KAN

143. BÖLÜM: HAKİKATİN EŞİĞİ

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

143. BÖLÜM: HAKİKATİN EŞİĞİ Kara meşenin gövdesinde beliren taş kapı, sanki ağacın kendisinden oyulmuş gibiydi. Üzerindeki kadim damgalar, ay ışığının altında yavaş yavaş parlıyor, her biri geçmişten kalan bir sözü fısıldıyormuş gibi ince bir uğultu yayıyordu. Kapının üzerine işlenmiş “Hakikatin Eşiği” yazısı ise diğer damgalardan farklı olarak altın rengiyle ışıldıyor, ona bakan herkesin zihninde tarif edilemez bir ağırlık bırakıyordu. Kuzey Bekçisi ağır adımlarla kapının önüne geldi. Elini taşın üzerine koyduğu anda bütün köy yeniden sarsıldı. Kara meşenin kökleri toprağın altında hareket etmeye başladı. Meydandaki eski taşların arasından ince ışık çizgileri yayıldı ve birbirine bağlanarak büyük bir mühür oluşturdu. Sessiz Kafile’nin üyeleri hiç konuşmadan mühürün çevresinde diz çöktü. Başkâhin ise hayatında ilk kez gördüğü bu kadim düzen karşısında hayranlıkla nefesini tuttu. Kuzey Bekçisi arkasını dönmeden konuştu. “Bu kapı hiçbir zaman kilitli olmadı.” Herkes şaşkınlıkla birbirine baktı. “İnsanlar onu korkularıyla kapalı sandılar. Oysa Hakikatin Eşiği yalnızca gerçeği öğrenmeye cesaret edenlere açılır.” Ocak Muhafızı başını öne eğdi. Yıllardır koruduğu sırrın bile eksik olduğunu ilk kez kabul ediyordu. “Ben bile bütün gerçeği bilmiyormuşum.” Kuzey Bekçisi hafifçe gülümsedi. “Çünkü hakikat tek kişiye emanet edilmez.” Tam o sırada Lalin annesinin kucağından doğruldu. Küçük gözleri kapıya çevrilmişti. Boynundaki kurt başlı muska ile havada süzülen Kurt Mührü aynı anda parladı. Altın renkli iki ışık birleşerek kapının ortasına ulaştı. Derin bir gürültü duyuldu. Taştan yapılmış kapı yavaşça iki yana açıldı. İçeriden ne karanlık ne de parlak bir ışık yükseldi. Sadece eski bir ocağın sıcaklığını taşıyan yumuşak bir aydınlık dışarı yayıldı. Kapının ardında büyük, yuvarlak bir salon vardı. Salonun tam ortasında hiç sönmeden yandığı belli olan kadim bir ateş bulunuyordu. Ateşin çevresine dokuz taş oturak yerleştirilmişti. Duvarlar baştan sona eski damgalar ve taş kabartmalarla süslüydü. Kral Alaric dikkatle kabartmalara baktığında bir sahne dikkatini çekti. Taşa işlenmiş resimde, bir kral ile Kara Köy’ün bilgesi yan yana duruyor, ellerini aynı ateşin üzerine uzatıyordu. İkisinin arasında ise üzerinde kurt başı bulunan bir mühür vardı. Başka bir kabartmada ise aynı iki kişinin sırt sırta vererek büyük bir gölgeye karşı durduğu görülüyordu. Alaric’in sesi titredi. “Atalarımız… Bir zamanlar düşman değilmiş.” Kuzey Bekçisi başını salladı. “Hayır.” “Onlar müttefikti.” “Krallık ile Kara Köy, yüzyıllar boyunca birlikte dengeyi korudu.” “Sonra korku aralarına girdi.” Ocak Muhafızı sözü tamamladı. “Korku, yalandan daha hızlı yayıldı.” Başkahin sessizce kabartmalara bakarken gözleri salonun en sonunda duran büyük taş sandığa takıldı. Sandığın kapağı kapalıydı. Üzerinde yalnızca tek bir damga vardı. Diğer bütün damgalardan farklıydı. Ortasında yükselen bir ocak ateşinin iki yanında biri beyaz, diğeri siyah iki kurt bulunuyordu. Lalin, sanki görünmeyen bir çağrı hisseder gibi sandığa doğru elini uzattı. O anda kadim ateş aniden yükseldi. Alevler tavana kadar ulaştı. Fakat ne salonu yaktı ne de sıcaklığı arttı. Alevlerin içinden yaşlı bir kadının silueti belirdi. Uzun beyaz saçları omuzlarından aşağı dökülüyor, gözlerinde hem derin bir hüzün hem de tarifsiz bir merhamet okunuyordu. Meydandaki herkes istemsizce saygıyla başını eğdi. Yaşlı kadın konuştuğunda sesi ateşin çıtırtısına karıştı. “Ben bu ocağın ilk koruyucusuydum.” “Yemin edildiğinde de buradaydım.” “Yemin bozulduğunda da…” Ocak Muhafızı diz çöktü. “Ocak Ana…” Kadının bakışları Lalin’e çevrildi. “Bin yıl boyunca beklenen çocuk sensin.” “Ama kehanetin sonu henüz yazılmadı.” Tam o sırada salonun taş duvarlarında derin çatlaklar oluşmaya başladı. Kadim ateş bir anlığına titreşti. Kuzey Bekçisi’nin yüzündeki huzur kayboldu. “Geç kaldık…” Salonun dışından gelen uğultu giderek büyüyordu. Kara Köy’ün üzerinde dolaşan sis, bu kez tek bir noktada toplanmaya başlamıştı. Ocak Ana gözlerini kapat…

Bölümün tamamını WritePad'de oku