KAN

35. Bölüm: Emanetin Çağrısı

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

35. Bölüm: Emanetin Çağrısı Taş duvarın içinden uzanan yaşlı el, çatlağın kenarına sıkıca tutundu. Salonun tamamı sessizliğe gömüldü. Yer altı nehrinin uğultusu bile yavaşlamıştı. Sanki arşivin kendisi de gelecek cevabı bekliyordu. “Kim…” ”…emaneti hatırladı?” Derin ve dingin ses, kubbenin altında defalarca yankılandı. Defne’nin kalbi hızla atıyordu. Avucundaki gümüş anahtar her geçen saniye biraz daha ısınıyor, metalin içinden yükselen ritim kendi kalbiyle aynı tempoda çarpıyordu. Hiç farkına varmadan bir adım öne çıktı. Azhan telaşla koluna uzandı. “Defne, bekle!” Fakat genç kadın durmuştu. Gözleri, duvarın ardındaki karanlığa çevrilmişti. İçinde tarif edemediği bir his vardı. Korku değildi… Merak da değildi… Bu, yıllardır aradığı bir sesin sonunda kendisini bulması gibiydi. Yavaşça konuştu. “Ben…” Sesi titredi. “Emaneti ben taşımıyorum.” “Kendisi beni buldu.” Bu sözlerle birlikte gümüş anahtar avucundan yükseldi. İnce altın ışıklar anahtarın çevresinde dönmeye başladı. Çatlağın içindeki yaşlı el hafifçe titredi. Uzun bir sessizlik oldu. Ardından aynı ses, bu kez daha yumuşak bir tonda konuştu. “Demek sonunda…” “…çağrıyı duyan biri geldi.” Tam o sırada maskeli lider öfkeyle bağırdı. “Yeter!” Asasını bütün gücüyle havaya kaldırdı. Siyah mühürden yükselen mor ışık, dev bir mızrak gibi çatlağa doğru fırladı. Defne düşünmeden hareket etti. Anahtarı iki eliyle kavrayıp önüne uzattı. Altın ışık bir anda genişledi. Mor mızrak ile altın ışık salonun tam ortasında çarpıştı. Kulakları sağır eden bir patlama duyuldu. Şiddetli rüzgâr taş salonun içinde kasırga gibi döndü. Sütunlardan biri kökünden kırıldı. Yüzlerce taş parçası havaya savruldu. Azhan yere düşen büyük bir kayanın altında kalmaktan son anda kurtuldu. Muhafız ise iki dev kolunu açarak Defne’nin önünde durdu. Taş bedeni darbeyi karşıladı. Omuzlarından büyük parçalar koptu. Ancak geri çekilmedi. Yer altı nehrinden yükselen sular, onun ayaklarının etrafında girdaplar oluşturmaya başladı. Maskeli lider ikinci kez saldırıya hazırlanırken çatlağın içindeki yaşlı el yavaşça dışarı çıktı. Ardından ince, uzun kollu beyaz bir giysi göründü. Sonra omuzlar… Ve baş… Çatlağın içinden çıkan yaşlı adamın saçları omuzlarına kadar bembeyaz uzanıyordu. Yüzündeki derin çizgiler yılların izini taşısa da gözleri şaşırtıcı derecede canlıydı. İçlerinde gökyüzünü andıran açık mavi bir ışık parlıyordu. Yere bastığı anda bütün salon yeniden sessizleşti. Muhafız başını eğdi. Azhan da dizlerinin üzerine çöktü. Defne şaşkınlıkla etrafına baktı. “Kim bu?” Azhan fısıltıyla cevap verdi. “Yaşayan Son Muhafız…” “Onun öldüğü sanılıyordu.” Yaşlı adam ağır adımlarla Defne’ye yaklaştı. Her adımında taş zemindeki eski semboller kısa süreliğine parlıyor, ardından yeniden sönüyordu. Defne’nin karşısında durdu. Gözlerini gümüş anahtara çevirdi. Sonra genç kadının yüzüne baktı. Uzun süre konuşmadı. Sanki yalnızca yüzüne değil… Kalbinin derinliklerine bakıyordu. En sonunda hafifçe gülümsedi. “Yüzün…” “…ona benziyor.” Defne’nin kaşları çatıldı. “Kime?” Yaşlı adam cevap vermedi. Yavaşça elini kaldırdı. Avucunu Defne’nin alnına dokundurdu. Dokunduğu anda dünya yeniden değişti. Taş salon kayboldu. Yerini gün doğumunun ilk ışıklarıyla aydınlanan geniş bir vadi aldı. Ortada sakin akan büyük bir nehir vardı. Nehir kıyısında yedi taş sütun yükseliyor, sütunların önünde beyaz giysiler içinde insanlar diz çökmüş bekliyordu. En önde ise İlk Anne duruyordu. Kollarında yeni doğmuş bir bebek vardı. İlk Anne bebeği dikkatle yaşlı adama uzattı. Genç sesi rüzgârın üzerine karıştı. “Onu koruyacağına söz ver.” Yaşlı adam iki elini kalbinin üzerine koydu. “Gördüğüm son nefese kadar.” “Hatırlayanların yemini üzerine.” İlk Anne başını eğdi. “Bir gün…” “…emanet yeniden sahibini bulacak.” “Ve o gün geldiğinde…” “…kapılar tekrar açılacak.” Görüntü suya düşen bir yansıma gibi titredi. Vadi yavaş yavaş dağıldı. Defne gözlerini yeniden taş salonda açtığında nefesi kesilmişti. Yaşlı adam hâlâ karşısında duruyordu. Bu kez gözlerinde hem hüzün hem…

Bölümün tamamını WritePad'de oku