KAN

48. Bölüm: Kalbin Mührü

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

48. Bölüm : Kalbin Mührü Son Kapı’nın üçüncü yuvası, Defne’nin kalbinin ritmiyle birlikte ışıldamaya devam ediyordu. Her atışta… Taş duvarların arasından ince altın damarlar yayılıyor… Hatırlayan Taşlar usulca titreşiyor… Yer altı nehrinin suları, görünmeyen bir ayın çekimine kapılmış gibi ağır ağır yükseliyordu. Defne göğsünü tuttu. Kalbi yalnızca hızlı atmıyordu. Sanki yüzyıllardır susmuş başka bir kalbin sesi de onunkiyle birlikte çarpıyordu. Kapının ardındaki yaşlı ses yeniden duyuldu. Bu kez çok daha yakından… Sanki taşın ötesinden değil, Defne’nin kendi ruhundan konuşuyordu. “Yemin…” “…zorla verilmez.” “Yemin…” “…özgür iradeyle doğar.” Salonun üzerine yeniden sessizlik çöktü. Yaşayan Son Muhafız diz çöktü. Başını eğdi. Yüzyıllardır ilk kez bir koruyucu gibi değil, yalnızca bir insan gibi konuştu. “İlk Anne bizi uyarmıştı.” “Hiç kimseyi son yemin için zorlamayın, demişti.” “Çünkü zorla edilen bir fedakârlık…” “…karanlığı mühürlemez.” “…onu büyütür.” Bu sözler duyulur duyulmaz Unutuş’un Elçisi acıyla bağırdı. Göğsündeki siyah çatlaklardan mor ışıklar fışkırdı. İki eliyle başını tuttu. “Sus…” “Onu söyleme…” “Ben o sözleri hatırlamak istemiyorum.” Defne yavaşça ona doğru yürüdü. Azhan hemen arkasından seslendi. “Defne!” “Dikkat et!” Fakat Defne durmadı. Artık Elçi’nin içinde iki farklı iradenin savaştığını açıkça görebiliyordu. Bir tarafta karanlık… Diğer tarafta ise hâlâ teslim olmamış bir insan. Defne, birkaç adım uzağında durdu. “Adın neydi?” Elçi irkildi. Uzun süre cevap vermedi. Sonra dudakları titredi. “Adımı…” “…kimse sormadı.” “Yüzlerce yıldır…” “…kimse.” Defne bir adım daha yaklaştı. “Ben soruyorum.” “Gerçek adın neydi?” Mor ışık bir anlığına söndü. Elçi’nin gözlerinden yaşlar süzüldü. Çatallı sesi yavaş yavaş insan sesine dönüştü. “Aras…” Bu isim salonun içinde yankılandı. Tam o anda Hatıra Suyu kabardı. Suyun yüzeyinde yeni bir görüntü belirdi. Genç bir adam… İlk Anne’nin yanında yürüyordu. Yüzünde umut vardı. Elinde çocuklara eski yazıları öğretiyor, Hatırlayan Taşlar’ın üzerine yeni semboller işliyordu. İlk Anne ona gülümsedi. “Aras…” “Bir gün senden daha güçlü öğrenciler gelecek.” Genç adam da gülümsedi. “Yeter ki onlar birbirlerini unutmasın.” Görüntü dağıldı. Salon yeniden ortaya çıktı. Nare gözlerini kapattı. “Aras…” “Onun adını gerçekten unutmuşuz.” Yaşayan Son Muhafız’ın sesi titriyordu. “Biz onu yalnızca Unutuş’un Elçisi olarak hatırladık.” “İnsan olduğunu unuttuk.” Bu sözlerle birlikte Aras’ın bedenindeki karanlık ilk kez gerilemeye başladı. Siyah duman omuzlarından ayrılıyor, taş zemine düştüğü yerde sessizce dağılıyordu. Fakat aynı anda Son Kapı şiddetle sarsıldı. Üçüncü yuvanın içinden koyu gri bir ışık yükseldi. Kapının ardındaki ses bu kez aceleyle konuştu. “Çabuk…” “Karanlık onu sonsuza dek kaybetmeden önce…” “…yemin tamamlanmalı.” Defne kapıya baktı. Sonra Aras’a… Sonra avuçlarındaki iki emanete… Artık anlamıştı. Son yuvaya yerleşecek olan şey ne anahtar, ne mühür, ne de bir insan bedeniydi. Oraya yerleşmesi gereken… Affedilmiş bir kalpti. Defne yavaşça Aras’ın karşısına geçti. Elini uzattı. “Geri dön.” “Geçmişini değiştiremezsin.” “Ama onun seni sonsuza kadar tanımlamasına izin vermek zorunda değilsin.” Aras titreyen eliyle Defne’nin eline dokundu. İki el birbirine değer değmez… Gümüş anahtar göğe yükseldi. Mavi kristal mühür onun etrafında dönmeye başladı. Üçüncü yuvadan yükselen gri ışık altın rengine dönüştü. Bütün arşiv aynı anda derin bir nefes aldı. Ve Son Kapı’nın taş yüzeyinde, daha önce görünmeyen son cümle belirdi: “Hatırlayan, affedebildiği sürece ışığı taşır.” Kapının üç yuvası da ilk kez aynı anda parladı. Derinlerden gelen kilit sesleri bütün yapıyı doldurdu. Yüzyıllardır kapalı kalan Son Kapı… Milim milim aralanmaya başladı. Fakat açılan boşluğun ardından ışık değil… Uçsuz bucaksız, yıldızlarla dolu bir gökyüzü görünüyordu. Ve o sonsuz karanlığın ortasında, beyaz giysili bir kadın sessizce onları bekliyordu. İlk Anne… Sonunda, yaşayanların dünyasına bir adım kalacak kadar yaklaşmı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku