116. BÖLÜM: ELDAR’IN SIRRI
Yazar: Bircan Mazhar

116. BÖLÜM: ELDAR’IN SIRRI Defne ile Kaan duydukları karşısında donup kaldılar. İkisi de aynı anda muhafıza baktı. Kaan sessizliği bozdu. “Bu imkânsız… Eldar buraya girdiyse neden mühürü kıramadı?” Muhafız ağır adımlarla onlara yaklaştı. “Çünkü Mühür Odası, yalnızca gücü değil, niyeti de sınar.” “Eldar yıllar önce buraya ulaştığında Kadim Taht henüz uyanmamıştı.” “Kapılar ona açıldı, fakat Mühür Anahtarı’nı kabul etmedi.” Defne şaşkınlıkla sordu: “Neden?” Muhafızın sesi odada yankılandı. “Çünkü kalbinde korkudan çok hırs vardı.” “O, krallığı korumak için değil, karanlığı yönetmek için güç istiyordu.” Tam o anda taş merdivenlerin derinliklerinden uğultulu bir ses yükseldi. Sanki çok uzakta biri ağır adımlarla yürüyordu. Defne elindeki Mühür Anahtarı’nı daha sıkı kavradı. “Bu ses…” Muhafız başını salladı. “Mühür zayıfladıkça geçmişin izleri yeniden canlanıyor.” “Korkmayın.” “Size zarar veremezler.” Defne ve Kaan merdivenlerden aşağı inmeye başladılar. Her basamakta duvarlara işlenmiş semboller altın renkte parlıyor, Mühür Anahtarı bu ışıklara karşılık verircesine hafifçe titreşiyordu. Bir süre sonra dar merdiven geniş, kubbeli bir salona açıldı. Salonun tam ortasında dev bir taş sütun yükseliyordu. Sütunun etrafını ise birbirine dolanmış altın zincirler sarıyordu. Zincirlerin ortasında, siyah kristalden yapılmış büyük bir mühür taşı asılı duruyordu. Taşın yüzeyinde derin çatlaklar oluşmuştu. Her çatlaktan ince siyah dumanlar yükseliyor, havaya karışıyordu. Kaan hayranlıkla fısıldadı. “Demek son mühür bu…” Defne yavaşça sütuna yaklaştı. Tam elini uzatacağı sırada Mühür Anahtarı aniden parlak bir ışık saçtı. Ardından odanın her köşesinde yankılanan tanıdık bir ses duyuldu. “Oraya dokunma…” Defne irkilerek arkasına döndü. “Aras!” Ama konuşan Aras değildi. Karşılarında duran kişi, yıllar önceki hâliyle Eldar’dı. Üzerinde siyah zırh yerine beyaz bir muhafız cübbesi vardı. Yüzünde öfke değil, derin bir hüzün okunuyordu. Kaan şaşkınlıkla geri çekildi. “Bu… nasıl olabilir?” Genç Eldar yavaşça başını kaldırdı. “Ben gerçek Eldar değilim.” “Ben, bu odada kalan son hatırayım.” “O gün yaptığım hatanın sonsuza dek silinmemesi için mühür beni burada sakladı.” Defne dikkatle ona baktı. “O gün ne oldu?” Genç Eldar gözlerini çatlamış siyah mühre çevirdi. “Gerçeği öğrenmeye hazırsanız…” “…önce neden karanlığı seçtiğimi görmeniz gerekiyor.” Tam o anda mühür taşından yükselen siyah duman Defne, Kaan ve genç Eldar’ı tamamen içine aldı. Gözlerini açtıklarında artık Mühür Odası’nda değillerdi. Kendilerini, bin yıl önceki Kadim Krallık’ta bulmuşlardı.