KAN

164. BÖLÜM: DÜŞTEN UYANAN IŞIK

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

164. BÖLÜM: DÜŞTEN UYANAN IŞIK Lalin, avucundaki altın ve yeşil yaprağa uzun süre baktı. Sabah güneşinin ilk ışıkları yaprağın üzerine düştükçe damarlarının içinde ince bir ışık dolaşıyor, sanki yaşayan bir varlık gibi yavaşça nefes alıp veriyordu. Bunun sıradan bir yaprak olmadığını hissediyordu. Düşünde Kurucu’nun uzattığı yaprak, şimdi gerçekten avucundaydı. Birlik Ağacı’nın yaprakları sabah rüzgârıyla hafifçe sallandı. Rüzgârın taşıdığı ses bu kez daha açıktı. “Lalin…” Çocuk irkilerek etrafına baktı. Kimse yoktu. Demir hâlâ ağacın diğer tarafında uyuyordu. Ocak Ana’nın bıraktığı eski baston, gövdeye yaslanmış hâlde duruyordu. Aylin ile Aras ise gölün kıyısında sessizce doğan güneşi izliyorlardı. Ses yeniden duyuldu. “Toprağa bak.” Lalin diz çöktü. Birlik Ağacı’nın köklerinin arasındaki toprağa dokunduğu anda parmaklarının altındaki toprak altın bir ışıkla parladı. Toprağın içinde küçük bir taş görünmeye başladı. Taş, yumruk kadar büyüklükteydi. Üzerinde ne yazı vardı ne de mühür. Yalnızca tam ortasında kalbi andıran ince bir çatlak bulunuyordu. Lalin taşı iki eliyle kaldırdı. Taş sıcak değildi. Soğuk da değildi. Sanki kendi kalbinin ritmiyle aynı anda atıyordu. Tam o sırada Demir uyandı. “Lalin?” Çocuğun elindeki taşı görünce yüzündeki ifade değişti. “Bu taşı nereden buldun?” Lalin gülümsedi. “Ben bulmadım.” “O beni buldu.” Demir şaşkınlıkla taşa dokunmak istedi. Fakat parmakları daha değmeden taşın içindeki çatlak ince bir ışıkla doldu. Ardından taşın yüzeyinde eski harfler belirmeye başladı. İlk satırı Aylin okudu. “Hatırlayan kalp…” Aras ikinci satırı tamamladı. “…yeni yollar açar.” Son satır ise yavaş yavaş oluştu. “Birlik Ağacı büyüdüğünde, kökleri eski dünyanın unutulan izlerine ulaşacaktır.” Kurucu’nun sesi yeniden duyuldu. Ama bu kez yalnızca Lalin değil, herkes onu işitiyordu. “Yol bitmedi.” “Çünkü emanet yaşadığı sürece…” “…onu hatırlayacak insanlara ihtiyaç olacaktır.” Birlik Ağacı’nın kökleri aniden titreşti. Toprak hafifçe yarıldı. Ancak bu kez karanlık bir geçit açılmadı. Toprağın altından berrak bir su kaynağı yükseldi. Su öylesine duruydu ki içine bakan herkes kendi yansımasını değil, kalbinde en çok özlediği kişiyi görüyordu. Demir, yıllar önce kaybettiği babasını gördü. Ocak Ana’nın bastonuna bakan Aylin, ilk öğrencilerini… Aras ise gençliğini… Hiçbiri suya dokunmaya cesaret edemedi. Lalin yavaşça suyun kenarına diz çöktü. Fakat o kendi yansımasını da başka birini de görmedi. Suyun içinde yalnızca tek bir cümle belirdi. “Her yolcu bir gün yeniden yola çıkar.” Çocuk usulca gülümsedi. “Demek düşüm bunun içindi.” Birlik Ağacı’nın en yüksek dalından bir yaprak daha koptu. Fakat yere düşmedi. Rüzgâr onu uzak dağlara doğru taşıdı. Ardından ikinci yaprak… Üçüncü… Yüzlercesi… Aylin gökyüzünü izledi. “Bakın…” Uzak köylerin üzerinden de aynı yapraklar yükseliyordu. Dünyanın dört bir yanına dağılıyorlardı. Aras derin bir nefes aldı. “Birlik Ağacı artık yalnızca burada yaşamıyor.” “İnsanların kalplerinde de kök salıyor.” Tam o sırada Lalin’in elindeki taş yeniden parladı. Çatlağın içinden küçücük bir ışık çıktı. Işık havada döndü. Sonra ince bir kuşa dönüştü. Kuş Birlik Ağacı’nın etrafında üç kez dolaştıktan sonra doğuya doğru uçmaya başladı. Gitmeden önce kısa bir ötüş duyuldu. Bu ötüş, Lalin’in düşünde duyduğu kuşların sesiyle aynıydı. Demir çocuğa baktı. “Ne yapacağız?” Lalin uzaklarda gözden kaybolan ışık kuşunu izledi. Yüzünde sakin bir tebessüm vardı. “Düş bana yolu gösterdi.” “Şimdi o yolu yürümemiz gerekiyor.” Tam o sırada güneş, dağların ardından bütünüyle yükseldi. Altın ışık Birlik Ağacı’nın dallarını aydınlatırken gövdesinde daha önce görülmeyen yeni bir yazı belirdi. Kimse o yazıyı kazımamıştı. Sanki ağacın kendisi yazmıştı. “Emanet, yalnızca korunan değil… yaşatılan umuttur.” Lalin elini ağacın gövdesine koydu. Gözlerini kapattı. Derinlerde, çok derinlerde yeni bir kalp atışının başladığını hissediyordu. Bu, başka bir savaşın habercisi değildi. Başka bir umudun başlangıcıydı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku