KAN

115. BÖLÜM: KADİM MUHAFIZLAR

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

115. BÖLÜM: KADİM MUHAFIZLAR Taş heykellerin gözleri birer birer parlarken odanın içini derin bir uğultu kapladı. Yüzyıllardır hareketsiz duran dört muhafız, ağır ağır kaidelerinden ayrıldı. Beyaz mermerden oyulmuş zırhları hareket ettikçe taşların birbirine sürtünme sesi odada yankılanıyordu. Defne ile Kaan aynı anda durdu. Kaan içgüdüsel olarak Defne’nin önüne geçti. “Dikkatli ol.” Muhafızlardan en önde duran, elindeki uzun mızrağı yere vurdu. Tak! Odanın zeminindeki kadim semboller mavi bir ışıkla parladı. Ardından tok ve yankılı bir ses duyuldu. “Kadim Mühür Odası’na yalnızca gerçek varisler girebilir.” Defne bir adım öne çıktı. “Biz Kraliçe Elara’nın soyundan geliyoruz.” Muhafızın parlayan gözleri Defne’ye çevrildi. “Soy tek başına yeterli değildir.” “Karanlığı yenebilecek bir kalbe sahip misiniz?” Kaan kararlı bir sesle cevap verdi. “Bu krallığı korumak için gerekirse canımızı veririz.” Muhafız birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra diğer üç muhafız da aynı anda mızraklarını yere vurdu. Bütün oda sarsıldı. Kristal kaidenin üzerindeki parşömen havalanarak yavaşça açıldı. Parşömenin üzerinde altın harflerle yazılmış eski bir metin belirdi. Defne dikkatlice okumaya başladı. “Kadim Taht uyandığında, mühür yeniden doğacaktır. Ancak ışığın gücü tek bir kişiye değil, birbirine güvenen iki varise emanet edilecektir. Karanlığı yenmek isteyen önce kendi korkusunu yenmelidir.” Defne metni okur okumaz parşömen yeniden kapandı. Tam o sırada odanın duvarları titremeye başladı. Koridorun geldiği taraftan büyük bir patlama sesi duyuldu. GÜÜÜM! Kaan endişeyle kapıya baktı. “Eldar…” Defne’nin yüzü gerildi. “Aras.” Muhafızlardan biri başını eğdi. “Koruyucu hâlâ direniyor.” “Ama zamanı tükeniyor.” Defne telaşla sordu. “Onu kurtarmanın bir yolu yok mu?” Muhafız ağır adımlarla kristal kaidenin yanına geldi. Elini kaidenin üzerine koyduğu anda kristalin içinden küçük, altın renkli bir anahtar yükseldi. Anahtarın üzerinde Kraliyet Pusulası’nın simgesi işlenmişti. Muhafız anahtarı Defne’ye uzattı. “Bu, Mühür Anahtarı.” “Onun açacağı kapı yalnızca bir kez açılır.” “Kullandığınız anda kaderiniz değişecek.” Defne anahtarı eline aldığı anda avucunda sıcak bir enerji hissetti. Aynı anda cebindeki Kraliyet Pusulası yeniden dönmeye başladı. İbresi bu kez odanın arka duvarını gösteriyordu. Duvar yavaş yavaş ikiye ayrılırken arkasında aşağıya doğru uzanan dar bir taş merdiven ortaya çıktı. Merdivenin derinliklerinden hem altın bir ışık hem de uğultuya benzeyen karanlık bir ses yükseliyordu. Muhafız son kez konuştu. “Gerçek mühür aşağıda.” “Ve oraya sizden önce ulaşmaya çalışan biri var.” Defne ile Kaan şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. “Kim?” Muhafızın cevabı ikisinin de yüreğini sıkıştırdı. “Eldar… Kayıp Mühür Odası’na sandığınızdan çok daha önce girmeyi başarmıştı.”

Bölümün tamamını WritePad'de oku