64. BÖLÜM: KARAORMAN’IN EŞİĞİ
Yazar: Bircan Mazhar

64. BÖLÜM: KARAORMAN’IN EŞİĞİ Defne ile Mazhar, sabahın ilk saatlerinde Karaorman’a doğru ilerlerken yol boyunca neredeyse hiç konuşmadılar. Havanın ağırlaşması, gökyüzünü kaplayan koyu bulutlar ve ağaçların arasından yükselen uğultu, yaklaştıkları yerin sıradan bir orman olmadığını hissettiriyordu. Ormanın girişine vardıklarında Defne bir anda durdu. “Hissediyor musun?” diye fısıldadı. Mazhar etrafına bakındı. “Neyi?” Defne gözlerini kapattı. “Birileri bizi izliyor.” O sözlerin ardından çalılıkların arasından yaşlı bir kadın yavaşça ortaya çıktı. Üzerinde koyu yeşil bir pelerin vardı. Bembeyaz saçları omuzlarına dökülüyor, elindeki uzun bastona oyulmuş eski semboller loş ışıkta parlıyordu. Kadın, Defne’ye uzun uzun baktıktan sonra derin bir nefes aldı. “Demek sonunda geldin.” Defne temkinli bir adım attı. “Beni arayan siz miydiniz?” Yaşlı kadın başını salladı. “Evet.” Mazhar hemen Defne’nin önüne geçti. “Önce kim olduğunuzu söyleyin.” Kadın hafifçe gülümsedi. “Benim adım Nergis. Annen Lal ile aynı yemini eden son muhafızlardan biriyim.” Defne’nin gözleri şaşkınlıkla açıldı. “Annemi tanıyor musunuz?” Nergis’in bakışları hüzünle doldu. “Onu yalnız tanımıyorum… Onunla birlikte savaştım.” Defne heyecanla kadına yaklaştı. “O nerede? Yaşıyor mu?” Nergis cevap vermeden önce başını önüne eğdi. “Yaşıyor… Ama zamanı tükeniyor.” Defne’nin yüzü soldu. “Ne demek bu?” Yaşlı kadın bastonunu toprağa vurdu. O anda ormanın zemininde eski semboller belirmeye başladı. “Lal, kadim kapının son mührünü korumak için kendi ruhunu zincirledi. Eğer mühür tamamen kırılırsa hem annen özgürlüğünü kaybedecek hem de İlk Düşman yeniden dünyaya dönecek.” Mazhar şaşkınlıkla, “O hâlde onu hemen kurtarmalıyız.” dedi. Nergis sert bir ifadeyle başını iki yana salladı. “Bu kadar kolay olsaydı yıllar önce yapardık.” Defne öfkeyle, “O zaman bana neden haber verdiniz?” diye sordu. Nergis gözlerini Defne’nin gözlerine dikti. “Çünkü bunu yalnızca sen başarabilirsin.” Defne’nin nefesi kesildi. “Ben mi?” “Evet. Lal’in kanını taşıyan tek kişi sensin. Kapıyı açacak da kapatacak da sensin.” Defne geri çekildi. “Hayır… Ben bunu istemedim.” Nergis’in sesi yumuşadı. “Kader, istek sormaz Defne.” Tam o anda ormanın derinliklerinden kulakları sağır eden bir kükreme yükseldi. Yeryüzü sarsılırken kuşlar gökyüzüne doğru kaçıştı. Mazhar refleksle Defne’nin kolunu tuttu. “Bu da neydi?” Nergis’in yüzündeki ifade bir anda değişti. “Geç kaldık…” dedi titreyen bir sesle. “İkinci mühür de kırıldı.” Aynı anda kilometrelerce ötede zincirlerle çevrili taş çemberin içinde bulunan Lal acıyla haykırdı. Bileklerindeki kadim zincirler birer birer çatlamaya başlamıştı. Ancak bu özgürlüğün değil, yaklaşan felaketin habercisiydi. Karanlığın içinden yükselen boğuk bir kahkaha bütün ormanı sardı. “Hoş geldin, Defne…” dedi yankılanan ses. “Seni yıllardır bekliyordum.” Defne ürpererek sesin geldiği yöne baktı. Yumruğunu sıktı ve korkusuna rağmen tek bir adım öne çıktı. “Anneme ulaşmadan beni hiçbir güç durduramayacak.” Karanlığın içindeki kızıl gözler yavaşça açıldı ve uğursuz ses son kez yankılandı. “Öyleyse gel… Gerçek savaşın başladığı yere.”