61. BÖLÜM: UYANAN BAĞ
Yazar: Bircan Mazhar

61. BÖLÜM: UYANAN BAĞ Kısa bir sessizlik odanın içine çökerken Lal, avuçlarını pencerenin soğuk camına yasladı. Gökyüzünü örten siyah bulutların arasında bir anlığına beliren solgun ay ışığı, sanki ona görünmeyen bir işaret veriyordu. Kalbinin derinliklerinde yıllardır susturmaya çalıştığı o tanıdık his yeniden uyanmıştı. Defne’nin ruhuyla arasında kopmayan bağ, bu gece her zamankinden daha güçlü atıyordu. Gözlerini kapattığında kızının nefesini, korkusunu ve içinde büyüyen gücü hissedebiliyordu. Aynı anda, çok uzaklarda, mühürlerin ardında bekleyen kadim karanlık da hareketlenmişti. Sanki iki farklı kader aynı anda uyanıyor, yaklaşan fırtınanın ayak sesleri bütün evrene yayılıyordu. Lal derin bir nefes aldı, eski sandığın bulunduğu odaya doğru ağır adımlarla yürüdü. Sandığın kapağını açtığında yıllardır dokunmadığı kadim bir mühür taşı, solgun mavi bir ışıkla parlamaya başladı. Taşın üzerinde yalnızca soylarının okuyabildiği eski semboller belirirken Lal’in yüzü ciddileşti. Kehanetin son satırları zihninde yankılandı: “Anne uyandığında kızının kaderi değişmeye başlar; fakat bunun bedeli geçmişin yeniden dirilmesidir.” O an bunun artık kaçınılmaz olduğunu anladı. Saklanarak Defne’yi koruyamayacağını, tam aksine onun yanında durması gerektiğini biliyordu. Elini mührün üzerine koyduğu anda avucunda sıcak bir yanma hissetti ve odanın içini güçlü bir ışık doldurdu. Aynı saniyede, kilometrelerce uzakta uyumaya çalışan Defne aniden irkilerek gözlerini açtı. Kalbi hızla çarpıyordu; sanki biri adını fısıldamıştı. Göğsünün üzerinde beliren ince altın renkli ışık, annesinin yıllar önce ona fark ettirmeden bıraktığı koruyucu mührün yeniden canlandığını gösteriyordu. Defne bunun ne anlama geldiğini bilmese de ilk kez kendini tamamen yalnız hissetmedi. O sırada Lal gözlerinden süzülen yaşları silerek kararlı bir sesle fısıldadı: “Bekle kızım… Bu kez sana ulaşacağım. Kader bizi ayırmaya çalışsa da bir anne ile kızının arasındaki bağı hiçbir karanlık koparamaz.” Tam o anda, görünmeyen bir boşlukta iki kızıl göz yavaşça açıldı. Kadim düşmanın boğuk sesi karanlığın içinden yankılandı: “Sonunda uyandın, Lal… O hâlde gerçek savaş şimdi başlıyor.” Bu sözlerle birlikte evrenin derinliklerinde mühürlerden biri ilk kez çatırdadı. Sessizlik, yaklaşan fırtınanın habercisi gibi her yeri sararken, ne Lal ne de Defne artık geri dönüşün mümkün olmadığını biliyordu. Çünkü kader, ilk hamlesini yapmıştı.