KAN

118. BÖLÜM: KARANLIĞIN FISILTISI

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

118. BÖLÜM: KARANLIĞIN FISILTISI Geçmişin görüntüsü yeniden netleştiğinde, Defne ile Kaan kendilerini savaşın tam ortasında buldular. Kadim Krallığın sokakları alevler içindeydi. Askerler halkı güvenli bölgelere ulaştırmaya çalışıyor, gökyüzünü kaplayan kara bulutların arasından yükselen çığlıklar her yeri dolduruyordu. Genç Eldar elindeki kılıçla önüne çıkan karanlık yaratıkları birer birer geri püskürtüyordu. Defne onun yüzündeki yorgunluğu ve çaresizliği ilk kez bu kadar açık görüyordu. “Durmadan savaşıyor…” diye fısıldadı. Kaan başını salladı. “Ama ne kadar savaşırsa savaşsın, karanlık bitmiyor.” Tam o sırada yaşlı bir muhafız koşarak Eldar’ın yanına geldi. “Komutan! Doğu surları düştü. Halk şehir meydanında sıkıştı.” Eldar hiç düşünmeden kılıcını kaldırdı. “Ben gidiyorum. Siz Kraliçe’yi koruyun!” Muhafız tereddüt etti. “Ama yalnız gidemezsiniz!” “Eğer beklersek insanlar ölecek.” Eldar koşarak meydandaki savaşa katıldı. Defne ve Kaan onu takip ediyordu, fakat hâlâ geçmişin sadece sessiz tanıklarıydılar. Şehir meydanına ulaştıklarında yüzlerce insanın karanlık yaratıklar tarafından kuşatıldığını gördüler. Eldar tek başına kalabalığın arasına daldı. Kılıcından yayılan beyaz ışık her savuruşta yaratıkları geri çekilmeye zorluyor, insanlar onun açtığı koridordan kaçıyordu. Son çocuk da annesine kavuştuğunda Eldar derin bir nefes aldı. Tam arkasını döneceği sırada yerde diz çökmüş siyah pelerinli yaşlı bir adam gördü. Adam yaralı gibi görünüyordu. Titreyen sesiyle konuştu. “Lütfen… Bana yardım et…” Eldar hiç tereddüt etmeden adamın yanına çömeldi. “İyi misiniz?” Yaşlı adam başını kaldırdı. Yüzü gölgelerin arasında seçilemiyordu. “Sen… Gerçekten herkesi kurtarmaya çalışıyorsun.” “Evet.” “Çünkü onları korumaya söz verdim.” Adam yavaşça gülümsedi. “Peki ya sana… Onları sonsuza kadar koruyabilecek bir güç versem?” Eldar kaşlarını çattı. “Ne demek istiyorsun?” Yaşlı adam avucunu açtı. Avucunun içinde dönen küçük, siyah bir ışık vardı. “Bu güçle hiçbir düşmandan korkmayacaksın.” “Sevdiklerini bir daha asla kaybetmeyeceksin.” Eldar elini geri çekti. “Hayır.” “Ben karanlıktan güç istemiyorum.” Adamın gülümsemesi genişledi. “Bugün istemiyorsun…” “…ama kaybettiğinde isteyeceksin.” Tam o anda uzaktan büyük bir patlama sesi duyuldu. Eldar başını çevirir çevirmez sarayın kuzey kulesinin çöktüğünü gördü. Kulenin altında kalan muhafızların çığlıkları bütün şehre yayıldı. Eldar tekrar yaşlı adama baktığında ise… Orada kimse yoktu. Yerde yalnızca siyah bir tüy duruyordu. Eldar tüyü eline aldı. Bir anlığına avucunda siyah bir parıltı belirdi. Sonra kayboldu. Defne endişeyle Kaan’a baktı. “İlk temas…” Kaan sessizce başını salladı. “İşte her şey burada başlamış.” Onlar konuşurken geçmiş yeniden titremeye başladı. Bu kez görüntü, Eldar’ın hayatını sonsuza dek değiştirecek ikinci ana doğru ilerliyordu.

Bölümün tamamını WritePad'de oku