KAN

42. Bölüm: Karanlığın Elçisi

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

42. Bölüm: Karanlığın Elçisi Muhafız’ın akan su gözlerinde beliren endişe, taş salonun üzerine çöken sessizlikten daha ağırdı. Yer altı nehrinin çekilmiş yatağından yükselen karanlık varlık, etrafındaki ışığı bile içine çekiyordu. Onun çevresinde duran taşlar soluyor, duvarlara işlenmiş kadim semboller bir anlığına silikleşiyor, havadaki sıcaklık hızla düşüyordu. Maskeli lider dizlerinin üzerinde nefes nefeseydi. Göğsündeki siyah mühür artık tamamen parçalanmış, geriye yalnızca çatlaklarla örülü siyah bir halka kalmıştı. Yüzündeki maske de ikiye ayrılarak yere düştü. İlk kez yüzü görünüyordu. Derin yara izleriyle kaplıydı. Bir zamanlar genç sayılabilecek yüzü, yıllarca karanlığın içinde yaşamış bir insanın yorgunluğunu taşıyordu. Fakat gözleri artık ona ait değildi. Kor gibi yanan mor ışık, iradesinin çoktan elinden alındığını gösteriyordu. Karanlık varlık ağır ağır başını kaldırdı. Salonun içindeki herkesin üzerinden tek tek geçti bakışları. Sonunda gözleri Defne’nin üzerinde durdu. Derin, çatallı sesi taş kubbelerde yankılandı. “Hatırlayanların son mirasçısı…” “…nihayet önümde.” Defne, köprünün ikinci basamağında duruyordu. İçindeki korkuyu bastırarak doğruldu. “Sen kimsin?” Varlık birkaç adım ilerledi. Attığı her adımda taş zeminde siyah çatlaklar oluşuyor, çekilmiş olan yer altı nehri bile bulunduğu yerde geri çekiliyordu. “İsimler…” “…beni anlatmaya yetmez.” “Fakat İlk Anne…” “…beni Unutuş’un Elçisi diye çağırırdı.” Bu sözler duyulur duyulmaz Nare’nin yüzü soldu. Azhan istemsizce kılıcını daha sıkı kavradı. Yaşayan Son Muhafız bastonunu iki eliyle tuttu. “Yüzyıllar önce mühürlenmişti.” Unutuş’un Elçisi başını hafifçe yana eğdi. “Mühürler…” “…sonsuz değildir.” Sonra bakışlarını tekrar Defne’ye çevirdi. “Senin gelişin…” “…beni özgür bıraktı.” Defne’nin nefesi kesildi. “Ben mi?” “Hayır.” Yaşayan Son Muhafız sert bir sesle araya girdi. “Onun sözlerine inanma.” “Karanlık her zaman gerçeğin yalnızca işine gelen kısmını söyler.” Elçi hafifçe gülümsedi. “Öyle mi?” Sağ elini havaya kaldırdı. Parmaklarının arasından siyah duman yükseldi. Duman salonun tavanına ulaştığında yavaşça şekillenmeye başladı. Defne’nin gözlerinin önünde yeni bir görüntü oluştu. Kadim çağlar… Büyük bir taş meydan… Ortada İlk Anne… Etrafında yedi muhafız… Ve onların tam karşısında, zincirlerle bağlanmış genç bir adam. Defne dikkatle baktı. Genç adamın yüzü… Şimdi karşılarında duran Elçi’nin yüzüydü. Ama gözlerinde karanlık yoktu. Yorgundu. Yaralıydı. Fakat insandı. İlk Anne ona yaklaştı. Avucunu adamın alnına koydu. “Kalbindeki ışık sönmedi.” Adam acıyla başını eğdi. “Fakat onu durduramıyorum.” İlk Anne gözlerini kapattı. “Karanlığı öldüremem.” “Ama onu uyutabilirim.” Bir anda yedi muhafız aynı anda mühürlerini kaldırdı. Altın ışık gökyüzüne yükseldi. Genç adamın etrafını sardı. Görüntü tam mühür kapanırken dağıldı. Salon yeniden ortaya çıktı. Defne’nin zihni karışmıştı. “Sen…” “…eskiden bir muhafız mıydın?” Elçi uzun süre cevap vermedi. Sonunda sesi beklenmedik kadar sakindi. “Ben…” “…İlk Anne’nin ilk öğrencisiydim.” Bu söz salonda yankılandı. Azhan şaşkınlıkla geri çekildi. Nare gözlerini kapattı. Sanki korktuğu gerçeği sonunda duymuştu. Elçi devam etti. “Hatırlamayı insanlara ben öğrettim.” “Ve…” “…unutmayı da.” Defne’nin avucundaki gümüş anahtar yeniden ısındı. Fakat bu kez içindeki sıcaklığa hüzün karışmıştı. Çünkü anahtar… Elçi’nin sözlerini yalanlamıyordu. Tam o anda köprünün üçüncü basamağı altın ışıkla parladı. Üzerinde yeni bir kelime belirdi. “Merhamet.” Yaşayan Son Muhafız, Defne’ye baktı. “İkinci sınav başladı.” “Unutma.” “Bazen en büyük karanlık…” “…bir zamanlar en parlak ışığın içinden doğar.” Defne derin bir nefes aldı. Karşısında duran varlığa yeniden baktı. Artık yalnızca bir düşman görmüyordu. Yüzyıllar önce büyük bir seçim yapmış… Ve o seçimin bedelini hâlâ ödeyen kırık bir ruh görüyordu. Fakat tam o anda, Unutuş’un Elçisi’nin arkasındaki karanlık çatladı. İçinden yüzlerce mor göz aynı anda açıldı. Elçi bir an irkildi. Yüzündeki ifade de…

Bölümün tamamını WritePad'de oku