74. BÖLÜM: KALBİN SINAVI
Yazar: Bircan Mazhar

74. BÖLÜM: KALBİN SINAVI Defne, aynaya doğru attığı ilk adımla birlikte çevresindeki her şeyin değiştiğini hissetti. Mazhar, Nergis ve Azhan’ın sesleri yavaş yavaş uzaklaştı, mabedin taş duvarları sisin içinde kayboldu. Bir an sonra kendini bembeyaz bir boşluğun ortasında tek başına buldu. Ne kapı vardı ne de uğultu… Sadece derin bir sessizlik. Defne etrafına bakındı. “Burası neresi?” diye fısıldadı. Tam o anda tanıdık bir çocuk kahkahası duyuldu. Sesin geldiği tarafa döndüğünde küçük bir kızın çiçeklerin arasında koştuğunu gördü. Yaklaştıkça bunun çocukluğu olduğunu anladı. Küçük Defne, annesi Lal’in elini tutmuş gülüyordu. Lal, kızının saçlarını okşayarak, “Ne olursa olsun gülümsemeyi unutma.” diyordu. Defne’nin gözleri doldu. “Anne…” diye mırıldandı. Tam onlara doğru yürümek isterken görüntü bir anda dağıldı. Yerini karanlık bir gökyüzüne bıraktı. Çiçekler kurudu, toprak çatladı ve küçük Defne gözyaşları içinde tek başına kaldı. Çocuk hâli çaresizce etrafına bakıyor, “Anne… Neredesin?” diye ağlıyordu. Defne dayanamayarak ona doğru koştu ama ne kadar yaklaşmaya çalışsa da aralarındaki mesafe kapanmıyordu. Bir anda karanlığın içinden tanıdık ses yeniden yükseldi. “İşte gerçek acın…” Defne irkilerek arkasını döndü. Aynadaki karanlık yansıması karşısında duruyordu. Gözleri kıpkırmızıydı. “Yıllarca seni terk ettiğini düşündün.” dedi alaycı bir gülümsemeyle. “İçten içe ona kırgınsın.” Defne gözlerini kapattı. “Hayır.” diye fısıldadı. “Bazen geceleri onun neden gelmediğini düşündün.” diye devam etti yansıma. “Bazen onu affedemeyeceğini söyledin. Şimdi inkâr mı edeceksin?” Defne’nin omuzları titredi. Çünkü duydukları yalandan ibaret değildi. Çocukken gerçekten annesine kırılmış, neden yalnız bırakıldığını defalarca sorgulamıştı. Başını eğdi. “Evet…” dedi gözyaşları içinde. “Kırıldım… Çok kırıldım.” Karanlık yansıma gülümsedi. “İşte bu öfkeyi bana ver. Seni güçlendireyim.” Defne yavaşça başını kaldırdı. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu ama bakışları kararlıydı. “Hayır.” dedi. “Kırıldım ama artık gerçeği biliyorum. Annem beni terk etmedi… Beni yaşatmak için kendinden vazgeçti.” Yansımanın gülümsemesi kayboldu. “Yine de onu suçluyorsun.” Defne derin bir nefes aldı. “Hayır.” dedi bu kez daha güçlü bir sesle. “Ben çocukken yalnız kalmaktan korkuyordum. Ama artık onun neden gittiğini biliyorum. Bu acıyı öfkeye çevirmeyeceğim.” Karanlık yansımanın bedeni çatlamaya başladı. “Beni reddedemezsin!” diye haykırdı. Defne başını iki yana salladı. “Seni reddetmiyorum.” dedi sakin bir sesle. “Sen de benim bir parçamsın. Ama hayatımı sen yönetmeyeceksin.” O sözlerle birlikte yansıma binlerce ışık parçasına ayrılarak yok oldu. Bembeyaz boşluğun ortasında altın renkli bir kapı belirdi. Kapının ardından Lal’in sesi duyuldu. “Aferin kızım…” Defne gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Tam kapıya doğru yürümeye başlayacağı sırada arkasından Mazhar’ın çaresiz çığlığı yankılandı. “Defne! Yardım et!” Genç kız olduğu yerde durdu. Kalbi yeniden hızla çarpmaya başladı. Bir yanda annesine ulaşmasını sağlayacak kapı, diğer yanda en zor anlarında hep yanında olan Mazhar’ın yardım çağrısı vardı. Defne gözlerini kapattı. “Bu da bir sınav…” diye fısıldadı. Çünkü artık biliyordu; mabette duyduğu her ses gerçek olmayabilirdi. Vereceği karar yalnızca kendi kaderini değil, sevdiği herkesin kaderini de değiştirecekti.