KAN

26. Bölüm: Sessiz Akan Nehrin Çağrısı

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

26 Bölüm : Sessiz Akan Nehrin Çağrısı Arşivin içinde yeniden sessizlik hâkim oldu. Fakat bu sessizlik, artık bilinmeyenin karanlığından değil, ortaya çıkmayı bekleyen hakikatlerin ağırlığından doğuyordu. Taş rafların arasından süzülen loş ışık, açık duran kitabın sararmış sayfalarına vuruyor, mürekkebi neredeyse silinmiş satırlar her geçen saniye biraz daha belirginleşiyordu. Sanki kitap, okuyucusunu seçmişti. Defne gözlerini sekiz köşeli mührün üzerinden ayıramıyordu. Çizgilerin her biri kusursuz bir dengeyle birbirine bağlanmıştı. Merkezindeki küçük su damlası ise diğer sembollerden farklıydı. Işığı yansıtmıyor, kendi ışığını üretiyormuş gibi titreşiyordu. Azhan kitabın sayfasına dikkatle eğildi. “Bu mühür…” diye mırıldandı. “…yalnızca anlatılarda geçerdi.” Defne sessizce ona döndü. “Sen bunu daha önce gördün mü?” “Hayır.” Yaşlı adam gözlerini kitaptan ayırmadı. “Ama büyükbabam görmüştü.” Bu söz, Defne’nin dikkatini bir anda ona çevirdi. Azhan yıllardır taşıdığı bir yükü bırakıyormuş gibi derin bir nefes aldı. “Ben çocukken bana hep aynı hikâyeyi anlatırdı. Dağların arasında akan bir nehirden söz ederdi. Suyunun hiçbir zaman bulanmadığını, içine düşen her sesin, her gözyaşının ve her sırrın kaybolmadığını söylerdi. İnsanlar oraya dilek dilemeye gitmezmiş. Çünkü o nehir dilek değil, hakikat verirmiş.” Defne sessizce dinliyordu. Azhan devam etti. “Fakat bir uyarıyı da hiç unutmazdı.” “O neydi?” “‘Nehir seni kabul etmeden ona yaklaşma.’” Odanın içinde hafif bir ürperti dolaştı. Tam o sırada açık duran kitabın sayfaları kendiliğinden yeniden hareket etti. Bu kez rüzgârı andıran hiçbir ses duyulmadı. Kalın yapraklar ağır ağır çevrilirken odanın sıcaklığı belirgin biçimde düştü. Pirinç lambaların alevleri kısaldı. Taş duvarların arasından ince bir su sesi yükselmeye başladı. İkisi de donup kaldı. Ses uzaktan geliyordu. Ama her saniye biraz daha yaklaşıyordu. Sanki görünmeyen bir dere, arşivin altından akmaya başlamıştı. Defne dizlerinin altındaki taş zemine baktı. Taşların arasındaki ince oyuklardan berrak su yükseliyordu. Fakat su taşmıyor, yalnızca oyukların içinde ilerliyordu. İnce bir yol çiziyor… Arşivin en karanlık köşesine doğru akıyordu. Azhan fenerini eline aldı. “Gel.” İkisi de suyun oluşturduğu yolu takip etmeye başladı. Her adımlarında arşivin daha önce hiç görmedikleri bölümlerine ulaşıyorlardı. Raflar seyrekleşiyor, taş duvarlar giderek ham kayaya dönüşüyor, insan eliyle yapılmış her ayrıntı geride kalıyordu. Rutubet kokusunun yerini temiz suyun ferahlığı almıştı. Sonunda dar bir kemerin önünde durdular. Kemerin üzerinde hiçbir yazı yoktu. Yalnızca üç oyma bulunuyordu. Birincisi… Su damlası. İkincisi… Sekiz köşeli mühür. Üçüncüsü ise Defne’nin boynunda taşıdığı gümüş anahtarın birebir aynısıydı. Defne istemsizce elini kolyesine götürdü. Anahtar buz gibi olmuştu. Azhan fısıltıyla konuştu. “Sanırım bizi buraya çağıran buydu.” Defne anahtarı avucuna aldı. Metalin üzerinde daha önce fark etmediği ince çizgiler belirmişti. Çizgiler hareket ediyor, suyun yüzeyindeki halkalar gibi yavaşça yer değiştiriyordu. Tam o anda… Kemerin ardındaki karanlıktan yumuşak bir kadın sesi yükseldi. “Henüz değil…” İkisi de irkilerek geriye döndü. Koridorda kimse yoktu. Ses yeniden duyuldu. Bu kez daha yakından. “Kapı açılmadı.” “Çünkü üçünüz henüz bir araya gelmediniz.” Defne’nin kalbi hızlandı. “Üçümüz?” Sessizlik… Sonra aynı ses son kez konuştu. “Kan…” “Hatıra…” “Ve emanet…” Bu üç kelimenin ardından kemerin üzerindeki semboller bir anlığına parlak bir mavi ışıkla aydınlandı. Sonra her şey yeniden karardı. Azhan uzun süre konuşamadı. Bakışları kemerin üzerinde donup kalmıştı. “Neyi kastettiğini biliyorum…” dedi sonunda. Defne ona döndü. “Neyi?” Yaşlı adamın yüzü ilk kez endişeyle gölgelendi. “Hatırlayan Taşlar bize ilk işareti gösterdi.” “İlk Anne yolu hatırlattı.” “Şimdi ise bize üçüncü şeyi söylüyor.” Defne nefesini tuttu. “Emanet…” Azhan başını ağır ağır salladı. “Eğer düşündüğüm doğruysa…” “…yalnız değiliz.” “Birileri de aynı işaretler…

Bölümün tamamını WritePad'de oku