KAN

18. Bölüm: Kaderin İzleri

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

18. Bölüm: Kaderin İzleri Şehrin öteki ucunda, insanların yıllar önce varlığını unutmaya başladığı, ancak duvarlarının arasında hâlâ anlatılmamış binlerce hikâyeyi, saklanmış sırları ve zamanın bile yok etmeyi başaramadığı acı dolu hatıraları taşıyan eski aile arşivi, gecenin en sessiz saatlerinde karanlığın içine gömülmüş bir şekilde duruyordu; dışarıdan bakıldığında yalnızca yıpranmış taşlardan yapılmış, geçmişten kalma eski bir yapı gibi görünse de içine girildiğinde buranın yalnızca kitapların ve belgelerin saklandığı bir yer olmadığı, aksine nesiller boyunca korunmuş sırların, kayıp insanların izlerinin ve kimsenin yüzleşmeye cesaret edemediği gerçeklerin sessiz bir bekçisi olduğu hemen hissediliyordu. Kalın taş duvarların arasına sinmiş rutubet kokusu, yıllardır açılmamış deri kaplı kitapların ağır ve eski kokusuyla birbirine karışıyor, tavandan sarkan eski pirinç lambaların solgun ışığı ise rafların arasındaki karanlığı tamamen yok etmeye yetmeyerek her köşede geçmişten kalmış gölgelerin dolaşmasına izin veriyordu. Ahşap raflarda sıralanan yüzlerce kitap, sararmış belgeler ve üzerleri tozla kaplanmış eski defterler sanki kendi içlerinde konuşmayı bekleyen sessiz tanıklar gibiydi; her sayfa, her sembol ve her unutulmuş isim, yıllardır saklanan bir gerçeğin kapısını aralamak için doğru zamanı bekliyordu. Dışarıda gece rüzgârı dar sokakların arasında dolaşıyor, eski taş binaların köşelerine çarparak uzun ve ürpertici sesler çıkarıyor, yağmurdan sonra ıslanan yollar ay ışığının altında solgun bir parlaklık taşıyor ve arşivin küçük pencerelerinden dışarı süzülen sarı ışık, karanlığın içinde kaybolmaya çalışan son bir umut gibi görünüyordu. Şehrin geri kalanında hayat devam ederken bu eski yapının içinde zaman sanki çok daha farklı akıyor, geçmiş ile bugün arasındaki sınırlar yavaş yavaş birbirine karışıyordu. Koridorların derinliklerinde yalnızca eski duvar saatinin düzenli tik takları duyuluyor, her saniye arşivin içinde saklanan büyük sırrın biraz daha yaklaşmakta olduğunu hissettiriyordu. Arşivin en arka odasında Azhan, önünde duran yüzlerce yıllık kayıtların arasında tek başına oturuyor, elleriyle dokunduğu her eski sayfada Defne’nin kaybolmadan önce bıraktığı izleri arıyor, gözleri yorgunluktan ağırlaşmasına rağmen zihnindeki sorulara cevap bulabilmek için araştırmasını sürdürüyordu. Masanın üzerinde üst üste yığılmış aile kayıtları, eski haritalar, unutulmuş mektuplar ve anlamı çözülemeyen semboller bulunuyordu. Azhan günlerdir neredeyse aynı yerde oturuyor, aynı belgeleri tekrar tekrar inceliyor, yıllar önce yazılmış birkaç kelimenin arasında saklanan bağlantıyı ortaya çıkarmaya çalışıyordu. Çünkü o biliyordu ki bazı gerçekler büyük olayların içinde değil, insanların fark etmediği küçük ayrıntıların arasında gizlenirdi. Defne kaybolmadan önce ona bıraktığı küçük kâğıtta yalnızca tek bir cümle yazmıştı ve o cümle, Azhan’ın günlerdir peşinden gittiği yolun başlangıcı olmuştu. “Geçmişi bulursan beni de bulursun.” Bu cümle ilk başta yalnızca çaresizce bırakılmış bir mesaj gibi görünse de Azhan zaman geçtikçe bunun Defne tarafından bilinçli olarak seçilmiş bir anahtar olduğunu anlamaya başlamıştı. Çünkü Defne hiçbir zaman rastgele konuşmaz, hiçbir zaman anlamsız bir iz bırakmazdı. Eğer ona geçmişi bulmasını söylediyse, bunun anlamı geçmişte saklanan bir şeyin bugün yaşananların merkezinde olduğu anlamına geliyordu. Azhan otuzlu yaşlarının başında, uzun boylu, geniş omuzlu ve güçlü duruşlu bir adamdı. Buğday teni, keskin yüz hatları, kısa sakalı ve çoğu zaman düşüncelere dalmaktan daha da dağınık görünen koyu kumral saçları ona sert ve mesafeli bir görünüm veriyordu. Fakat onu gerçekten tanıyan insanlar, bu sert görüntünün altında son derece sabırlı, sadık ve sakin bir karakter olduğunu biliyordu. Ela gözleri yıllar boyunca eski yazıları, kayıp belgeleri ve çözülemeyen olayları incelemekten keskinleşmiş, başkalarının fark etmediği en küçük ayrıntıları bile görebilecek kadar dikkatli hâle gelmişti. Üzerinde siyah uzun bir p…

Bölümün tamamını WritePad'de oku