KAN

69. BÖLÜM: YILLARIN ARDINDAKİ GERÇEK

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

69. BÖLÜM: YILLARIN ARDINDAKİ GERÇEK Kulübenin içine dolan siyah duman ağır ağır dağılırken uğursuz ses de bir anda kesildi. Defne hızla kapıya koştu, dışarı baktı ama ormanda yine ölüm sessizliği vardı. “Ortaya çık!” diye bağırdı. “Saklanmayı bırak!” Cevap gelmedi. Sadece rüzgâr, ağaçların dallarını hışırdatıyordu. Mazhar kılıcını sıkıca kavrayıp etrafı kontrol etti. “Gitmiş…” dedi alçak sesle. Nergis ise olduğu yerde donup kalmıştı. Yüzü bembeyaz olmuş, gözleri yıllar öncesine dalmış gibiydi. Defne yavaşça ona döndü. “Nergis…” dedi titrek bir sesle. “Az önce duyduğumuz doğru muydu?” Yaşlı kadın gözlerini kapattı. Uzun süre konuşmadı. Sonunda derin bir nefes alarak başını kaldırdı. “Evet…” dedi. “Azhan’ın ölümü hiçbir zaman kesinleşmedi.” Defne şaşkınlıkla bir adım yaklaştı. “Bize her şeyi anlat.” Nergis, kulübenin köşesindeki eski sandalyeye oturdu. “O gece…” diye başladı. “İlk Düşman’ın hizmetkârları mabedi kuşattığında Lal ile Azhan omuz omuza savaşıyordu. Ama karanlık onların gücünü kıramayınca başka bir yol seçti. Lal’i değil, Azhan’ı hedef aldı.” Mazhar dikkatle dinliyordu. “Sonra ne oldu?” Nergis’in sesi hüzünle titredi. “Azhan, Lal’in önüne geçti. Ölümcül darbeyi kendisi aldı. Hepimiz onun yere düştüğünü gördük. Ardından karanlık bütün mabedi sardı. Göz gözü görmüyordu. Sis dağıldığında Azhan ortada yoktu.” Defne şaşkınlıkla sordu. “Yani cesedi hiç bulunamadı?” “Hayır.” dedi Nergis. “Bu yüzden yıllarca öldüğünü sandık. Çünkü başka bir ihtimal düşünmek bile istemedik.” Defne elindeki fotoğrafa baktı. “Peki ya şimdi?” Nergis gözlerini kapıya çevirdi. “Şimdi biri onun adını özellikle anıyorsa bunun bir sebebi vardır.” Mazhar kaşlarını çattı. “Yani Azhan yaşıyor olabilir.” Nergis başını yavaşça salladı. “Belki yaşıyor… Belki de karanlık onu bambaşka birine dönüştürdü.” O anda kulübenin içindeki eski aynanın yüzeyi dalgalanmaya başladı. Üçü de şaşkınlıkla aynaya döndü. Aynanın içinde önce karanlık bir sis belirdi, ardından zincirlerle bağlı bir adamın silueti seçilmeye başladı. Adam yavaşça başını kaldırdı. Yüzü yaralar içindeydi ama gözleri hâlâ aynıydı. Nergis’in dudaklarından tek bir isim döküldü. “Azhan…” Aynanın içindeki adam sanki onları duyuyormuş gibi dudaklarını güçlükle araladı. “Defne…” diye fısıldadı. “Lal’i… Kurtarın…” Sesi bir anda kesildi. Kalın zincirler gerildi, karanlık kollar adamı yeniden sisin içine çekti ve ayna büyük bir gürültüyle çatladı. Defne nefesini tutmuştu. “O yaşıyor…” diye fısıldadı. Nergis gözlerinden süzülen yaşları silerken başını eğdi. “Evet… Ama artık zamanımız çok az.” Tam o anda Defne’nin boynundaki gümüş kolye yeniden parladı. Kolyeden çıkan altın ışık kulübenin kapısını gösterdi. Dışarıda, daha önce görünmeyen dar bir patika ortaya çıkmıştı. Nergis ağır adımlarla ayağa kalktı. “Bu yol…” dedi sessizce. “Bizi Zincirler Mabedi’ne götürüyor.” Defne kararlı bir ifadeyle Mazhar’a baktı. “Önce annemi, sonra Azhan’ı kurtaracağız.” Mazhar tereddüt etmeden başını salladı. “Sonuna kadar yanındayım.” Üçü birlikte kulübeden çıkarken ormanın derinliklerinde görünmeyen biri onları izliyordu. Siyah pelerininin altında belli belirsiz gülümseyen bu gizemli kişi, alçak bir sesle kendi kendine fısıldadı: “Bir adım daha yaklaşın… Çünkü bütün yollar sonunda bana çıkıyor.” Ormanın üzerine çöken karanlık biraz daha koyulaşırken, kaderin yıllardır sakladığı sırlar birer birer gün yüzüne çıkmaya başlıyordu.

Bölümün tamamını WritePad'de oku