113. BÖLÜM: IŞIĞIN SINAVI
Yazar: Bircan Mazhar

113. BÖLÜM: IŞIĞIN SINAVI Devasa pençe taş zemine dokunduğu anda bütün salon şiddetle sarsıldı. Pençenin değdiği yerde siyah çatlaklar oluşuyor, çatlaklar örümcek ağı gibi zemine yayılıyordu. Kadim Taht’ın etrafındaki altın ışık ise bu karanlığı durdurmak istercesine daha da güçleniyor, iki güç salonun ortasında amansız bir mücadele veriyordu. Defne istemsizce bir adım geri çekildi. Hayatı boyunca pek çok tehlikeyle karşılaşmıştı ama ilk kez böylesine ağır bir karanlık hissediyordu. Sanki nefes almak bile zorlaşmıştı. “Bu… nasıl bir güç?” diye fısıldadı. Aras gözlerini pençeden ayırmadan cevap verdi. “Bin yıl önce mühürlenen karanlığın yalnızca küçük bir parçası.” Kaan şaşkınlıkla ona döndü. “Yalnızca bir parçası mı?” Aras başını salladı. “Eğer tamamı özgür kalırsa, Kadim Krallık bir daha asla eski hâline dönemez.” Tam o sırada pençenin ardından ikinci bir el de yarığın içinden çıkmaya başladı. Salonu dolduran uğultu giderek yükseliyor, duvarlardaki taşlar yerlerinden oynuyordu. Dışarıda bekleyen Mazhar, Lal, Eren ve Akyolu da sarsıntının etkisiyle dengelerini kaybetti. Mazhar çatlayan kapıya yaklaşarak yumruğunu sıktı. “Defne içeride tek başına değil… Ama yine de onlara ulaşmalıyız.” Eren başını kaldırıp kapıya baktı. “Kapı açılmıyor.” Akyolu mağaranın duvarlarını dikkatle inceledi. “Bir yol olmalı.” İçeride ise Kraliyet Pusulası aniden havalanarak Defne ile Kaan’ın arasında dönmeye başladı. İbresi bir kez daha Kadim Taht’ı gösterdi. Aras derin bir nefes aldı. “Taht size sesleniyor.” “Onun gücünü birlikte kullanmalısınız.” Defne ile Kaan aynı anda tahta doğru yürüdüler. Ellerini yeniden altın ve gümüş yuvaların üzerine koydukları anda salonu göz kamaştırıcı bir ışık kapladı. Tahtın arkasındaki eski hükümdar kabartmaları tek tek parladı. Sanki geçmişin bütün hükümdarları, yeni varislerin arkasında durmuştu. Altın ışık salondan yükselerek siyah yarığa doğru ilerledi. Pençe geri çekilmek zorunda kaldı. Mağarayı dolduran uğultu öfkeyle yankılandı. Fakat tam herkes rahat bir nefes alacakken, altın ışığın içinde ince çatlaklar oluşmaya başladı. Aras’ın yüzü yeniden ciddileşti. “Hayır…” Defne endişeyle ona baktı. “Ne oldu?” Aras yavaşça gözlerini kapattı. “Kadim Taht’ın gücü tek başına yeterli değil.” “O, yalnızca karanlığı durdurabilir…” “Ama onu sonsuza kadar mühürleyemez.” Tam o anda salonun en uzak köşesinde, yüzyıllardır kapalı duran taş bir kapı gürültüyle aralandı. Kapının içinden soğuk bir rüzgâr eserken, karanlık koridorun sonunda mavi bir ışık parladı. Aras şaşkınlıkla fısıldadı: “İmkânsız…” “Kayıp Mühür Odası yeniden açıldı.”