KAN

105. BÖLÜM: KAYIP SOYUN İZİNDE

Yazar:

KAN - Bircan Mazhar kitap kapağı
KAN kitap kapağı

105. BÖLÜM: KAYIP SOYUN İZİNDE Tapınağın taş duvarlarında beliren son cümle uzun süre silinmedi: “İki soy birleşmeden Kadim Taht uyanmayacak.” Herkesin aklında aynı soru vardı. Kayıp kraliyet soyundan geriye gerçekten birileri kalmış mıydı? Defne, elindeki soy kitabını kapatıp Akyolu’na döndü. “Onları nasıl bulacağız?” diye sordu. Akyolu düşünceli bir ifadeyle cevap verdi. “Soy kitabı yalnızca isimleri değil, yaşayan mirasçıların izlerini de gösterir. Ama bunun için Kraliyet Pusulası’na ihtiyacımız var.” İlk Muhafız bu ismi duyunca irkildi. “O pusula yüzyıllar önce Kayıp Orman’daki Işık Mabedi’ne emanet edilmişti.” Nergis şaşkınlıkla, “Demek efsaneler doğruymuş,” diye fısıldadı. Tam o sırada Defne’nin elindeki soy kitabı yeniden parlamaya başladı. Sayfalar kendi kendine açıldı ve boş görünen bir harita yavaş yavaş ortaya çıktı. Haritanın üzerinde tek bir altın nokta yanıp sönüyordu. Altında ise şu sözler yazıyordu: “İlk anahtar kuzeyde, sessiz ağaçların arasında saklıdır.” Mazhar haritaya dikkatle baktı. “Bu tarif Kayıp Orman’ı gösteriyor.” Eren kılıcını beline takarken, “O hâlde vakit kaybetmeyeceğiz,” dedi. Lal ise Defne’nin elini tuttu. “Yolculuk kolay olmayacak. Kraliyet Mührü uyandığına göre seni arayanlar da harekete geçecek.” Sözleri biter bitmez tapınağın dışında siyah bir sis yükseldi. Gözcüler koşarak salona girdi. “Doğu kapısında yabancılar var!” diye bağırdılar. Herkes hızla dışarı çıktı. Tapınağın merdivenlerinin önünde siyah zırhlı altı kişi durmuştu. Göğüslerindeki arma, daha önce kimsenin görmediği siyah bir taçtı. İçlerinden biri öne çıkarak yüksek sesle konuştu. “Biz Kara Taç Tarikatı’nın elçileriyiz. Gerçek varisi almaya geldik.” Defne kararlı bir adımla öne çıktı. “Ben hiçbir yere gelmiyorum.” Elçi soğuk bir gülümsemeyle başını eğdi. “Bugün değil… Ama çok yakında kendi kaderin seni bize getirecek.” Bunu söyledikten sonra siyah sis yeniden yükseldi ve tarikat üyeleri göz açıp kapayıncaya kadar ortadan kayboldu. Sessizlik çöktüğünde Akyolu’nun yüzü endişeyle gerilmişti. “Artık eminiz,” dedi. “Kayıp soyu sadece biz aramıyoruz. Kara Taç Tarikatı da onları bulmaya çalışıyor. Eğer bizden önce ulaşırlarsa, Kadim Krallığın geleceği sonsuza kadar karanlığa gömülebilir.” Defne gökyüzünde hâlâ parlayan Kraliyet Mührü’ne baktı ve kararlı bir sesle, “O hâlde ilk ışık doğmadan yola çıkıyoruz,” dedi. Böylece Defne, Mazhar, Lal, Eren, Akyolu, Azhan, Arven, Nergis ve İlk Muhafız, Kadim Krallığın kayıp soyunu bulmak için hayatlarının en tehlikeli yolculuğuna hazırlanırken, onları uzaktan izleyen gizemli bir çift altın göz sessizce gülümsüyordu.

Bölümün tamamını WritePad'de oku