KAN

21. Bölüm: İlk Anne

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

21. Bölüm : İlk Anne Arşivin içinde açık duran eski deri defterin son sayfasında beliren “Vâris ilk kez kendini dünyaya duyurdu.” cümlesi taş duvarlara görünmeyen bir yankı gibi işleyip sessizliğin derinliklerine çekilirken, odanın üzerine çöken ağır hava artık yalnızca eski kitapların, rutubetin ve zamana meydan okuyan ahşabın kokusunu taşımıyor, aynı zamanda yüzyıllardır mühürlenmiş bir sırrın yeniden nefes almaya başladığını hissettiren açıklanamaz bir ağırlığı da beraberinde getiriyordu; Defne, kalbi göğsünde düzensiz atarken eski deri defterin kendi kendine kapanmasını bekledi, fakat tam tersine sayfalar görünmeyen parmaklar tarafından çevriliyormuş gibi ağır ağır hareket etmeye başladı ve en arka kapağın iç kısmından, yılların tozuna karışmış ince bir parşömen usulca dışarı kayarak masanın üzerine düştü. Azhan, büyük bir dikkatle parşömeni eline aldığında parmak uçlarında tarif edemediği bir sıcaklık hissetti; sanki parşömen cansız bir kâğıt değil, uzun zamandır sessizce bekleyen canlı bir hafızaydı. Üzerindeki balmumu mühür, daha önce hiçbir belgede görmedikleri kırık daire ve onu çevreleyen üç ince dalga sembolüyle işlenmişti. Defne mühür çözülür çözülmez odanın içindeki lambaların aynı anda soluklaşıp yeniden parladığını fark etti. O an eski duvar saatinin tik takları sustu. Zaman, birkaç nefeslik an için durmuş gibiydi. Parşömenin sararmış liflerinin arasına sinmiş silik yazılar önce seçilemeyecek kadar belirsizdi; fakat birkaç saniye sonra görünmeyen bir el eski mürekkebi yeniden canlandırıyormuş gibi harfler ağır ağır koyulaşmaya başladı ve ilk satır bütün sessizliği tek başına doldurdu: “Onun gerçek adı unutulmadı; yalnızca insanlardan saklandı.” Azhan derin bir nefes aldı. Devamındaki satırlar yavaşça belirginleşirken ikisinin de yüzündeki ifade değişmeye başladı. Yazılar, bugüne kadar yalnızca efsane sandıkları İlk Anne’nin aslında gerçek bir insan olduğunu anlatıyordu. Adı Lal idi. O, ilk bronz mührün taşıyıcısı, mühür soyunun koruyucusu ve karanlığın dünyaya sızmasını engelleyen ilk bekçiydi. Kehanetin başlangıcı onunla yazılmış, bütün taşıyıcıların kan bağı onun üzerinden devam etmişti. Ancak düşmanlar onun adını öğrendiği gün mührün yerini de bulacakları için Lal kendi isteğiyle tarihten silinmiş, yazılı bütün kayıtlardan adı çıkarılmış, onu tanıyanlar ise sessizlik yemini ederek gerçeği mezarlarına kadar taşımışlardı. Parşömenin devamında daha da sarsıcı satırlar vardı. “İlk Anne ölmedi.” Defne bu cümleyi fısıldadığı anda odanın içindeki sıcaklık birdenbire düştü. Rafların arasından esen görünmez soğuk, lambaların alevlerini eğdi. Eski kitapların sayfaları aynı anda hafifçe kıpırdadı. Yazılar devam ediyordu. “O, kendi ruhunu mühürleyerek zamanın dışına geçti. Son Vâris uyanıncaya kadar ne yaşayanların arasında kaldı ne de ölülerin dünyasına geçti. Bekledi.” Defne’nin aklına rüyasında gördüğü siyah saçlı kadın geldi. Azhan ise fotoğrafı yeniden ışığa kaldırdı. Bu kez fotoğrafın arka planında daha önce seçemedikleri ayrıntılar beliriyordu. Lal’in arkasında yükselen taş yapı aslında eski bir tapınaktı ve giriş kapısının üzerinde bronz mührün aynısı işlenmişti. Fotoğrafın alt kısmında daha önce boş görünen yerde ince altın renkli harfler oluşmaya başladı. “İlk Anne son Vâris’i gördüğünde yeniden hatırlanacaktır.” Defne ile Azhan birbirlerine baktılar. O ana kadar birbirlerinden sakladıkları aynı düşünce artık sessiz kalamayacak kadar büyümüştü. Lal’in yeniden hatırlanması bir rastlantı değildi. Vâris’in uyanışı, İlk Anne’nin yüzyıllardır süren bekleyişini sona erdiriyordu. Aynı dakikalarda şehrin başka bir köşesinde ben, göğsümde taşıdığım bronz mührün yeniden ısındığını hissederek yatağımın kenarında oturuyor, karnımdaki bebeğin alışılmadık biçimde hareket ettiğini fark ediyor, her kıpırdanışta odanın içindeki gölgelerin uzayıp kısaldığını, aynanın yüzeyinin su gibi dalgalandığını ve nefes aldığım havanın bile ağırlaştığını hissediyordum; tam avuçlarımı karnımın üzerine koyduğum anda zihnimin derinliklerinde…

Bölümün tamamını WritePad'de oku