KAN

98. BÖLÜM: İKİ KAPI ARASINDA

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

98. BÖLÜM: İKİ KAPI ARASINDA Kadim Tapınak’ın içinde açılan iki kapıdan yayılan sesler, Defne’nin kalbine aynı anda dokunuyordu. Bir taraftan annesi Lal’in sesi geliyordu. Yıllarca özlemini taşıdığı, onu her zaman koruyan o sıcak ve güçlü ses… Diğer taraftan ise babası Eren’in sesi yankılanıyordu. Hiç yaşayamadığı anların, yarım kalan bir bağın sesi… Defne olduğu yerde durdu. Ne ileri gidebiliyor ne de geri dönebiliyordu. Mazhar hemen yanına geldi. “Defne…” Genç kız ona baktı. “İkisini de kaybetmek istemiyorum.” Mazhar’ın gözlerinde hüzün vardı. “Bu yüzden kazanacaksın.” Defne şaşkınlıkla ona baktı. “Nasıl?” Mazhar hafifçe gülümsedi. “Çünkü sen hiçbir zaman yalnızca kendin için savaşmadın.” Azhan da yanlarına geldi. “Unutma.” “Annen yıllarca senin için mücadele etti.” “Baban da seni korumak için uzak kaldı.” “Onların sevgisi bir seçim yapmak zorunda kalman için değil, güçlü olman için vardı.” Arven dikkatle iki kapıya baktı. “Bu bir tuzak.” Herkes ona döndü. “Unutulan Kral, Defne’nin kalbindeki en büyük korkuyu kullanıyor.” Nergis başını salladı. “Onu seçime zorlayarak Kadim Denge’yi bozmak istiyor.” Alya yavaşça Defne’nin yanına geldi. “Belki de cevap kapılardan birini seçmek değildir.” Defne ona baktı. “Ne demek istiyorsun?” Alya, iki ışığın birleştiği yere baktı. “Biz iki farklı güç için yaratılmadık.” “Birlikte denge olmak için yaratıldık.” Tam o anda Defne’nin içindeki Üçüncü Mühür parladı. İki kapıdaki ışık aynı anda hareket etmeye başladı. Lal’in sesi yeniden duyuldu. “Defne…” “Korkma.” Eren’in sesi de diğer taraftan geldi. “Kızım…” “Senin seçimin bizim kaderimiz değil.” “Senin seçimin kendi yolun.” Defne gözlerini kapattı. Yıllardır taşıdığı korkuları düşündü. Annesini kaybetme korkusunu… Babasıyla hiç yaşayamadığı zamanların acısını… Sevdiklerini koruyamama endişesini… Sonra yavaşça gözlerini açtı. “Ben seçim yapmayacağım.” Unutulan Kral ilk kez şaşırdı. “Ne dedin?” Defne kararlı bir şekilde iki kapının arasına yürüdü. “Senin istediğin şey birini kaybetmem.” “Sen beni korkumla yönetmek istiyorsun.” “Fakat ben korkum değilim.” Kadim Tapınak titremeye başladı. Defne iki elini uzattı. Bir eliyle Lal’in olduğu kapının ışığını, diğer eliyle Eren’in olduğu kapının ışığını tuttu. Altın ve beyaz ışık birleşti. Alya da yanına gelerek gümüş ışığını bu birleşime kattı. Üç güç bir araya geldiğinde bütün tapınak sarsıldı. İlk Muhafız hayretle fısıldadı. “Kadim Denge…” “Gerçek anlamını şimdi gösteriyor.” Unutulan Kral öfkeyle bağırdı. “Hayır!” “Bu mümkün değil!” Defne gözlerini açtı. “Çünkü sen insanların kayıplarıyla güçlendin.” “Ama biz birbirimizi kaybetmekten değil, birbirimize bağlı olmaktan güç alıyoruz.” Bir anda iki kapı da tamamen açıldı. Lal ve Eren’in siluetleri ışığın içinde belirdi. Fakat ikisi de kurtulmuş değildi. Hâlâ mühürlerin içinde bağlıydılar. Unutulan Kral gülerek konuştu. “Ne kadar güzel.” “Onları gördün.” “Ama hâlâ bana ulaşamazsınız.” Defne’nin yüzündeki kararlılık değişmedi. “Yanılıyorsun.” “Çünkü artık yalnız değiliz.” O anda arkasındaki herkes güçlerini birleştirdi. Mazhar’ın kılıcı… Azhan’ın muhafız mührü… Arven’in kadim mızrağı… Nergis’in ışığı… Kael’in ruh gücü… Hepsi Defne’nin etrafında birleşti. Ancak Unutulan Kral son kez elini kaldırdı. Tapınağın en derin yerinden dev bir karanlık yükseldi. “Öyleyse…” “Gerçek gücünüzü görelim.” Karanlık gökyüzünü kaplarken, Defne ve yanındakiler ilk kez aynı anda savaşmaya hazırlandı. Çünkü artık karşılarında yalnızca bir düşman yoktu. Binlerce yıllık bir kader vardı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku