191. BÖLÜM: İLK İHANET
Yazar: Bircan Mazhar

191. BÖLÜM: İLK İHANET İlk Yazıcı’nın sözleri havada asılı kalırken siyah pelerinli yabancı, Hayat Ağacı’nın dalları arasından yavaşça yere indi. Attığı her adımda çimenler soluyor, ağacın altın renkli kökleri siyaha dönmeye başlıyordu. Şehrin sokaklarında donup kalan insanlar hâlâ hareket etmiyor, zaman sanki yalnızca bu birkaç kişi için akmaya devam ediyordu. Lalin, elindeki Başlangıç Anahtarı’nı daha sıkı kavradı. Anahtar avucunda ısınıyor, sanki onu yaklaşan tehlikeye karşı uyarmaya çalışıyordu. Azhan sessizce kılıcının kabzasını tuttu, fakat İlk Yazıcı elini kaldırarak onu durdurdu. “Hayır,” dedi sakin ama ağır bir sesle. “Henüz değil.” Siyah pelerinli yabancı birkaç adım daha yaklaştı. Yüzü hâlâ kapüşonunun altında gizliydi. Elindeki siyah kitabı göğsüne bastırarak durdu ve derin bir nefes aldı. Sonra yavaşça başını kaldırdı. “Yine aynı seçim…” “…ve yine aynı korku.” Sesi tanıdıktı. Lalin’in yüreği hızla çarpmaya başladı. Bu sesi daha önce duymuştu. Kâbus Bekçisi’nin yankılarında… Hatırlayanlar Ocağı’nın karanlık koridorlarında… Ve kendi kâbuslarının en sessiz anlarında… İlk Yazıcı gözlerini kapattı. “Onun adı artık söylenmiyor.” “Çünkü isimler unutulabilir.” “Ama ihanet…” “…daima hatırlanır.” Yabancı yavaşça siyah kitabı açtı. Sayfalar kendi kendine çevrilmeye başladı. Her çevrilen sayfada gökyüzü biraz daha kararıyor, Hayat Ağacı’nın dallarından siyah yapraklar dökülüyordu. Sonunda kitap son sayfasında durdu. Sayfanın ortasında tek bir cümle yazıyordu. “Hakikat, merhametten yoksun kaldığında lanete dönüşür.” Yabancı başını kaldırdı. “Ben yanlış bir şey yapmadım.” “Ben yalnızca gerçeği söyledim.” Azrak derin bir acıyla gözlerini kapattı. “İşte ilk ihanet buydu.” “Gerçeği…” “…sevgiden ayırmak.” Bir anda Hayat Ağacı’nın gövdesindeki çatlak büyüdü. İçinden yükselen siyah sıvı toprağa ulaştığında, şehrin dört bir yanındaki insanlar yeniden hareket etmeye başladı. Ancak artık yüzlerinde huzur yoktu. Birbirlerine kuşkuyla bakıyor, dostlar birbirinden uzaklaşıyor, aileler tartışıyor, kardeşler sırtlarını dönüyordu. Birkaç dakika önce kahkahalarla dolu olan şehir, sessizliğin ve güvensizliğin gölgesine bürünüyordu. Lalin dehşet içinde etrafına baktı. “Her şey…” “…bir söz yüzünden mi başladı?” İlk Yazıcı başını eğdi. “Hayır.” “Bir seçim yüzünden.” “İnsanlar korkuyu seçti.” “Ve korku, bütün kapıları açtı.” Tam o anda Başlangıç Anahtarı, Lalin’in avucundan yükselerek Hayat Ağacı’nın çatlamış gövdesine doğru ilerledi. Ağacın tam ortasında, daha önce görünmeyen küçük bir anahtar deliği belirdi. Anahtar yavaşça o boşluğa doğru yaklaşırken İlk Yazıcı’nın sesi yeniden duyuldu. “Bu anahtar geçmişi değiştirebilir.” “Ama unutma…” “Geçmiş değişirse…” “…senin hatırladığın dünya da sonsuza kadar değişecek.” Lalin, Hayat Ağacı’nın önünde durdu. Elini uzattı. Anahtar, anahtar deliğine yalnızca birkaç santimetre uzaktaydı. Tam o anda arkasından Azhan’ın telaşlı sesi yükseldi. “Lalin, dur!” Fakat aynı anda siyah pelerinli yabancı da konuştu. “Devam et.” “Çünkü hangi yolu seçersen seç…” “…bu dünyanın kaderi bugün yeniden yazılacak.”