KAN

60. BÖLÜM: Lal'in Rüyası

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

60. BÖLÜM: Lal'in Rüyası Lal, gecenin sessizliğinde derin bir uykuya daldığında kendisini yıllar önce unuttuğu bir yerde buldu. Etrafında sonsuz bir beyazlık vardı; ne zamanın sesi vardı ne de dünyanın gürültüsü. Sanki bütün hayatı o anın içinde durmuştu. Yavaşça yürümeye başladığında uzakta küçük bir ışık gördü. Işığa yaklaştıkça bunun bir anı olduğunu fark etti. Karşısında genç haliyle kendisini gördü; kucağında küçük Defne vardı. Lal, kızının küçücük ellerini tuttuğu o günü hatırladı. O zamanlar içinde büyük bir korku vardı, çünkü Defne'nin kaderinin ne kadar ağır olduğunu biliyordu. Ama yine de onu bırakmak zorunda kalmıştı. Rüyadaki Lal, geçmişteki kendisine baktı ve sessizce ağladı. "Onu korumak için gittin," dedi bir ses. Lal etrafına baktı ama kimseyi göremedi. "Ama bir anne için çocuğundan uzak kalmak en büyük savaştır." Lal'in gözlerinden yaşlar süzüldü. "Ben onu hiç bırakmadım," dedi. "Sadece yaşayabilmesi için kendimden vazgeçtim." O anda rüyanın içindeki dünya değişti. Karanlık bir gölge ortaya çıktı ve yavaşça Lal'e yaklaştı. Bu, yıllar önce mühürlenen İlk Düşman'ın yankısıydı. "Sen de biliyordun," dedi karanlık. "Defne'nin bir gün kapıyı açacağını." Lal ona baktı. "Biliyordum." "Peki neden onu durdurmadın?" diye sordu karanlık. Lal'in yüzünde hüzünlü ama güçlü bir ifade oluştu. "Çünkü onun kaderi korkuyla yönetilmek değildi. O, seçim yapmayı öğrenmeliydi." Karanlık sessiz kaldı. Çünkü Lal'in sözlerinde korkudan daha güçlü bir şey vardı; inanç. Sonra rüyanın içinde Defne belirdi. Artık küçük bir çocuk değildi. Güçlü, kararlı ve gözlerinde geçmişin bütün izlerini taşıyan genç bir kadındı. Lal ona yaklaşmak istedi ama aralarında görünmez bir engel vardı. "Defne..." diye fısıldadı. Defne annesine baktı. "Beni neden yalnız bıraktın?" Bu soru Lal'in kalbini parçaladı. Yıllardır içinde sakladığı en büyük acı buydu. Ona doğru uzandı. "Seni yalnız bırakmadım kızım." "Her adımında yanındaydım." "Her düştüğünde kalbim seninle düştü." Defne'nin gözlerinden yaşlar süzüldü. "Seni çok özledim." Lal ağlayarak gülümsedi. "Ben de seni her gün özledim." Tam o anda rüyanın gökyüzünde çatlaklar oluşmaya başladı. Karanlık yeniden yaklaşırken Lal, Defne'nin önüne geçti. "Hayır." "Bu kez onu alamayacaksın." Karanlık güldü. "Artık onun seçimi başladı." Lal başını kaldırdı. "Evet." "Ama onun içinde benim sevgim de var." Rüya sarsılmaya başladı. Defne annesine uzandı. "Gitme." Lal kızının elini tutmak istedi ama parmakları birbirine ulaşmadan önce görüntü parçalanmaya başladı. "Defne..." dedi son kez. "Unutma." "Sen sadece bir kaderin taşıyıcısı değilsin." "Sen benim umudumsun." Lal bir anda karanlık ve ışığın arasında kayboldu. Uyandığında gözleri yaşlıydı. Uzun süre sessizce tavana baktı. Kalbindeki ağırlığı hissediyordu. Çünkü gördüğü rüyanın sadece bir rüya olmadığını biliyordu. Defne büyük bir savaşın içindeydi ve Lal uzakta olsa bile onun yanında olması gerektiğini hissediyordu. Pencereye doğru yürüdü. Dışarıdaki karanlık gökyüzüne baktı ve sessizce fısıldadı: "Dayan kızım." "Annen hâlâ burada."

Bölümün tamamını WritePad'de oku