104. BÖLÜM: SIRLAR KASASI
Yazar: Bircan Mazhar

104. BÖLÜM: SIRLAR KASASI Tapınağın derinliklerine yayılan sessizlik, Defne’nin elindeki mektubu kapatmasıyla bozuldu. Büyükannesi Kraliçe Elara’nın son cümlesi hâlâ kulaklarında yankılanıyordu: “Gerçek düşman sandığından çok daha yakındır.” Kimse konuşmaya cesaret edemedi. Akyolu ağır adımlarla kristal sandığın yanına geldi ve içindeki diğer parşömenleri dikkatle çıkardı. En altta, siyah deriyle ciltlenmiş eski bir soy kitabı vardı. Kitabın kapağında Akyolu Ailesi’nin kurt armasıyla birlikte kraliyet mührü işlenmişti. Akyolu kitabı Defne’ye uzatarak, “Bu kitap yalnızca gerçek varisin elinde açılır,” dedi. Defne kitabı tuttuğu anda kapağı kendiliğinden açıldı ve sayfalar hızla çevrilmeye başladı. Bir sayfada Kraliçe Elara’nın adı, onun yanında Lal’ın adı ve hemen altında altın harflerle Defne’nin adı yazılıydı. Ancak sayfa burada bitmiyordu. Defne’nin adının karşısında, bugüne kadar görünmeyen başka bir satır yavaş yavaş belirdi: “Son Varis, Kadim Taht’ın tek sahibi değildir.” Salondakiler şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Mazhar sessizliği bozdu. “Bu ne anlama geliyor?” Akyolu’nun yüzü ciddileşti. “Kraliyet soyunda tek bir varis olacağını sanıyorduk. Ama bu kayıtlar başka bir gerçeği gösteriyor.” Lal’ın yüzü bir anda soldu. Eren bunu fark ederek endişeyle ona baktı. “Lal… Bildiğin bir şey mi var?” Lal gözlerini kapattı ve yıllardır içinde sakladığı gerçeği anlatmaya başladı. “Kraliçe Elara’nın iki çocuğu vardı. Ben bunu yıllarca kimseye söyleyemedim. Çünkü ikinci çocuk doğduğu gece ortadan kayboldu.” Defne şaşkınlıkla annesine döndü. “Yani benim ailemde… başka biri daha mı vardı?” Lal yavaşça başını salladı. “Evet. O bebeğin öldüğü sanıldı. Ama hiçbir zaman bedenine ulaşılamadı.” Akyolu derin bir nefes aldı. “Eğer o çocuk yaşadıysa, onun soyu da bugün hâlâ yaşıyor olabilir.” Tam o sırada soy kitabının son sayfasında yeni bir sembol belirdi. Sembol, gökyüzünde görülen Kraliyet Mührü ile aynıydı. Ardından tek bir cümle ışıkla yazıldı: “İki soy birleşmeden Kadim Taht uyanmayacak.” Tapınak yeniden sarsıldı. Dışarıdan güçlü bir rüzgâr içeri dolarken gökyüzündeki Kraliyet Mührü daha da parlak hâle geldi. Defne kitabı sıkıca kavradı. Artık önündeki görev yalnızca kraliçe olmak değildi. Önce kayıp kraliyet soyunu bulmalı, büyükannesinin yüzyıllardır saklanan sırrını çözmeli ve gerçek düşmanın kim olduğunu öğrenmeliydi. Çünkü Kadim Krallığın kaderi, henüz ortaya çıkmamış son sırra bağlıydı.