KAN

167. BÖLÜM: UNUTULMUŞ MEKTUP

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

167. BÖLÜM: UNUTULMUŞ MEKTUP Lalin, yılların sararttığı mektubu iki eliyle dikkatlice tuttu. Kâğıt o kadar eskiydi ki en küçük dikkatsizlikte dağılacakmış gibi görünüyordu. Üzerindeki mühür ne balmumundan ne de altındandı. İncecik bir ağaç kökü, mektubu düğüm gibi sarıyor, canlıymışçasına yavaşça nefes alıp veriyordu. Yaşlı kadın usulca konuştu. “Onu yalnızca kalbi korkudan değil, merhametten titreyen biri açabilir.” Lalin derin bir nefes aldı. Parmakları köke dokunduğu anda kuru görünen kök yeşermeye başladı. İnce filizler mektubun üzerinden çekildi. Mühür sessizce çözüldü. Tam o anda köyün üzerinde esen rüzgâr aniden durdu. Kuşlar sustu. Ağaçların yaprakları bile kıpırdamaz oldu. Sanki bütün dünya mektubun okunmasını bekliyordu. Lalin kâğıdı yavaşça açtı. İlk satırlar soluk olsa da okunabiliyordu. “Bu satırları okuyorsan, emanet hâlâ yaşıyor demektir.” “Ben adımı bilerek yazmadım.” “Çünkü bu mektup tek bir kişiye değil, vicdanını kaybetmeyen herkese bırakıldı.” Lalin satırları yüksek sesle okumaya devam etti. “İnsanlar yüzyıllar boyunca kutsal emanetleri sandıklarda, mühürlerde ve taşların içinde aradı.” “Oysa en büyük emanet, anlatılmayan hikâyelerdir.” “Bir insanın hikâyesi unutulduğunda, ondan yalnızca bir isim değil, geleceğe bırakacağı umut da silinir.” Demir sessizce başını eğdi. Aylin’in gözleri dolmuştu. Aras ise gökyüzüne bakıyordu. Mektuptaki yazılar devam ediyordu. “Bu köy, unutulan insanların son sığınağı olarak kuruldu.” “Buraya gelen herkesin adı taşlara değil, kalplere emanet edildi.” “Fakat zaman geçtikçe insanlar yalnızca kahramanları hatırladı.” “Sessizce iyilik yapanları ise unuttu.” Lalin’in sesi titremeye başladı. “Eğer gerçekten Son Emanet’i taşımaya layıksan…” “Önce görünmeyenleri gör.” “Adı anılmayanları an.” “Çünkü dünya, büyük kahramanların değil…” “İsmi bilinmeyen iyi insanların omuzlarında ayakta kalır.” Son satır okunur okunmaz mektup altın bir ışık yaymaya başladı. Işık gökyüzüne yükselerek bütün köyün üzerine dağıldı. O anda daha önce boş görünen taş evlerin kapıları yavaşça açıldı. İçlerinden insanlar çıkmaya başladı. Yaşlılar… Çocuklar… Kadınlar… Gençler… Hiçbiri konuşmuyordu. Yüzlerinde huzurlu bir tebessüm vardı. Lalin şaşkınlıkla yaşlı kadına baktı. “Bunlar…” Kadın gülümsedi. “Onlar hiçbir zaman kaybolmadılar.” “Yalnızca unutuldular.” İnsanlar tek tek Lalin’in önünden geçmeye başladılar. Her biri avucuna küçücük bir tohum bırakıyordu. Birinin tohumu maviydi. Diğerininki yeşildi. Bir başkası gümüş rengindeydi. Kısa süre sonra Lalin’in avuçları rengârenk tohumlarla dolmuştu. Demir merakla sordu. “Bunlar ne?” Yaşlı kadın toprağa diz çöktü. “Her tohum…” “…bir insanın yaptığı tek bir iyiliği temsil eder.” “İyilik unutulmadığı sürece bu tohumlar da yaşamaya devam eder.” Lalin diz çökerek tohumlara baktı. Her birinin içinde küçücük bir ışık yanıp sönüyordu. Tam o sırada Birlik Ağacı’ndan getirdiği yaprak hafifçe titreşti. Yaprak tohumların üzerine düştü. Bir anda bütün tohumlar ince köklerle birbirine bağlandı. Ortalarında küçük, parlak bir filiz yükseldi. Filizin açan ilk yaprağının üzerinde tek bir kelime yazıyordu: “Hatırla.” Rüzgâr yeniden esmeye başladı. Bu kez rüzgâr yalnızca dağların arasından değil, sanki dünyanın dört bir yanından sesler taşıyordu. Bir annenin ninnisi… Bir çocuğun kahkahası… Bir dostun verdiği söz… Bir yabancının ettiği teşekkür… Bütün bu sesler tek bir ezgide birleşiyordu. Yaşlı kadın gözlerini kapattı. “İşte…” “Gerçek emanet budur.” Lalin filizi avuçlarının arasına aldı. Kalbinin üzerinde tuttu. O anda gökyüzünde ince bir ışık yolu belirdi. Işık yolu uzaklara, daha önce hiçbir haritada işaretlenmemiş yüksek dağlara doğru uzanıyordu. Demir sessizce gülümsedi. “Sanırım yol bizi yine çağırıyor.” Lalin başını kaldırdı. Yüzünde korku değil, derin bir kararlılık vardı. “Bu kez kayıp bir emaneti aramayacağız.” “Bu kez…” “…unutulan insanları yeniden hatırlatacağız.” Ve dört yolcu, arkalarında artık yalnız olmayan köyü bırakıp, ufukta uzanan ışık yoluna doğru yürümeye başladı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku