KAN

158. BÖLÜM: IŞIĞIN MUHAFIZI

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

158. BÖLÜM: IŞIĞIN MUHAFIZI Gökyüzünden süzülen ışık, mağaranın içindeki her kökü, her taşı ve her damlayı altın bir sessizliğe bürüdü. Zaman yeniden yavaşladı. Rüzgâr durdu. Gölge Ağacı’nın kararmış dalları bile hareket etmeyi bıraktı. Beyaz giysili kadın son adımını attığında, ayaklarının altındaki taşlardan ince beyaz çiçekler filizlendi. Çiçekler daha önce kimsenin görmediği bir türdü; yaprakları ışık gibi saydam, üzerlerinde ise kadim ocak mühürleri vardı. Kadının uzun saçları omuzlarından aşağı gümüş bir nehir gibi dökülüyordu. Gözlerinde ne öfke ne de sevinç vardı. Yalnızca sonsuz bir merhamet… Kurucu diz çökmüş hâlde başını eğdi. “Hoş geldin…” “…Aylin.” Bu isim mağaranın içinde yankılanınca herkes birbirine baktı. Demir şaşkınlıkla fısıldadı. “Aylin…” Ocak Ana’nın gözlerinden yaşlar aktı. “Demek gerçek adın buydu.” Kadın hafifçe gülümsedi. “Yüzyıllardır bana Işığın Muhafızı dediniz.” “Ama ben yalnızca ilk ocağın kızıyım.” Lalin sessizce ona yaklaştı. Kadın diz çökerek çocuğun göz hizasına indi. Avucunu Lalin’in başına koydu. “O kadar uzun bekledim ki…” “Son Varis sonunda geldi.” Lalin çekinmeden sordu. “Beni tanıyor musun?” Aylin’in gözleri doldu. “Doğmadan önce bile.” Bu söz salondaki herkesi şaşkına çevirdi. İlk Muhafız ayağa kalktı. “Bunu nasıl söyleyebilirsin?” Kadın doğruldu. Bakışlarını Gölge Ağacı’na çevirdi. “Çünkü zaman…” “…bizim sandığımız gibi doğrusal değildir.” “Geçmiş, bugün ve yarın aynı kökün farklı dallarıdır.” Tam o sırada Karanlığın İlk Efendisi öne çıktı. Yüzünde ilk kez öfke yoktu. Yalnızca derin bir kırgınlık… “Aylin.” Kadın ona baktı. İkisinin gözleri buluştuğu anda mağaranın içinde binlerce görüntü belirdi. İlk ocak… İlk ateş… Birlikte çalışan iki genç… Birlikte gülen insanlar… Kurucu… Ve onların yanında duran Aylin ile bugünkü Karanlığın İlk Efendisi. Demir nefesini tuttu. “Siz…” “…birlikte miydiniz?” Kurucu cevap verdi. “Evet.” “İlk Ocağı üç kişi kurduk.” “Ben.” “Aylin.” “Ve Aras.” İlk kez Karanlığın İlk Efendisi’nin gerçek adı duyulmuştu. Aras başını eğdi. “Bir zamanlar bana da umut derlerdi.” Ocak Ana’nın dudakları titredi. “Sonra ne oldu?” Aylin ağır bir nefes aldı. “İnsanlar çoğalmaya başladı.” “Ocaklar büyüdü.” “Biz de onları korumaya çalıştık.” “Fakat korku da büyüdü.” Aras konuşmaya devam etti. “Ben korkularını da dinlemek istedim.” “Çünkü onları görmezden gelirsek daha büyük olacaklarını söyledim.” Kurucu gözlerini kapattı. “Ben ise hazır olmadıklarını düşündüm.” Aylin’in sesi hüzünle titredi. “İkimizin arasında kaldım.” “Kimi seçersem diğerini kaybedecektim.” Lalin sessizce sordu. “Peki kimi seçtin?” Aylin’in gözlerinden yaşlar süzüldü. “Hiçbirini.” “Ve en büyük hatam buydu.” Mağaranın içi derin bir sessizliğe gömüldü. Aras acıyla gülümsedi. “O gün birbirimizden ayrılınca…” “…yalnızca biz ayrılmadık.” “Işık ile gölge de birbirinden koptu.” Kurucu bastonuna dayanarak ayağa kalktı. “İnsanlar o günden sonra ışığı seçmek zorunda olduklarını sandılar.” “Ve korkularını saklamaya başladılar.” Aras cümleyi tamamladı. “Saklanan her korku…” “…beni besledi.” Lalin uzun süre sustu. Sonra umut fidanına baktı. “Demek sorun karanlık değilmiş.” “Onu yalnız bırakmamızmış.” Aylin gülümsedi. “İşte Son Varis’in farkı bu.” “Sen savaşmadan önce anlamaya çalışıyorsun.” Tam o sırada umut fidanı hızla büyümeye başladı. Kökleri altın ve siyah köklerin arasına yayıldı. İlk kez iki farklı kök birbirine zarar vermeden aynı toprağı paylaşmaya başladı. Hayat Ağacı’nın kuruyan dallarında çiçekler açarken, Gölge Ağacı’nın gövdesindeki siyahlık yavaş yavaş çatlayarak yerini koyu yeşil bir renge bırakıyordu. Fakat tam herkes derin bir nefes almışken, mağaranın en derinlerinden korkunç bir gürültü yükseldi. Yer sarsıldı. Kristal kapının ardındaki yıldızlı gökyüzü yeniden çatlamaya başladı. Bu kez çatlaklardan ne ışık ne de karanlık çıkıyordu. Boşluk… Sessiz… Sınırsız… Her şeyi içine çeken bir boşluk… Kurucu’nun yüzündeki umut kayboldu. “Hayır…” “Biz çok geç kaldık.” Demir telaşla sordu. “Şimdi ne oluyor?” Kurucu gözler…

Bölümün tamamını WritePad'de oku