123. BÖLÜM: IŞIK VE KARANLIK
Yazar: Bircan Mazhar

123. BÖLÜM: IŞIK VE KARANLIK Mühür Odası’nın kubbesi sarsılırken altın ışık ile karanlık enerji birbirine çarpıyor, ortaya çıkan dalgalar bütün mağarayı titretiyordu. Defne, elindeki Mühür Anahtarı’nı sıkıca kavramıştı. Anahtardan yayılan ışık, karanlığın ilerlemesini yavaşlatıyor ama tamamen durduramıyordu. Aras güçlükle ayağa kalktı. “Defne… Kaan…” “Karanlık sandığınız gibi bir varlık değil.” “Hepinizin gördüğü siluet, Eldar’ın ruhunu ele geçiren kadim gücün yansıması.” “Eğer Eldar kurtarılırsa, o gölge de yok olacak.” Defne şaşkınlıkla Eldar’a baktı. Eldar dizlerinin üzerinde duruyor, iki eliyle başını tutuyordu. Yüzündeki siyah damarlar her geçen saniye daha da belirginleşiyor, gözleri bir siyaha bir kendi rengine dönüyordu. Sanki iki farklı irade aynı bedende savaşıyordu. Bir an başını kaldırdı. Gözleri yeniden eski hâline dönmüştü. “Defne…” diye fısıldadı. “Yaklaşma…” “Onu daha fazla tutamıyorum.” Tam o anda Eldar’ın bedeninden siyah enerji yükseldi. Sert bir rüzgâr bütün odayı kapladı. Eldar acıyla bağırdı. “Hayır!” “Çık… zihnimden!” Kaan bir adım öne çıktı. “Eldar!” “Biz düşmanın değiliz.” Eldar’ın sesi titriyordu. “Geç kaldınız…” “Bin yıldır onunla savaşıyorum.” “Her kullandığım güçte biraz daha beni ele geçirdi.” Aras derin bir nefes aldı. “İşte gerçek bu.” “Eldar hiçbir zaman karanlığın efendisi olmadı.” “Karanlık, onun acısını kullanarak ruhuna kök saldı.” Defne’nin gözleri doldu. “O yüzden bizi sürekli uzaklaştırmaya çalışıyordun…” Eldar acı dolu bir gülümsemeyle başını salladı. “Siz yaklaştıkça…” “…o daha da güçleniyordu.” Bir anda Eldar’ın bedeni yeniden karanlık enerjiyle kaplandı. Bu kez gözleri tamamen siyaha döndü. Sesi değişti. Kalın ve uğultulu bir tonla konuştu. “Yeter…” “Bu beden artık bana ait.” Defne korkusuna rağmen geri çekilmedi. Mühür Anahtarı’nı iki eliyle kaldırdı. Anahtardan çıkan altın ışık doğrudan Eldar’ın göğsüne ulaştı. Eldar acıyla haykırdı. Siyah enerji bedeninden kopmaya çalışıyor, fakat yeniden ona sarılıyordu. Kaan da Kadim Taht’tan aldığı gümüş mührü avucuna bastırdı. Gümüş ışık altın ışıkla birleşti. İki güç aynı anda Eldar’ı çevreledi. Odanın duvarlarına işlenmiş bütün kadim semboller yeniden parlamaya başladı. Aras yüksek sesle konuştu. “İşte kehanetin gerçek anlamı!” “İki varis, karanlığı yok etmek için değil…” “…karanlığa teslim olanı kurtarmak için seçildi.” Tam o sırada Mühür Anahtarı’nın ortasında yeni bir sembol belirdi. Anahtar iki parçaya ayrıldı. Bir parçası Defne’nin elinde kaldı. Diğer parçası yavaşça havalanarak Kaan’ın avucuna yerleşti. İki parça birbirini tamamlayan bir güneş ve ay sembolünü oluşturuyordu. Salonu dolduran altın ışık şimdiye kadarkinden çok daha güçlüydü. Fakat aynı anda Eldar’ın bedeninden yükselen karanlık da hiç olmadığı kadar öfkeliydi. Ve herkes biliyordu… Bir sonraki anda verilecek karar, yalnızca Kadim Krallığın değil, bin yıllık kehanetin de kaderini belirleyecekti.