1. Bölüm
Yazar: Valeria Mikaelson

Bu kasabaya taşınalı neredeyse 2 yıl oluyordu o zamanlar daha yeni liseye başlıyordum. Phillips Exeter Academy ’ e kayıt olmuştum. Bu kasabaya neden taşındık onu bile bilmiyordum. Ne zaman anneme ya da babama sorsam konuyu değiştiriyor, geçiştiriyorlardı. Başlarda önemsememiştim ama zaman geçtikçe bu belirsizlik içimi kemirmeye başlamıştı. Çünkü bir insan, tüm hayatını geride bırakıp sebepsiz yere başka bir kasabaya taşınmazdı. Bir gizem vardı ve ben bunu çözemiyordum. Taşındığımız evin bi bodrumu vardı. Babam oraya girmeme izin vermezdi her zaman kilitli olurdu o oda… Ne zaman nedenini sorsam ya duymamış gibi davranır ya da kısa bir cevapla konuyu kapatırdı. İlk başlarda önemsememiştim. Sonuçta her evde girilmemesi gereken bir oda olabilirdi. Ama zaman geçtikçe merakım büyümeye başladı. Özellikle geceleri… Bazı geceler alt kattan boğuk sesler geldiğini duyuyordum. Sanki biri ağır bir şeyi sürüklüyormuş gibi. Birkaç kez merdivenlerin başına kadar inmiştim ama her seferinde sesler aniden kesilmişti. Babamın bu konuda neden bu kadar katı olduğunu bilmiyordum. Bildiğim tek şey, o kapının ardında saklanan şeyin sıradan olmadığıydı. Ve bir gün o kapıyı açmanın bir yolunu bulacaktım. Arkadaşımın birden beni dürtmesi ile masadan kafamı kaldırdım “Vincent? Sen iyi misin? Dersi bile dinlemiyorsun ne oldu?” Diye sordu derin nefes alıp verdim kafamın içindeki tüm düşünceler sönerken ayağa kalktım. “Sorun yok dostum sadece….gece uyuyamadım ondan böyle oldu” diyebildim. Bu aile işleri gerçekten kafamı çok dolduruyordu. Oliver bana bakarken güldü “çocuk kandırma… sen yatağa yattığın uyuyorsun” dedi tanrım! Bu adam beni gerçekten tanıyordu sinirimi bozmuştu. Hafta sonlarını bizde geçirirdi, hatta bazen benden bile daha çok evin içinde gibiydi. Bu yüzden beni bu kadar iyi tanımasına şaşmamalıydım. “Sorgulama işte Oliver iyi hissetmiyordum sadece” en sonunda öğretmen “ikinizde kesin sesinizi” dediğinde kafamı önüme eğdim oliver ile aynı anda “pardon hocam” dedik. Göz devirdim bir kaç dakika sonra tenefüs zili çalmıştı Oliver beni tutmasın diye hızla sınıftan çıktım lavaboya doğru yürüyordum aceleyle Omuzlarımı gerip yürümeye devam ettim. Lavaboya girip aynanın karşısında durduğumda derin bir nefes verdim. Yüzüm gerçekten de kötü görünüyordu. Göz altlarım morarmış, saçlarım dağılmıştı. “İşte buradasın.” Kapının yanında beliren Oliver’a aynadan baktım. “Takip etmeyi bırakır mısın?” “Bırakırım. Önce ne olduğunu söylersen.” “Hiçbir şey olmadı.” “Yalan.”Çenem sıkıldı. Oliver kollarını göğsünde birleştirip bana baktı. Şakalaşmıyordu bu kez. Yüzündeki ifade alıştığım o rahat tavırdan çok uzaktı. İç geçirdim em sonunda patlamıştım. “Babam dün beni dolaba kilitledi sabaha kadar. Oldu mu duydun mu duymak istediğini! Rahatlamışsındır umarım” hızlıca yanından geçip gittim sınıftan çantamı alıp okuldan ayrıldım. “Vincent!” Arkamdan seslendi ama durmadım. Sınıfa girip çantamı aldım. Öğretmen bir şeyler söylüyordu ama dinlemedim. Omzuma çantamı geçirip doğrudan çıkışa yöneldim. “Vincent, nereye gidiyorsun?” Bir başka öğretmenin sesi. Duymamış gibi yaptım. Birkaç dakika sonra okulun ön kapısından çıkmıştım. Hava serindi. Ellerimi cebime sokup yürümeye başladım. Nereye gittiğimi bilmiyordum. Sadece eve gitmek istemiyordum.Telefonum cebimde titreşti. Oliver.Aramayı reddettim. Birkaç saniye sonra tekrar aradı. Yine reddettim. Sonra mesajlar gelmeye başladı. “Neredesin?” “Vincent cevap ver.” “Lütfen.” Ekrana birkaç saniye baktım. Sonunda telefonu sessize alıp cebime geri koydum. Bir parkın yanından geçerken boş bir banka oturdum. Başımı ellerimin arasına aldım. Nefes almak bile yorucu geliyordu. O ana kadar kimseye anlatmamıştım. Kimseye… Oliver’a da anlatmayı planlamamıştım. Ama onun ısrarları, uykusuzluk, yorgunluk… Hepsi üst üste gelince kontrolümü kaybetmiştim. Telefon tekrar titreşti. Bu kez mesaj değildi. Arayan annemdi. Ekrana bakarken mideme bir ağırlık çöktü. Eğer eve gitmediğimi fark etmişlerse… Ya babam öğrenirse? Parmaklarım istemsizce yumruk oldu. T…