120. BÖLÜM: İLK YEMİN
Yazar: Bircan Mazhar

120. BÖLÜM: İLK YEMİN Eldar, siyah pelerinli adamın uzattığı ele uzun süre baktı. Gözlerinde öfke değil, tarifsiz bir acı vardı. Birkaç dakika önce koruyamadığı krallığın sessizliği kulaklarında yankılanıyordu. Sonunda yavaşça elini uzattı. İki el birbirine değdiği anda salonu buz gibi bir rüzgâr kapladı. Tahtın etrafındaki sönmeye başlayan altın ışık, yerini koyu gri gölgelere bırakmaya başladı. Siyah pelerinli adam elini geri çekerek gülümsedi. “Artık yalnız değilsin.” Eldar başını kaldırdı. “Kim olduğunu söyle.” Adam ağır adımlarla Kadim Taht’ın etrafında yürüdü. “İsimlerin önemi yok.” “Önemli olan, sana kaybettiklerini geri verebilecek tek kişi olmam.” Eldar’ın sesi titriyordu. “Kraliçe Elara’yı… geri getirebilir misin?” Adam cevap vermeden önce yere düşen siyah tüyü avucuna aldı. “Hayır.” “Geçmişi değiştiremem.” “Ama geleceği değiştirebiliriz.” Eldar sessiz kaldı. Adam devam etti. “Bin yıl sonra mühür zayıflayacak.” “Kadim Taht yeniden uyanacak.” “Ve Elara’nın soyundan gelen iki varis tekrar bir araya gelecek.” Eldar şaşkınlıkla kaşlarını çattı. “İki varis…” Adam başını salladı. “Onlar mühürü güçlendirebilir.” “Ya da tamamen yok edebilir.” “Eğer o gün geldiğinde Kadim Taht senin olursa, hiçbir güç seni durduramaz.” Eldar derin bir nefes aldı. “Ben tahta hükmetmek istemiyorum.” “Bir daha hiç kimsenin bugün yaşadığımız acıyı yaşamasını istemiyorum.” Adamın yüzünde ince bir tebessüm belirdi. “İnsanlar en büyük hatalarını, en doğru niyetlerle yaparlar.” Sonra avucunu açtı. Avucunda siyah bir kristal parlıyordu. “Bunu kabul edersen yaşayacaksın.” “Bekleyeceksin.” “Yüzyıllar geçse bile yaşlanmayacaksın.” “O gün geldiğinde, varisler geri dönecek.” Eldar kristale baktı. “Bedeli ne?” Adam ilk kez ciddi bir ifadeyle konuştu. “Her kullandığında, karanlık ruhundan bir parça daha alacak.” “Bir gün aynaya baktığında, kendini tanıyamayacaksın.” Eldar gözlerini kapattı. Aklına Elara’nın son sözleri geldi. “Karanlığa karşı savaşırken en büyük tehlike, onun seni kendine benzetmesidir.” Derin bir sessizlik oldu. Sonunda Eldar gözlerini açtı. “Eğer bunun sonunda krallığı koruyabileceksem…” “…bedelini ödemeye hazırım.” Kristali eline aldığı anda siyah enerji bütün bedenini sardı. Acıyla dizlerinin üzerine çöktü. Gözlerinden siyah ışıklar yükselirken, salonun duvarlarında derin çatlaklar oluştu. Kadim Taht son kez parlak bir ışık saçtı. Sanki onu uyarmaya çalışıyordu. Ama artık çok geçti. Siyah enerji yavaşça Eldar’ın bedenine yerleşti. Ayağa kalktığında gözleri eskisi gibi değildi. İçlerinde hem acı hem de kararlılık vardı. Siyah pelerinli adam memnuniyetle başını salladı. “Artık bekleme zamanı başladı.” Geçmişin görüntüsü yavaş yavaş silinmeye başladı. Defne ile Kaan kendilerini yeniden Mühür Odası’nda buldular. İkisi de uzun süre konuşamadı. Defne sessizliği bozdu. “Demek her şey… krallığı korumak istemesiyle başladı.” Kaan derin bir nefes aldı. “Ve zamanla karanlık, iyi niyetini kendi silahına dönüştürdü.” Tam o sırada Mühür Odası şiddetle sarsıldı. Taş tavandan parçalar kopmaya başladı. Koridorun girişinden tanıdık bir ses yankılandı. “Geçmişimi gördünüz…” “Şimdi seçimimi de göreceksiniz.” Defne ile Kaan aynı anda kapıya döndü. Koridorun sonunda, elinde siyah kristal parlayan Eldar onları bekliyordu.