KAN

156. BÖLÜM: KURUCU’NUN SIRRI

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

156. BÖLÜM: KURUCU’NUN SIRRI Kristal kapının önünde duran yaşlı adamın sesi, mağaranın içindeki köklerde yankılanarak bütün ağacı titretti. Onun konuşmasıyla birlikte dalların arasından süzülen altın ışık biraz daha güçlendi, karanlık ise birkaç adım geri çekildi. Sanki bu kadim varlık, yalnızca varlığıyla bile bin yıllık dengeyi yeniden hatırlatıyordu. Demir dikkatle yaşlı adama baktı. “Sen… nasıl hâlâ hayattasın?” Yaşlı adam gülümsedi. “Hayatta değilim.” “Çok uzun zaman önce toprağa döndüm.” “Burada gördüğünüz yalnızca İlk Yeminin hatırasıdır.” Lalin birkaç adım öne çıktı. “Hatıralar konuşabilir mi?” Kurucu gözlerini çocuğa çevirdi. “Eğer bir söz yeterince güçlü verilmişse…” “…o söz, onu söyleyen öldükten sonra bile yaşamaya devam eder.” Bu cevap, eski deri defterde yazılı cümleleri doğrular gibiydi. Ocak Ana saygıyla eğildi. “Biz senden sonra gelenler…” “…emaneti koruyamadık.” Kurucu başını yavaşça iki yana salladı. “Hayır.” “Korudunuz.” “Ama zamanla emanetin ne olduğunu unuttunuz.” Yaşlı adam bastonunu yere dokundurdu. Kristal kapı sessizce açıldı. Kapının ardında ne bir oda ne de bir saray vardı. Sonsuzmuş gibi görünen, yıldızlarla dolu bir gökyüzü uzanıyordu. Fakat yıldızların her biri aslında bir ocaktı. Kimi parlak… Kimi sönük… Kimi ise tamamen karanlığa gömülmüş… Kurucu elini kaldırdı. “Gördüğünüz gökyüzü…” “…insanların kalbidir.” “Her ışık, birbirine güvenen insanların yaktığı bir ocaktır.” “Her sönen yıldız ise unutulan bir yemindir.” Demir hayranlıkla etrafına bakarken sessizce sordu. “Bütün dünya gerçekten bununla mı bağlı?” Kurucu başını salladı. “Evet.” “İnsanlar birbirinden uzaklaştıkça…” “…bu gökyüzü kararır.” Tam o sırada uzaktan derin bir çatlama sesi duyuldu. Kristal kapının dışında kalan Gölge Ağacı yeniden büyümeye başlamıştı. Siyah kökler mağaranın içine kadar uzanıyor, altın kökleri birer birer sarıyordu. İlk Muhafız kılıcını çekti. “Karanlık bizi buldu.” Kurucu ise en ufak bir telaş göstermedi. “Bulacaktı.” “Çünkü son sınav başlamadan önce karanlık her zaman en güçlü hâline ulaşır.” Lalin umut tohumunu avucunda sıktı. “Son sınav ne?” Kurucu uzun süre sustu. Sonra ağır ağır konuştu. “Bugüne kadar herkes Karanlığın İlk Efendisi’ni yenmeye çalıştı.” “Bu yüzden başarısız oldular.” Demir kaşlarını çattı. “O hâlde ne yapacağız?” Kurucu’nun bakışları, siyah köklerin arasından yükselen mor ışığa çevrildi. “Onu dinleyeceksiniz.” Salondaki herkes şaşkınlıkla birbirine baktı. Ocak Ana fısıldadı. “Dinlemek mi?” Kurucu’nun sesi daha da yumuşadı. “Çünkü hiçbir karanlık sebepsiz doğmaz.” “Karanlığı yalnızca düşman olarak görenler…” “…onun neden var olduğunu asla öğrenemez.” Bu sözlerin ardından mağaranın derinliklerinden güçlü bir rüzgâr yükseldi. Mor sis ağır ağır toplanmaya başladı. Karanlığın İlk Efendisi bu kez bütün görkemiyle ortaya çıktı. Artık yalnızca bir gölge değildi. Uzun siyah giysiler içinde, yüzü hüzünle sertlik arasında değişen bir adam görünümündeydi. Gözlerinde öfke kadar büyük bir yalnızlık vardı. Kurucu ona baktı. Aradan bin yıl değil, yalnızca birkaç dakika geçmiş gibi konuştu. “Hoş geldin…” “…kardeşim.” Salondaki herkes donup kaldı. İlk Muhafız şaşkınlık içinde geri çekildi. “Kardeşin mi?” Kurucu başını eğdi. “Evet.” “İlk ocak kurulmadan önce aynı yolda yürüdük.” “Karanlığı seçmedi.” “Onu yalnız bırakan bizdik.” Karanlığın İlk Efendisi’nin yüzünde acı dolu bir tebessüm belirdi. “Sonunda…” “…gerçeği söylemeye cesaret ettin.” Mağaranın içindeki hava ağırlaştı. Altın köklerle siyah kökler birbirine dolanıyor, iki kadim güç ilk kez doğrudan karşı karşıya geliyordu. Lalin sessizce ikisine baktı. Sonra beklenmedik bir şey yaptı. Korkmadan Karanlığın İlk Efendisi’ne doğru yürüdü. Demir hemen seslendi. “Lalin, dur!” Fakat çocuk durmadı. Karanlığın tam karşısında durdu. Avucundaki umut tohumunu açtı. Küçük filiz, mor ışığın altında bile solmadı. Lalin gözlerini karanlık varlığın gözlerine dikti. “Sana kim söz verdi?” diye sordu. “Ve o sözü kim bozdu?” Bu soru, bin yıllık sessizliği paramparça etti. Kara…

Bölümün tamamını WritePad'de oku