71. BÖLÜM: GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL
Yazar: Bircan Mazhar

71. BÖLÜM: GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL Sabahın ilk ışıkları Karaorman’ın yoğun sisini delmeye çalışırken Defne, Mazhar ve Nergis taş kulübenin önünde sessizce duruyordu. Defne’nin aldığı kısa mola ve buz gibi dağ suyuyla yaptığı duş bedenindeki yorgunluğu biraz olsun hafifletmişti ama kalbindeki yük hâlâ aynı ağırlıktaydı. Boynundaki gümüş kolyeyi avucunun içinde sıktı, derin bir nefes aldı ve annesinin sıcak sesini hatırladı. “Korkma…” Gözlerini açtığında bakışlarındaki tereddüdün yerini kararlılık almıştı. Nergis, kulübenin kapısını son kez kapatırken hüzünle gülümsedi. “Yıllar önce ben, Lal ve Azhan da bu kapıdan birlikte çıkmıştık.” dedi. “O gün hiçbirimiz hayatımızın tamamen değişeceğini bilmiyorduk.” Defne başını ona çevirdi. “Annem burada mutlu muydu?” Nergis’in gözleri doldu. “Çok mutluydu. Azhan’ın yanındayken yüzünden gülümseme eksik olmazdı. Ama sen doğduktan sonra mutluluğunun yerini korku aldı. Seni koruyabilmek için her gün kendinden biraz daha vazgeçti.” Defne sessizce gözlerini yere indirdi. “Onu kurtaracağım.” dedi kararlı bir sesle. Mazhar, Defne’nin omzuna dokundu. “Birlikte kurtaracağız.” Nergis bastonunu yere vurdu. Kolyeden yükselen altın ışık yeniden belirerek ormanın içine uzanan dar patikayı aydınlattı. “Yol bizi çağırıyor.” dedi. Üçü ağır adımlarla yürümeye başladı. Ormanın derinliklerine indikçe ağaçların şekli değişiyor, gövdeleri eski muhafızların yüzlerine benzeyen kabartılarla kaplanıyordu. Rüzgâr her estiğinde bu taşlaşmış yüzlerden fısıltılar yükseliyordu. Defne irkilerek etrafına baktı. “Bu sesler…” Nergis yavaşça cevap verdi. “Bunlar mabedi korurken hayatlarını kaybeden muhafızların yankıları. Kimileri yol gösterir, kimileri ise yolunu şaşırtmaya çalışır.” Tam o anda ince ve tanıdık bir kadın sesi duyuldu. “Defne…” Genç kız bir anda durdu. “Anne?” Mazhar hemen kolundan tuttu. “Sakın sesin peşinden gitme.” Defne gözlerini kapatarak sesi dinledi. Bu kez ses daha yakından geldi. “Kızım…” Nergis sert bir ifadeyle konuştu. “Bu ormanda gördüğün ve duyduğun her şeye inanma. Karanlık, en çok özlediklerini kullanır.” Defne başını salladı ama kalbi annesinin sesini takip etmek istiyordu. Tam o sırada boynundaki kolye güçlü bir ışık saçtı. Işık, soldaki patikayı değil sağ taraftaki dar geçidi gösteriyordu. Mazhar şaşkınlıkla baktı. “Ses soldan geliyor ama kolye sağ tarafı gösteriyor.” Defne derin bir nefes aldı. “Annem bana düşümde ne demişti biliyor musun?” Mazhar merakla baktı. “Ne demişti?” Defne gözlerini kararlılıkla patikaya çevirdi. “‘Kendini bul.’ Eğer onun sesi gerçekten annem olsaydı beni doğru yoldan ayırmaya çalışmazdı.” Nergis gülümseyerek başını salladı. “İşte ilk gerçek kararını verdin.” Üçü kolyenin gösterdiği yola sapar sapmaz arkalarında yankılanan kadın sesi bir anda çığlığa dönüştü. Ormanın içini sarsan o ses, saniyeler içinde boğuk bir kahkahaya dönüştü. Mazhar kılıcını çekti. “Az önce duyduğumuz…” Nergis cümleyi tamamladı. “…Lal değildi.” Patikanın sonunda dev taş sütunlar görünmeye başladı. Sütunların üzerinde Defne’nin kolyesindeki sembolle aynı işaretler parlıyordu. Ortada ise siyah demirden yapılmış, devasa bir kapı yükseliyordu. Kapının iki yanında taş muhafız heykelleri vardı. Defne kapıya birkaç adım kala durdu. Kolyenin ışığı giderek güçleniyor, kalbi her zamankinden daha hızlı atıyordu. Tam elini kapıya uzatacağı sırada iki taş muhafızın gözleri bir anda altın renginde parladı. Yüzyıllardır hareketsiz duran dev heykeller ağır ağır canlanırken bütün orman sarsıldı. Derinden gelen tok bir ses kapının önünde yankılandı. “Zincirler Mabedi’ne yalnızca gerçeği taşıyanlar girebilir. Söyleyin… Hanginiz gerçeği biliyor?” Defne, Mazhar ve Nergis birbirlerine baktılar. O ana kadar bildiklerinin yalnızca başlangıç olduğunu ilk kez gerçekten hissediyorlardı. Gerçek sınav ise şimdi başlıyordu.