62. BÖLÜM: ÇAĞRI
Yazar: Bircan Mazhar

62. BÖLÜM: ÇAĞRI Akşam saatlerinden beri Defne’nin huzursuz olduğunu fark eden Mazhar, onu yalnız bırakmamıştı. Gün boyunca Defne’nin dalgın tavırları, sık sık aynı noktaya dalıp gitmesi ve “Bir şey olacak.” demesi Mazhar’ın içini kemirmişti. Bu yüzden gece olduğunda evden ayrılmamış, salondaki koltukta beklemeyi tercih etmişti. Defne ise odasına çekilmiş olmasına rağmen bir türlü uyuyamamış, annesinin rüyasının bıraktığı ağırlık kalbinden silinmemişti. Tam gözlerini kapattığı anda göğsünde yanan mühür yeniden parladı. Şiddetli bir acıyla doğrulurken istemsizce çığlık attı. Bu sesi duyan Mazhar saniyeler içinde odanın kapısını açarak içeri girdi. “Defne!” diye seslendi telaşla. “İyi misin? Ne oldu?” Defne nefes nefese ona baktı. “Annem… Annemin sesini duydum.” Mazhar yatağın yanına çömeldi. “Sakin ol. Belki gördüğün rüyanın etkisidir.” Defne başını kararlılıkla iki yana salladı. “Hayır. Bu sadece bir rüya değildi. Bana ulaşmaya çalışıyordu. Bunu hissedebildim.” Mazhar, Defne’nin titreyen ellerini tuttu. “O zaman bunu birlikte çözeceğiz. Seni bir daha yalnız bırakmayacağım.” Defne tam cevap verecekken evin lambaları bir anda titremeye başladı. Ardından bütün bina karanlığa gömüldü. İkisi de irkilerek ayağa kalktı. “Elektrikler kesildi galiba.” dedi Mazhar. Defne derin bir nefes aldı. “Hayır… Bu karanlığı hissediyorum.” Tam o sırada koridordan ağır adımlar duyuldu. Tak… Tak… Tak… Mazhar refleksle Defne’nin önüne geçti. “Kim varsa ortaya çıksın!” diye bağırdı. Kapı kendiliğinden yavaşça açıldı. Koridorun sonunda siyah bir siluet belirdi. Gözleri kor gibi yanıyordu. Defne ürpererek, “Sen kimsin?” diye sordu. Siluet yankılanan bir sesle cevap verdi. “Ben düşmanın değilim… Ben çağrıyım.” Mazhar sertçe karşılık verdi. “Ne istiyorsun?” Siluet gözlerini Defne’den ayırmadan konuştu. “Annen uyandı.” Defne’nin nefesi kesildi. “Ne dedin?” “Lal artık saklanmıyor. Mühürler çözülmeye başladı. İlk kapı açıldı.” Mazhar öfkeyle, “Yalan söylüyorsun!” diye bağırdı. Siluet alaycı bir gülümsemeyle, “Gerçek, inkâr edilse de değişmez.” dedi. Ardından avucunda altın renkli eski bir sembol belirdi. Aynı anda Defne’nin göğsündeki mühür ışıldadı ve genç kız acıyla dizlerinin üzerine çöktü. “Defne!” diye bağıran Mazhar hemen ona sarıldı. Siluet son kez konuştu. “Onu bulmak istiyorsan geçmişin gömüldüğü yere gel. Orada yalnızca anneni değil, gerçek kaderini de bulacaksın.” Sözleri biter bitmez karanlık dağıldı, ışıklar yeniden yandı ve siluet yok oldu. Mazhar endişeyle Defne’ye baktı. “Nereye gidersen git, bu kez seni yalnız bırakmayacağım.” Defne gözlerindeki yaşları silerek kararlı bir şekilde başını kaldırdı. “O zaman hazırlan, Mazhar. Çünkü bu yolun sonunda ya annemi bulacağım… ya da yıllardır bizden saklanan bütün gerçekleri.” Uzaklarda eski bir tapınağın taş kapısı ağır ağır açılırken, karanlığın içinden yükselen uğultu yaklaşan savaşın artık başladığını haber veriyordu.