KAN

147. BÖLÜM: ATEŞ DAĞI’NIN UYANIŞI

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

147. BÖLÜM: ATEŞ DAĞI’NIN UYANIŞI Yıkık kalenin bulunduğu dağın zirvesinden yükselen uğultu, yalnızca Kara Köy’de değil, çevredeki bütün vadilerde yankılandı. Toprak derin bir nefes alıyormuş gibi titredi. Ağaçların yaprakları aynı anda ters yöne döndü, dereler birkaç saniyeliğine akmayı bıraktı ve gökyüzünü kaplayan kara bulutların arasında ince, kızıl renkli çatlaklar belirdi. O an orada bulunan herkes bunun sıradan bir deprem olmadığını anladı. Sanki binlerce yıldır mühür altında kalan kadim bir güç yeniden uyanıyordu. Ocak Ana, kadim ateşin içinden dışarı doğru bir adım attı. Alevler ona dokunmuyor, aksine yol açıyordu. Gözleri uzak dağın zirvesine çevrilmişti. Yüzündeki hüzün ilk kez yerini endişeye bıraktı. “Başladı…” dedi kısık bir sesle. Kral Alaric yaklaştı. “Neyin başladığını biliyorsunuz.” Ocak Ana başını yavaşça salladı. “Bin yıl önce verilen yeminin son gecesi.” Demir kaşlarını çattı. “Son gece mi?” Ocak Muhafızı ağır ağır konuşmaya başladı. “Biz bugüne kadar Denge Taşı’nın yalnızca dünyalar arasındaki dengeyi koruduğunu sandık. Ama gerçek çok daha eski. Taş, Ateş Dağı’nın kalbinde yanan Kadim Ocağın kıvılcımından yapılmıştı. O ocak sönerse yalnız Kara Köy değil, bütün mühürler çözülmeye başlar.” Başkâhin şaşkınlık içinde sordu: “Peki Ateş Dağı nedir?” Kuzey Bekçisi gözlerini kapadı. “Efsanelerde anlatıldığı gibi yalnızca bir dağ değildir.” “Orası, ilk yeminin edildiği yerdir.” “Ocakların doğduğu yer…” “Ve bütün bekçilerin bir gün geri döneceğine söz verdiği kutsal zirve.” Bu sözlerin ardından Lalin, annesinin kucağından doğrulup dağa doğru baktı. Küçük avucundaki güneş damgası daha önce hiç olmadığı kadar parlak bir ışık saçıyordu. O ışık gökyüzüne yükseldi ve dağın tepesindeki kızıl çatlaklarla birleşti. Bir anlığına herkes aynı görüntüyü gördü. Ateş Dağı’nın zirvesinde devasa taş sütunlar yükseliyordu. Ortalarında hiç sönmeyen büyük bir ateş yanıyordu. Ateşin çevresinde yedi kişi el ele durmuş, göğe doğru yemin ediyordu. Sonra görüntü değişti. Yedi kişiden biri yavaşça grubun dışına çıktı. Elindeki siyah taşı kaldırdı. O anda ateşin rengi değişti. Gökyüzü karardı. Ve ilk çatlak oluştu. Görüntü bir anda kayboldu. Meydanda derin bir sessizlik oluştu. Doğu Bekçisi titreyen bir sesle konuştu. “Demek ihanet Kara Köy’de başlamadı…” Ocak Ana gözlerini kapattı. “Hayır.” “İhanet, ilk yeminin edildiği yerde başladı.” Tam o sırada Sessiz Kafile’nin en yaşlı üyesi bastonunu yere vurdu. Taş meydanın ortasında büyük bir harita belirdi. Harita kendi kendine hareket ediyor, dağları, nehirleri ve eski yolları gösteriyordu. Haritanın üzerinde üç nokta altın renkle parlıyordu. Kara Köy… Yıkık Kale… Ve Ateş Dağı. Fakat bu kez dördüncü bir nokta daha ortaya çıktı. Kimsenin daha önce görmediği, kuzeydoğudaki sislerle örtülü bir vadi. Damgası diğerlerinden tamamen farklıydı. Ortasında ne kurt başı ne güneş ne de ateş vardı. Yalnızca kapalı bir göz sembolü bulunuyordu. Ocak Muhafızı’nın yüzü bembeyaz kesildi. “Olmaz…” Başkâhin haritaya yaklaştı. “Orası neresi?” Ocak Muhafızı derin bir nefes aldı. “Orası…” “…Unutanlar Vadisi.” Kral Alaric şaşkınlıkla baktı. “Hiç adını duymadım.” “Çünkü bütün kayıtlar silindi.” “Oraya gidenler yollarını değil…” “…kendilerini unuturlardı.” Tam bu sırada Lalin sessizce gülümsedi. Küçük parmağıyla haritadaki Unutanlar Vadisi’ni işaret etti. Haritadaki kapalı göz damgası aniden açıldı. Gözün içi altın ışıkla doldu. Ve meydanda yankılanan çocuk sesi herkesin yüreğini titretti. “Aradığınız cevap Ateş Dağı’nda değil.” “Onu hatırlamayı unuttuğunuz yerde.” Sözler biter bitmez harita parçalanarak ışığa dönüştü. Gökyüzündeki kızıl çatlaklar biraz daha büyüdü. Ve ufukta, Unutanlar Vadisi’nin bulunduğu yönde, yüzyıllardır kapalı olduğu söylenen dev taş kapılar ağır ağır açılmaya başladı. Ocak Ana derin bir nefes aldı. “Şimdi anlıyorum…” “Bu yolculuk bir savaş değil.” “Bir hatırlayış yolculuğu.” Ve Kara Köy’den ayrılan eski taş yol, ilk kez kendiliğinden kuzeydoğuya, Unutanlar Vadisi’ne doğru uzanmaya başladı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku