KAN

152. BÖLÜM: UNUTULAN YEMİN

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

152. BÖLÜM: UNUTULAN YEMİN Hatıralar Salonu’nun üzerine çöken sessizlik, dünyanın başlangıcından beri süregelen bir bekleyişin son nefesi gibiydi. Siyah fenerin titrek alevi taş sütunların üzerinde dolaşırken, duvarlara işlenmiş hayat ağacı, kurt, güneş ve ateş damgaları bir anlığına soldu; sanki salonun kendisi bile karşısında duran kişiyi tanımış, bin yıl boyunca mühürlediği bir hatırayı yeniden hatırlamıştı. İlk Muhafız tek bir adım daha attı. Ayağı taş zemine değdiği anda salon hafifçe sarsıldı. Havuzun kararan sularından yükselen siyah halkalar büyüdü ve tavana kadar uzanan koyu sütunlar hâline geldi. O sütunların içinden yüzler seçiliyordu; yüzyıllar boyunca yaşamış, yemin etmiş, savaşmış ve unutulmuş insanların silik suretleri… Ocak Ana ağır ağır ayağa kalktı. Yüzünde ne öfke ne de korku vardı. Yalnızca çok uzun süredir taşıdığı bir pişmanlığın sessiz ağırlığı… “Bin yıl…” dedi kısık bir sesle. “Bin yıldır seni bu salonun dışında tuttuğumuzu sanıyorduk.” İlk Muhafız başını hafifçe eğdi. “Beni değil.” “Vicdanınızı.” Bu söz salondaki herkesin içine ağır bir taş gibi oturdu. Demir istemsizce bir adım öne çıktı. “Kimsin sen?” “Gerçekten İlk Muhafız mısın?” Gölgelerin arasındaki adam siyah feneri yere bıraktı. Alev bir anda maviye döndü. Yüzünü örten karanlık, ince ince çözülmeye başladı. Yaşlı bir yüz… Derin çizgiler… Yılların yorduğu ama hâlâ dimdik duran bir duruş… Ve gözlerinde tarif edilmesi güç bir hüzün… Lalin dikkatle baktı. “Sen…” “Üzgünsün.” Salondaki herkes şaşkınlıkla küçük çocuğa döndü. İlk Muhafız ilk kez gülümsedi. Acıyla yoğrulmuş, yorgun bir gülümsemeydi bu. “Çocuklar…” “Her zaman gerçeği ilk görenler olur.” Ocak Muhafızı asasını yere dayadı. “Sen ihanet ettin.” “Ocakları yaktın.” “Yemini bozdun.” İlk Muhafız gözlerini kapadı. “Hayır.” “Yemin bozulmuştu.” “Ben yalnızca bunu gördüm.” Sözleriyle birlikte siyah fenerin içindeki alev genişledi. Salonun ortasında yeni görüntüler belirmeye başladı. Bin yıl öncesi… Genç muhafızlar… Ocaklar… Hayat Ağacı’nın gölgesinde edilen yeminler… Ardından kuraklık… Açlık… Salgın… İnsanlar yardım için ocaklara koşuyor, fakat kapılar açılmıyordu. Yaşlılar dışarıda can veriyor… Çocuklar soğuktan titriyordu… Ocakların ileri gelenleri ise taş kapıların ardında toplanmıştı. Birinin sesi duyuldu. “Emanet halk için değil.” “Önce düzen korunmalı.” Bir başkası konuştu. “Birkaç köy yok olursa olsun.” “Yeter ki sır açığa çıkmasın.” Salondaki herkes donup kaldı. Demir’in nefesi kesildi. “Hayır…” “Bu doğru olamaz.” Ocak Ana gözlerini yere indirdi. Doğu Bekçisi’nin elleri titriyordu. Kral Alaric ise gördüklerine inanmak istemiyordu. İlk Muhafız sessizce konuştu. “İhanet ettiğim söylenerek anıldım.” “Oysa ben yalnızca kapıları açtım.” “Gıdayı paylaştırdım.” “Ateşi söndürmedim.” “İnsanları kurtardım.” Salondaki sessizlik bu kez suçluydu. Lalin’in avucundaki güneş damgası yeniden parladı. Bakır anahtar da sıcaklığını artırdı. Üzerindeki yüzlerce isim altın ışıkla titreşti. Bir anda isimlerin arasında daha önce görünmeyen satırlar belirdi. Bazılarının yanında küçük bir mühür vardı. Bazılarının yanında ise simsiyah lekeler… Ocak Muhafızı şaşkınlıkla eğildi. “Bu…” “Bu defter isimleri yargılıyor.” İlk Muhafız başını salladı. “Hayır.” “Yargılamıyor.” “Hatırlatıyor.” Tam o sırada Lalin eski deri defteri yeniden açtı. Bu kez sayfalar kendi kendine çevrilmeye başladı. Sonunda tek bir sayfada durdu. Kâğıdın üzerinde yalnızca bir cümle yazıyordu. “İhanet, bazen verilen sözü bozmak değildir. Bazen yanlış sözü sonsuza kadar sürdürmektir.” Ocak Ana’nın dizlerinin bağı çözüldü. Gözlerinden sessizce yaşlar süzüldü. “Demek…” “Yüzyıllardır çocuklarımıza yanlış hikâyeyi anlattık.” İlk Muhafız cevap vermedi. Sadece hayat ağacına baktı. Tam o anda salon yeniden sarsıldı. Fakat bu kez sarsıntı içeriden değil, çok daha derinden geliyordu. Taş duvarlarda ince çatlaklar oluşmaya başladı. Hayat Ağacı’nın damgası köklerinden itibaren kararmaya başladı. Kutsal kor ilk kez sönmeye bu kadar yaklaştı. Ocak Ana dehşet içinde…

Bölümün tamamını WritePad'de oku