KAN

37. Bölüm: Kapının Ardındaki Adımlar

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

37. Bölüm :Kapının Ardındaki Adımlar Arşivin derinliklerinden yükselen ayak sesleri her geçen saniye daha belirgin hâle geliyordu. Önce yavaştılar. Sonra düzenli bir ritim kazandılar. Taş koridorlarda yankılanan her adım, yer altı nehrinin uğultusuna karışıyor; kubbenin altında asılı duran kadim lambalar, görünmeyen bir rüzgârın etkisiyle usul usul sallanıyordu. Defne nefesini tuttu. Gümüş anahtar avucunun içinde yeniden ısındı. Fakat bu kez onu uyarmıyordu. Sanki yaklaşanları tanıyordu. Yaşayan Son Muhafız başını eğerek gözlerini kapattı. Uzun yıllardır beklediği bir an sonunda gelmiş gibi derin bir nefes aldı. “Korkmayın.” Sesi sakindi. “Onlar düşman olarak gelmiyor.” Azhan temkinliydi. “Peki dost mu?” Yaşlı muhafızın yüzünde hafif bir hüzün belirdi. “Hayır.” “Onlar yalnızca görevlerini yerine getiriyor.” Tam o anda… Kuzey duvarındaki çatlak biraz daha genişledi. Altın ışığın içinden ağır ağır yükselen sis, salonun zeminine yayıldı. Sis dağılmaya başladığında içeride dizilmiş yedi taş sütun göründü. Defne şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Az önce gördükleri salonun devamı değildi burası. Bambaşka bir yerdi. Daha eski… Daha sessiz… Ve çok daha kutsal. Sütunların her birinin üzerine farklı semboller işlenmişti. Su… Ay… Ağaç… Yıldız… Kök… Alev… Ve en ortadaki sütunda, Defne’nin boynunda taşıdığı gümüş anahtarın aynısı oyulmuştu. Yer altı nehrinin suyu bu odanın tam ortasından geçiyor, sütunların çevresinde daire çizerek akıyordu. Derken… Ayak sesleri durdu. Sisin içinden yedi siluet belirdi. Hepsi uzun, açık renk giysiler giyiyordu. Yüzleri ince taş maskelerle örtülüydü. Ellerinde hiçbir silah yoktu. Sadece uzun bastonlar taşıyorlardı. Öndeki kişi bir adım attı. Bastonunu yere dayadı. Derin ama yumuşak bir sesle konuştu. “Arşiv seni kabul etti.” Bakışlarını Defne’ye çevirdi. “Fakat kabul edilmek…” “…emaneti taşımaya yetmez.” Maskeli grubun lideri bunu fırsat bildi. Bir anda siyah mührü kaldırarak yeni odanın girişine doğru koştu. “Kapıyı ben açacağım!” Mor ışık yeniden yükseldi. Fakat daha ilk adımını attığı anda yedi yabancı aynı anda bastonlarını yere vurdu. Salonun taş zemininde mavi halkalar oluştu. Mor ışık bu halkalara çarpar çarpmaz dağıldı. Maskeli lider olduğu yerde durdu. İlk kez şaşkın görünüyordu. “İmkânsız…” Öndeki yabancı başını kaldırdı. “Hatıranın olduğu yerde…” “…karanlık hüküm süremez.” Bu sözlerle birlikte taş maskesini çıkardı. Defne istemsizce geri çekildi. Yaşlı bir kadındı. Bembeyaz saçları omuzlarına kadar dökülüyordu. Yüzünde zamanın derin izleri vardı. Fakat gözleri genç bir insanınki kadar parlaktı. Kadın, Defne’ye yaklaşarak gülümsedi. “Ben Nare.” “Hatırlayanların son bekçilerinden biri.” Defne şaşkınlık içinde sordu. “Son bekçiler…” “…siz de mi hâlâ yaşıyorsunuz?” Nare başını iki yana salladı. “Yaşamak…” “…bazen nefes almaktan ibaret değildir.” “Bizler, yeminimizi tamamlayana kadar zamanı paylaşırız.” Yaşayan Son Muhafız saygıyla eğildi. “Nare.” “Uzun zaman oldu.” Kadın gülümsedi. “Zaman bizim için uzun değildir.” Sonra yeniden Defne’ye döndü. “Fakat senin için öyle olmayacak.” Defne’nin kaşları çatıldı. “Neden?” Nare cevap vermedi. Yavaşça elini yer altı nehrinin üzerine uzattı. Su yükseldi. Dalgalar birbirine karıştı. Ardından yüzeyde yeni görüntüler belirmeye başladı. Lal… Karnını koruyarak karanlık bir ormanın içinde yürüyordu. Yağmur yağıyordu. Uzakta meşaleler görünüyordu. Birileri onu arıyordu. Lal nefes nefese bir kayanın arkasına saklandı. Ellerini karnına koydu. Fısıldadı. “Biraz daha dayan.” Tam o sırada göğsündeki bronz mühür parlak bir ışık yaydı. Yağmur damlaları havada asılı kaldı. Ormanın içindeki bütün sesler sustu. Ve sislerin arasından yine o tanıdık siluet çıktı. İlk Anne. Bu kez yalnız değildi. Yanında, yüzü gölgeler içinde kalan uzun boylu bir adam vardı. Adam avucunda gümüşten yapılmış ikinci bir anahtar taşıyordu. İlk Anne anahtara baktı. Sonra Lal’e. “Vakit yaklaşıyor.” “Lütfen…” “…onu doğru kişiye ulaştır.” Görüntü aniden dağıldı. Su yeniden sakinleşti. Defne’nin yüreği h…

Bölümün tamamını WritePad'de oku