KAN

131. BÖLÜM: KARA KÖYÜN ÇAĞRISI

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

131. BÖLÜM: KARA KÖYÜN ÇAĞRISI Sarayın kuzey kapısında beliren yaşlı kadının gelişiyle birlikte havadaki sıcaklık hissedilir biçimde düştü. Birkaç dakika öncesine kadar sessiz olan avluda önce rüzgâr kesildi, ardından gökyüzünü ağır siyah bulutlar örttü. Meşalelerin alevleri maviye dönerken muhafızlar ellerini kılıçlarının kabzalarına götürdü; fakat içlerinden hiçbiri bir adım ileri atamadı. Sanki görünmeyen bir güç ayaklarını taş zemine mühürlemişti. Yaşlı kadın ağır ağır yürüyerek sarayın eşiğine geldiğinde boynunda taşıdığı eski kurt başı biçimindeki gümüş muska hafifçe titreşti. Üzerindeki siyah yün örtü Anadolu’nun kadim motifleriyle işlenmişti ve her adımında çevreye ardıç ile tütsülenmiş meşe kabuğunun kokusu yayılıyordu. Başkâhin onu görür görmez yüzünün rengi değişti. Çocukluğunda yalnızca fısıltılar hâlinde duyduğu, gerçek olduğuna hiç inanmadığı bir efsane gözlerinin önünde duruyordu. Bu kadın, yüzyıllardır ortadan kaybolduğu sanılan Ocak Ana soyunun son temsilcisiydi. Rivayetlere göre bu soy, görünmeyen âlemin sınırlarını koruyan, kötücül varlıkların izini sürebilen ve eski Türk ocak geleneğinin son bekçileriydi. Kraliyet ailesi bile onların gerçekten yaşayıp yaşamadığını bilmiyordu. Yaşlı kadın sarayın içine girer girmez doğrudan Lalin’in bulunduğu odaya yöneldi. Kimse ona yol göstermemişti; buna rağmen sanki sarayın her taşını ezbere biliyormuş gibi tek bir kez bile duraksamadan ilerledi. Kapı açıldığı anda beşiğin üzerinde asılı duran nazarlık çatlayarak ikiye ayrıldı. Aynı anda odadaki bütün kandiller söndü ve odanın içini yoğun bir gölge kapladı. Gölge önce tavanda dolaştı, sonra ağır ağır beşiğin üzerine indi. Lalin ise ağlamak yerine sessizce tavana bakıyor, görünmeyen birini izliyormuş gibi gülümsüyordu. Yaşlı kadın cebinden küçük bir ardıç dalı çıkarıp yanında taşıdığı köz kabının içine bıraktı. Yükselen keskin duman odanın dört bir yanına yayıldığında gölgenin içinden insan sesine benzemeyen boğuk bir çığlık yükseldi. Gölge birkaç saniye boyunca şekilden şekle girdi; uzun boynuzları olan bir siluete, ardından yaşlı bir adama, sonra da yüzü olmayan siyah bir çocuğa dönüştü ve sonunda pencerenin camından geçerek karanlığın içine karıştı. Odanın duvarlarında ise geriye yanık izlerini andıran eski damgalar kaldı. Başkâhin damgaları görünce dizlerinin bağı çözüldü. Bunlar, yüzyıllardır kimsenin görmediği Kara Köy damgalarıydı. Kral Alaric, yaşlı kadından açıklama istediğinde aldığı cevap saraydaki herkesi derin bir sessizliğe sürükledi. Kadın, Kara Köy’ün sıradan bir yer olmadığını, haritalarda bulunmayan ve yalnızca çağrılanların ulaşabildiği kadim bir köy olduğunu anlattı. Yüzyıllar önce kraliyet ailesinin işlediği en büyük günahın orada saklandığını, soyun devam edebilmesi için bir çocuğun kendi isteği dışında o köyün bekçilerine teslim edildiğini söyledi. Bu sır, nesiller boyunca bütün kayıtlardan silinmiş, krallar bile gerçeğin yalnızca küçük bir kısmını öğrenebilmişti. Fakat Lalin’in doğumu, unutulan yemini yeniden uyandırmıştı. Karanlık artık yalnızca mühürlerden değil, kraliyet kanının taşıdığı eski borçtan da besleniyordu. Yaşlı kadın, “Bu çocuk yalnızca kehanetin son varisi değil,” dedi alçak bir sesle. “O, iki soyun da mirasını taşıyor. Işığın kanı onun damarlarında akıyor; ama karanlığın aradığı kan da aynı bedende saklı.” Tam bu sözlerin ardından sarayın temelleri şiddetle sarsıldı. Kuzey burcundan yükselen çan sesi bütün ovaya yayıldı. Muhafızlar kuleye koştuklarında nöbet tutan üç askerin ortadan kaybolduğunu gördüler. Ne kan vardı ne de mücadele izi. Taş zeminde yalnızca siyah külle çizilmiş eski bir damga duruyordu. Başkâhin damgayı görür görmez nefesi kesildi. Bu işaret, kadim metinlerde “Eşik Açıldı” anlamına geliyordu. Efsanelere göre bu damga bir yerde belirdiğinde yaşayanlarla görünmeyenler arasındaki perde incelir, geceleri eski ruhlar, lanetli varlıklar ve unutulmuş isimler dünyaya adım atardı. Yaşlı kadın gökyüzüne baktığında kara bulutların arasında tek bir yıldızın bile görünmediğin…

Bölümün tamamını WritePad'de oku