KAN

79. BÖLÜM: İLK MUHAFIZ KRALİÇESİ

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

79. BÖLÜM: İLK MUHAFIZ KRALİÇESİ Işığın içinden çıkan kadın ağır adımlarla kristalin önünde durdu. Üzerindeki beyaz ve altın işlemeli giysiler, sanki ışığın kendisinden dokunmuştu. Uzun gümüş saçları omuzlarından aşağı dökülüyor, gözleri ise gökyüzünü andıran berrak bir maviyle parlıyordu. Salondaki herkes nefesini tutmuştu. Defne, uzattığı elini yavaşça geri çekti. “Sen…” diye fısıldadı. “Kimsin?” Kadın, Defne’ye huzur veren bir gülümsemeyle baktı. “Ben, ilk muhafızların kraliçesiyim.” “Bu mabedin ilk koruyucusu… ve mühürlerin yaratıcısı.” Azhan şaşkınlık içinde dizlerinin üzerine çöktü. Başını eğerek saygıyla konuştu. “Majesteleri…” Nergis’in gözlerinden yaşlar süzüldü. “Demek efsaneler doğruymuş…” Kadın yavaşça başını salladı. “Efsaneler, gerçeğin yalnızca hatırlanabilen kısmıdır.” İlk Düşman’ın öfkeli sesi salonu doldurdu. “Sus!” Siyah dumanlar kraliçeye doğru saldırdı. Ancak kadın sadece elini kaldırdı. Avucundan yayılan altın renkli ışık, karanlığı daha ona ulaşamadan dağıttı. Salon birkaç saniyeliğine sessizliğe gömüldü. Defne hayretle olanları izliyordu. “Sen… Annemi kurtarabilir misin?” Kadının yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu. “Keşke bunu yapabilseydim.” Defne’nin umut dolu bakışları bir anda hüzne dönüştü. “Neden?” “Çünkü ben artık yaşayan biri değilim.” “Ben yalnızca bu mabedin içinde kalan son hatırayım.” Defne başını eğdi. “O zaman bana neden göründün?” Kadın Defne’ye doğru birkaç adım attı. “Çünkü mühür seni seçti.” “Mühür, yalnızca kalbi karanlığa teslim olmayan kişiye gerçek yüzünü gösterir.” Mazhar, hâlâ siyah muhafızla mücadele ederken yüksek sesle bağırdı. “Defne! Çabuk ol!” Siyah muhafız yeniden ayağa kalkmış, elindeki kılıcı öfkeyle savuruyordu. Azhan onu durdurmaya çalışırken omzundan derin bir yara aldı. Nergis korkuyla bağırdı. “Azhan!” Azhan acıya rağmen geri çekilmedi. “Lal için…” “Defne için…” “Son nefesime kadar savaşacağım.” Lal zincirlerin arasından çaresizce onları izliyordu. “Yeter…” diye fısıldadı. “Artık kimsenin benim yüzümden acı çekmesini istemiyorum.” Defne annesine döndü. “Bunu bir daha söyleme.” “Seni buradan çıkaracağım.” Kraliçe, Defne’nin omzuna hafifçe dokundu. “Kızım…” “Kristali kırmayı düşünüyorsun.” Defne kararlı bir şekilde başını salladı. “Evet.” Kraliçe gözlerini kapattı. “Eğer kristali şimdi parçalarsan…” “Lal özgür kalır.” Defne’nin yüzünde umut belirdi. “Ama…” Kraliçe’nin sesi ağırlaştı. “İlk Düşman da tamamen özgürlüğüne kavuşur.” Salondaki herkes sessizliğe gömüldü. Mazhar çarpışmanın ortasında bile Defne’ye baktı. Azhan derin bir nefes aldı. Nergis gözlerini kapattı. Defne’nin kalbi hızla çarpmaya başladı. “Başka bir yol yok mu?” Kraliçe, Defne’nin boynundaki gümüş kolyeye baktı. “Var…” “Ama o yol bugüne kadar hiç denenmedi.” Defne umutla bir adım öne çıktı. “Nedir o?” Kraliçe elini Defne’nin kolyesinin üzerine koydu. Kolyenin içindeki sembol altın renginde parlamaya başladı. “Mührü kırmak yerine…” “Yeni bir mühür oluşturabilirsin.” Defne şaşkınlıkla gözlerini açtı. “Ben mi?” Kraliçe başını salladı. “Evet.” “Ancak bunun için yalnızca cesaret yetmez.” “Sevgi, fedakârlık ve dört muhafızın iradesi tek bir güçte birleşmelidir.” Defne çevresine baktı. Lal… Azhan… Nergis… Mazhar… Hepsi ona bakıyordu. Tam o sırada salon yeniden şiddetle sarsıldı. Kristalin üzerinde derin bir çatlak oluştu. İlk Düşman’ın kahkahası mabedin kubbesinde yankılandı. “Artık çok geç…” “Son mühür de kırılıyor.” Kraliçe’nin yüzü ilk kez endişeyle gölgelendi. “Hayır…” “Artık karar verme zamanı geldi, Defne.” “Ya geçmişin yükünü taşıyacaksın…” “…ya da geleceğin ilk muhafızı olacaksın.”

Bölümün tamamını WritePad'de oku