75. BÖLÜM: SEÇİMİN BEDEL
Yazar: Bircan Mazhar

75. BÖLÜM: SEÇİMİN BEDELİ Defne, gözlerini kapatarak derin bir nefes aldı. Mazhar’ın yardım çığlığı kulaklarında yankılanmaya devam ediyordu. Kalbi ona koşmasını söylüyor, aklı ise bunun mabedin hazırladığı bir yanılsama olabileceğini fısıldıyordu. Annesinin sesi yeniden zihninde canlandı. “Korku, sana gerçeği unutturmasın.” Defne yavaşça gözlerini açtı ve olduğu yerde dönerek karanlığa seslendi. “Eğer bu bir sınavsa, beni sevdiklerimle kandıramazsın!” Sözleri boşlukta yankılanırken Mazhar’ın çığlığı bir anda kesildi. Yerini derin bir sessizlik aldı. Ardından beyaz boşluğun ortasında altın renkli kapı yavaşça aralandı. Defne birkaç adım attı, fakat tam eşiğe ulaşacağı sırada kapının önünde uzun beyaz giysiler içinde yaşlı bir adam belirdi. Elinde kristal bir asa tutuyordu. Yüzündeki çizgiler, yüzyılların yükünü taşıyormuş gibiydi. “Hoş geldin, Defne.” dedi sakin bir sesle. Defne temkinli bir şekilde durdu. “Sen kimsin?” Yaşlı adam hafifçe gülümsedi. “Ben bu mabedin ilk muhafızıyım. Yüzyıllardır burayı koruyan yeminin son tanığı.” Defne şaşkınlıkla ona baktı. “Gerçekten var mısın, yoksa sen de bir sınav mısın?” Yaşlı adam başını eğdi. “Bu soruyu sorman doğru yolda olduğunu gösteriyor.” Defne birkaç saniye sustu. “Annem nerede?” “Çok yakınında.” dedi yaşlı muhafız. “Ama ona kavuşabilmen için son bir gerçeği kabul etmelisin.” Defne’nin yüreği sıkıştı. “Nedir o?” Muhafız asasını yere dokundurdu. Altın ışık boşluğun üzerine yayıldı ve Defne’nin önünde yeni görüntüler oluştu. Lal ve Azhan yan yana duruyordu. İkisi de gençti. Gözlerinde umut vardı. Birbirlerine sevgiyle bakıyorlardı. Muhafız konuşmaya devam etti. “Lal ve Azhan birbirlerini çok seviyordu. Birlikte huzurlu bir hayat kurmayı hayal ettiler. Ancak karanlık yükseldiğinde, o hayallerinden vazgeçmek zorunda kaldılar.” Defne sessizce görüntüleri izledi. “Lal, seni korumayı seçti. Azhan ise Lal’i korumayı seçti. İkisi de aynı gün hayatlarını değil, geleceklerini feda etti.” Defne’nin gözlerinden yaşlar süzüldü. “Onlar bu kadar acı çekerken… Ben hiçbir şey bilmiyordum.” Muhafız yumuşak bir sesle cevap verdi. “Çünkü onların istediği de buydu.” Tam o sırada görüntü değişti. Genç Azhan, Lal’in ellerini tutuyordu. “Lal…” dedi hüzünle. “Ne olursa olsun Defne’yi yaşat.” Lal gözyaşları içinde başını salladı. “Söz veriyorum.” Görüntü kayboldu. Defne başını eğdi. “Artık her şeyi anlıyorum.” Muhafız dikkatle ona baktı. “Hayır.” “Henüz her şeyi bilmiyorsun.” Defne şaşkınlıkla başını kaldırdı. “Daha ne kaldı?” Muhafızın yüzündeki huzurlu ifade yavaşça ciddileşti. “İlk Düşman seni beklemiyor, Defne.” “O senden korkuyor.” Bu sözler boşlukta yankılanırken bütün beyaz dünya şiddetle sarsıldı. Altın kapının ardında zincirlerin kopma sesi duyuldu. Uzaklardan Lal’in acı dolu çığlığı yükseldi. Aynı anda mabedin dışında bekleyen Mazhar, Azhan ve Nergis de aynı sarsıntıyı hissetti. Azhan yüzünü kapıya çevirdi. “Hayır…” “Çok geç olmadan Defne’nin çıkması gerekiyor.” Fakat tam o anda kapının üzerindeki kadim mühürlerden biri büyük bir gürültüyle parçalandı. Mabedin en karanlık noktasından yükselen uğursuz bir kahkaha, taş duvarların arasında yankılanarak herkesi derin bir sessizliğe gömdü. Gerçek savaş artık geri dönülemez biçimde başlamıştı.