KAN

81. BÖLÜM: KADİM UYANIŞ

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

81. BÖLÜM: KADİM UYANIŞ Mabedin derinliklerinden yükselen o yabancı ses, herkesin yüreğine aynı anda ağır bir ürperti bıraktı. İlk Düşman’ın öfkeli çığlıkları bile bir anda kesilmişti. Salonu kaplayan karanlık, sanki görünmeyen bir gücün karşısında geri çekiliyordu. Defne şaşkınlıkla etrafına baktı. “Bu ses…” diye fısıldadı. “İlk Düşman’a ait değil.” İlk Muhafız Kraliçesi’nin yüzündeki ifade değişti. İlk kez gözlerinde korku vardı. Dudaklarından güçlükle birkaç kelime döküldü. “İmkânsız…” Azhan hemen Kraliçe’ye döndü. “Neyi kastediyorsunuz?” Kraliçe derin bir nefes aldı. “Mühürler yalnızca İlk Düşman için yapılmadı.” Salondaki herkes sessizce ona baktı. “Yüzyıllar önce, karanlığın doğduğu gün iki kadim varlık ortaya çıktı. Biri insanların korkusundan güç alan İlk Düşman’dı. Diğeri ise insanların umudunu yok ederek yaşamlarını birbirine düşüren Sessiz Varlık’tı. Biz bütün gücümüzü İlk Düşman’ı mühürlemek için kullandık. Diğerini ise sonsuz uykuda kalması için mabedin en derin katına hapsettik.” Defne’nin nefesi kesildi. “Yani…” Kraliçe başını yavaşça salladı. “Yeni mühür kurulurken kadim enerji yeniden uyandı ve onu da uyandırdı.” İlk Düşman öfkeyle kükredi. “Hayır!” dedi. “Onun uyanmaması gerekiyordu!” Bu sözler Defne’nin dikkatini çekti. İlk kez İlk Düşman’ın sesinde korku hissediliyordu. Defne karanlığa baktı. “Sen bile ondan korkuyorsun.” İlk Düşman sessiz kaldı. Tam o anda mabedin zemini ikiye ayrıldı. Salonun tam ortasında derin bir yarık açıldı. Yarığın içinden siyah değil, koyu gri renkte yoğun bir sis yükselmeye başladı. Sis ağır ağır insan biçimini aldı. Ne tam kadın ne de tam erkekti. Yüzü sürekli değişiyor, sesi aynı anda birçok kişiye aitmiş gibi yankılanıyordu. “Ne uzun bir uykuymuş…” dedi varlık. “Dünya hâlâ insanlarla dolu…” Defne istemsizce bir adım geri çekildi. Boynundaki kolye ilk kez soğumaya başladı. Kraliçe fısıldadı. “Bu iyi değil…” Mazhar Defne’nin önüne geçti. “Kim olursa olsun, önce bizi geçmek zorunda.” Varlık, Mazhar’a baktı ve hafifçe gülümsedi. “Cesur…” dedi. “Ama gereksiz.” Elini hafifçe kaldırmasıyla Mazhar görünmez bir güç tarafından geriye savruldu. Azhan hemen onu yakaladı. “Mazhar!” Mazhar güçlükle ayağa kalktı. “İyiyim…” dedi ama nefes almakta zorlanıyordu. Lal, zincirlerin arasında gözlerini güçlükle açtı. “Defne…” diye seslendi. “Sakın öfkeye kapılma…” Defne annesine baktı, sonra yeniden karşısındaki varlığa döndü. “Sen kimsin?” Varlık yavaşça başını eğdi. “İsimler zamanla unutulur.” dedi. “Ama insanlar bana bir isim vermişti.” Salon derin bir sessizliğe büründü. Varlık gözlerini Defne’nin gözlerine dikti. “Ben…” dedi. “…Sessizlik.” Bu tek kelimeyle birlikte mabetteki bütün sesler bir anda kayboldu. Zincirlerin gürültüsü, rüzgârın uğultusu, taşların çatlama sesi… Her şey sustu. Defne kendi nefesini bile duyamıyordu. Kraliçe dehşet içinde fısıldadı. “Sesleri çalıyor…” Çünkü Sessizlik’in en büyük gücü korku değil, insanların birbirine ulaşmasını engellemekti. Eğer kimse kimsenin sesini duyamazsa, umut da zamanla yok olacaktı. Defne, Mazhar’a seslenmek istedi ama ağzından çıkan hiçbir kelime duyulmadı. Lal elini kızına uzatmaya çalıştı, fakat sesi zincirlerin arasında kayboldu. Sessizlik hafifçe gülümsedi. “Şimdi…” dedi. “Gerçek yalnızlık başlıyor.”

Bölümün tamamını WritePad'de oku