3.Bölüm
Yazar: Yazar_hanmm

selaamlaaarr ballarr ben geldiiim 🌸. Nasılsınızz?? oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınn keyifli okumalarr dileriiim 💖. göksel: sen orda yoksun ... Can Yücel; gitmek gerekir bazen.fazla yormadan, daha çok bıktırmadan. Eğer vaktiyse ardına bile bakmadan... ALPTEKİN Hayat bazen yapmam dediğimiz şeyleri yaptırıyordu.Ben de bunu görevde öğrenmiştim. Üniformayı giydiğim gün, bazı şeyleri arkamda bırakmam gerektiğini biliyordum,bunu bilerek giymiştim ama yıllar sonra ilk defa arkamda bıraktığım kişinin canımı bu kadar yakacağını bilmiyordum. Aslı'yı bırakırken büyük laflar etmemiştim, uzun uzun konuşmamıştım hatta sadece "Ayrılmak istiyorum" diyip bir açıklama dahi etmeden gitmiştim. Ve çok iyi biliyordum ki, telafi edebilicek bir yanımız kalmamıştı.bir şeylerin eksileceğini biliyordum ama duramamıştım. Durmak bana göre değildi; zaten askerlik biraz da devam etmeyi öğretmiyormuydu insana? Günlerim birbirine benziyordu. Nöbet, içtima, emir… Her şey netti. Keşke hisler de bu kadar net olsaydı. Bazı akşamlar askeriyenin avlusunda bir sigarayı bitirirken aklıma geliyordu. Ne yaptığını, nasıl olduğunu pek bilmiyordum.aklıma geldiği anlarda ise hemen kafamdan atmaya çalışıyordum. Aklıma gelemezdi, ne yaptığı nasıl olduğu beni ilgilendirmezdi değil mi? ayrılan benken. Yine askeriyenin bahçesinde aynı yerde oturmuş derin düşüncelere dalmıştım.parmaklarımın arasında tuttuğum bardağı ağzıma doğru götürdüm. Hava soğuktu çay içimi ısıtır diye düşünmüştüm ama aldığım soğuk tat ile yüzümü buruşturup bardağı indirdim. elimdeki çayın soğuduğunu bile fark etmiyordum. kafamın içindeki düşünceleri dağıtan telefonumun bildirim sesi oldu, kim olduğunu az çok biliyordum. Neslihan . yıllar önce rafa kaldırdığım evlilik düşüncelerimi istemesemde yeniden gün yüzüne çıkaran kadın. Neslihan: Aşkım sakın geç kalma. Biliyorsun babam bu konuda çok hassas. mesajı üstten okumuş sohbete girmemiştim. Bir saat vardı.. Bir saat sonra Neslihan'ın Şerefsiz babası ile tanışma gerçekleştirecektik. Oturduğum yerden kalktım, önce eve uğramam ardından da açık bir çiçekçi bulmam gerekiyordu. ... Sandalyeye oturduğumda sırtımı dik tutmamaya özellikle dikkat ediyordum. Hemen yanımda neslihan,karşımda babası ve solunda annesi vardı. Adamın sağ gözünün altından uzanıp yanağına ulaşan yara fazlasıyla dikkat çekiyordu.Yıldırım Albay'ın oluşturduğu yara. karşımda bir vatan haini oturuyordu. Yüzündeki yara ise yıllar önce kara cehennem diye adlandırdığımız operasyonda yıldırım Albay'ın oluşturduğu bir yaraydı. İtler unuturdu ama biz unutmazdık. Karşımdaki adama olan bakışlarım boş gibi gözüksede ben iki çift gözde kocaman nefret ve intikam duygusu yerleştirmiştim. "Sen ne iş yapıyordun? " çalışanlardan biri Taygun'un boşalan bardağını doldurup çekildi. Bakışlarımı kendisinden çekmiyordum. O ise sakinlikle önündeki eti parçalamak ile meşguldü. Sorduğu sorunun yanıtını daha fazla geciktirmemek için cevapladım. " mühendisim "bu sefer yemek yeme sırası bende beni izleme sırası ondaydı. Bakışlarıyla beni baştan aşağı süzdüğünü hissedebiliyordum. "Güzel meslek seçimi” dedi,birkaç saniyenin ardından bakışlarımız tekrar kesiştiğinde yeniden konuşmayı tercih etmişti.“ ama ben hiç anlamam o işlerden. Daha çok masa başında mı, sahada mı görev alıyorsun? ”gelmeden önce mesleğim ile ilgili sorabileceği her soruyu ihtimaller arasına almış ona göre araştırmıştım. Gerçek bir mühendis olmasamda gerektiği kadar bilgi toplamıştım. “İkisin de de görev aldığım anlar oluyor.Bazen masa başında plan, bazen sahada uygulama.” dedikten sonra yemeğime tekrar dönmüştüm ama tabağıma konan mezenin tatlı tadını beğenmeyince bırakmam da bir olmuştu. “ Hangisi daha zor?” bıraktığım çatal biraz fazla ses çıkarmış olmalıydı ki Neslihan'ın bakışları da bana döndü.ona gülümsedikten sonra yeniden Taygun'a döndüm. bir yemek yedirmemişti . Sorduğu son soruyu da cevaplayıp kurtulmak istiyordum. Bian düşündüm,Saha mı zordu masa başı mı?“ Plan yaparken hata yaparsanız, sahada ödersiniz.” Öyle değil miydi zaten kurduğumuz p…