KAN

90. BÖLÜM: YEMİNİN MİRASI

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

90. BÖLÜM: YEMİNİN MİRASI Kadim Tapınak’ın taş duvarları gri sisin arasında kaybolmaya başlarken, salonun dört bir yanındaki mühürler birer birer sönüyordu. Sessizlik’in yaklaşmasıyla birlikte havadaki sıcaklık aniden düştü. Meşalelerin alevleri küçüldü, hatta bazıları tamamen söndü. Kael, zayıflayan bedenine rağmen doğrulmaya çalıştı ve endişeyle salonun girişine baktı. “Geldi…” diye fısıldadı. “Bu kez doğrudan Üçüncü Mühür’ü ele geçirmek istiyor.” Defne, Kael’in yanına yaklaştı. Artık ona bir hain gibi bakmıyordu. Gözlerinde yalnızca yıllarca tek başına taşıdığı acının izlerini görüyordu. “Bize yardım edebilir misin?” Kael acı bir gülümsemeyle başını salladı. “Ruhum bu tapınağa bağlı.” “Buradan ayrılamam.” “Ama size son görevimi yerine getirebilirim.” Arven, Kael’in karşısına geçti. “Yıllarca senden nefret ettim.” “Meğer en ağır yükü sen taşımışsın.” Kael gözlerini kapattı. “Ben de kendimi affedemedim.” Azhan yavaşça Kael’in omzuna dokundu. “Bugün gerçek ortaya çıktı.” “Artık yalnız değilsin.” Kael’in gözlerinden yıllardır akmayan bir damla yaş süzüldü. Tam o anda gri sis salonun kapısından içeri doldu. Sis ağır ağır insan şekline büründü. Sessizlik, her zamanki soğukkanlı tavrıyla karşılarında duruyordu. Bakışlarını tek tek hepsinin üzerinde gezdirdi. “Ne kadar dokunaklı…” dedi. “Gerçekleri öğrenmeniz hiçbir şeyi değiştirmeyecek.” Defne bir adım öne çıktı. “Aksine.” “Artık en büyük silahını kaybettin.” Sessizlik kaşlarını hafifçe kaldırdı. “Hangi silahımı?” “Korkuyu.” Defne kararlı bir sesle devam etti. “Bizi birbirimize düşüren yalanlar artık yok.” “Lal yalnız değildi.” “Kael hain değildi.” “Biz de artık geçmişin yüküyle değil, gerçeğin gücüyle yürüyoruz.” Sessizlik’in yüzündeki sakin ifade ilk kez bozuldu. Çünkü Defne’nin sözleriyle birlikte salondaki dört taş sütun yeniden parlamaya başlamıştı. Lal’in… Azhan’ın… Arven’in… Ve Kael’in kabartmaları altın ışıkla çevrelendi. Kael şaşkınlıkla arkasına döndü. “Bu…” Arven derin bir nefes aldı. “Muhafız Yemini…” Nergis heyecanla konuştu. “Tapınak sizi yeniden kabul ediyor.” Tam o anda Defne’nin boynundaki kolye gökyüzündeki güneş gibi parladı. Işık sütunlardan yükselerek Defne’nin etrafında birleşti. Kadim Tapınak’ın kubbesinde eski dilde yazılmış cümleler görünmeye başladı. Defne onları okuyamıyordu. Ama sözlerin anlamını kalbinde hissediyordu. Kraliçe’nin sesi, sanki çok uzaklardan yankılandı. “Muhafızlık kandan değil… Kalpten doğar.” Bu sözlerle birlikte Mazhar’ın kılıcı da altın ışıkla parladı. Mazhar şaşkınlıkla elindeki silaha baktı. “Bu da ne?” Kael gülümsedi. “Tapınak seni kabul etti.” Mazhar şaşkınlıkla Defne’ye baktı. “Ben muhafız değilim.” Kael başını yavaşça salladı. “Hayır.” “Bugüne kadar değildin.” “Ama bugün oldun.” Azhan tebessüm etti. “Demek bu yüzden seni ilk gördüğüm anda farklı hissetmiştim.” Nergis gözyaşlarını silerek konuştu. “Muhafız olmak için aynı soydan gelmek gerekmiyormuş.” Defne, Mazhar’ın gözlerinin içine baktı. “İyi ki bizimlesin.” Mazhar hafifçe gülümsedi. “Artık nereye giderseniz, ben de oradayım.” Tam o anda Sessizlik öfkeyle elini kaldırdı. Salonun ortasında dev bir gri girdap oluştu. “Yeter!” diye haykırdı. “Bir kez daha birleşmenize izin vermeyeceğim!” Girdabın içinden sayısız gölge savaşçısı çıkmaya başladı. Hepsi aynı anda Defne ve arkadaşlarına doğru ilerliyordu. Kael son gücüyle mızrağını kaldırdı. “Defne!” “Üçüncü Mühür’ün merkezine git!” “Biz onları durduracağız.” Defne başını iki yana salladı. “Sizi burada bırakamam.” Kael bu kez sert bir sesle konuştu. “Bu…” “Bir emirdir.” Defne, Arven, Azhan, Nergis ve Mazhar’ın kararlı bakışlarına baktı. Hepsi aynı şeyi söylüyordu. Git. Defne derin bir nefes aldı. Gözyaşlarını sildi. Arkasını dönerek tapınağın en iç kısmına açılan altın kapıya doğru koşmaya başladı. Tam kapıya ulaştığı anda kapının üzerinde tek bir cümle belirdi: “Gerçek Mühür, yalnızca geçmişini affedenler tarafından kurulabilir.” Defne elini yavaşça kapının üzerine koydu. Kapı ağır ağır açılırken içeriden yükselen ışık, şimdiye k…

Bölümün tamamını WritePad'de oku