KAN

145. BÖLÜM: UNUTULMUŞ KALE

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

145. BÖLÜM: UNUTULMUŞ KALE Hakikatin Eşiği’nin içindeki sessizlik, Doğu Bekçisi’nin son sözlerinden sonra daha da ağırlaştı. Hiç kimse konuşmuyordu. Kadim ateşin çıtırtısı, taş salonun kubbesinde yankılanırken herkesin bakışları, sislerin ötesinde beliren yıkık kaleye çevrilmişti. Güneş ışığı yalnızca birkaç saniyeliğine kalenin en yüksek burcuna vurmuş, ardından kara bulutlar gökyüzünü yeniden örtmüştü. Bu kısa aydınlık bile, kalenin duvarlarına işlenmiş eski damgaları seçmeye yetmişti. Ocak Muhafızı gözlerini kapatarak derin bir nefes aldı. “Demek sonunda kendini gösterdi…” diye fısıldadı. “Bin yıl boyunca saklanan son sığınak.” Kuzey Bekçisi ağır adımlarla ateşin çevresinde dolaştı. Elindeki asa taş zemine her değdiğinde, salonun ortasında ince ışık halkaları oluşuyor ve halkaların içinde eski yollar beliriyordu. Bunlar sıradan yollar değildi; kimi dağların içinden geçiyor, kimi kurumuş nehir yataklarının altına iniyor, kimi ise yoğun sislerin arasında bir anda kayboluyordu. En sonunda bütün yollar tek bir noktada birleşti. O nokta, yıkık kalenin bulunduğu dağın zirvesiydi. “Oraya ulaşmak kolay olmayacak,” dedi Kuzey Bekçisi. “Kale kendini yalnızca arayanlara göstermez. Yol, yolcunun niyetini tartar. Kalbinde hırs taşıyan yönünü kaybeder. Öfke taşıyan geri döndüğünü sanır ama aynı yerde dönüp durur. Ancak gerçeği kabul edenler son kapıya ulaşabilir.” Kral Alaric uzun süre haritaya baktı. Sonra sessizce diz çöktü. “Atalarımın yaptığı yanlışları değiştiremem,” dedi. “Ama onların korkusunu geleceğe taşımayacağım.” Bu sözlerle birlikte taş zemindeki damgalardan biri yumuşak bir ışıkla parladı. Ocak Ana gülümsedi. “Hakikat ilk kez bir kralın dilinde yük olmaktan çıktı.” Demir, kılıcını kınına yerleştirerek salonun çıkışına yöneldi. Bin yıl önce başladığı görevi tamamlamaya kararlıydı. Lanetin izleri yüzünde hâlâ duruyordu, ancak artık gözlerinde yalnızca öfke değil, umut da vardı. Doğu Bekçisi ona yaklaştı ve avucunun içinden küçük, koyu mavi renkli bir taş çıkardı. Taşın üzerinde kanatlarını açmış bir doğan damgası işlenmişti. “Bunu yanında taşı,” dedi. “Sis, sana eski korkularını gösterecek. Bu taş sana hangisinin hatıra, hangisinin gerçek olduğunu hatırlatacak.” Tam o sırada Lalin sessizce güldü. Salonun içindeki herkes ona döndü. Bebeğin uzattığı küçük elin üzerinde, daha önce görülmemiş ince altın çizgiler belirmeye başlamıştı. Çizgiler avucunda birleşerek küçük bir güneş damgasına dönüştü. Kurt Mührü yeniden havaya yükseldi ve damganın üzerinde dönmeye başladı. Kadim ateş aniden güçlenirken salonun duvarlarına yeni yazılar işlendi. Ocak Ana yazıları dikkatle okudu. Yüzündeki ifade yavaş yavaş değişti. “Hayır…” Başkâhin endişeyle yaklaştı. “Ne gördünüz?” Ocak Ana’nın sesi her zamankinden daha kısıktı. “Kehanet eksik anlatılmış.” Herkes sessizliğe gömüldü. “Son Varis’in görevi Denge Taşı’nı birleştirmek değil.” “O taş kırıldığında yeni bir mühür doğacak.” Kral Alaric şaşkınlıkla sordu. “Peki ya eski mühür?” “Eski mühür görevini tamamladı.” Bu sözler söylenirken kadim ateşin içinden ince kıvılcımlar yükseldi. Kıvılcımlar salonun kubbesine ulaştığında taş tavanda saklı duran büyük bir yıldız haritası görünür hâle geldi. Haritada yüzlerce işaret vardı; fakat yalnızca üçü altın ışıkla parlıyordu. Biri Kara Köy’dü. İkincisi yıkık kaleydi. Üçüncüsü ise kimsenin tanımadığı uzak bir dağın zirvesinde bulunuyordu. Doğu Bekçisi yıldız haritasına bakarak derin bir nefes aldı. “Üçüncü yer…” “Onu yalnızca efsanelerde duymuştum.” Ocak Muhafızı gözlerini haritadan ayırmadan konuştu. “Eğer harita yeniden uyandıysa…” “…Demek Ateş Dağı da bizi çağırıyor.” Tam o anda Kara Köy’ün dışından güçlü bir boru sesi yükseldi. Ses o kadar yakındı ki salonun taş duvarları titredi. Demir hızla kapıya koştu. Kapının dışına çıktığında sislerin arasından yükselen onlarca meşale gördü. Fakat bunlar Kara Köy halkına ait değildi. Siyah sancaklar taşıyan, yüzleri demir maskelerle gizlenmiş büyük bir birlik yavaş yavaş köye doğru ilerliyordu. En öndeki komutan at…

Bölümün tamamını WritePad'de oku