gitmiş ve Eylül, bu davayı çözmek için dedektif Demir Kara’nın peşine düşmüş. İnatçı yapısı, tehlikeleri görmezden gelmesine sebep olur. Babasının ölümü hakkında bir sırrı olduğuna inandığı bir not bulmuştur. Fadik Akay, sokakta Eylül’e yaklaşır ve garip bir şekilde babasının ismini fısıldar: “O, çarkın ilk dişlisiydi.” Fadik Akay 65 yaşında, şehir efsanelerine konu olmuş, “Delifişek Fadik” olarak bilinen evsiz bir kadın. Olayların başlangıcında bir şeyler görmüş ve bunları delice bir şekilde ifade etmeye çalışıyor. Kelebeğin Çırpınışı İstanbul, gece yarısının derinlerinde nefes alırken, karanlık bir gölge şehrin en tehlikeli sokaklarından birine sızıyordu. Yağmur, caddelerin üzerinde yankılanan bir fısıltı gibi akıyor, su birikintileri çatılardan dökülen damlalarla dolup taşıyordu. Şehir, karanlık sırlarını geceye teslim etmiş, sessiz bir uykuya dalmıştı. Ancak bu gece uyuyan bir şehir yoktu; bir suç imparatorluğunun kalbi sessizce atıyordu.

Bölümün tamamını WritePad'de oku