101. BÖLÜM: KADİM SIRLARIN UYANIŞI
Yazar: Bircan Mazhar

101. BÖLÜM: KADİM SIRLARIN UYANIŞI Kadim Kapı kapandıktan sonra Kadim Tapınak uzun süre sessizliğe büründü. Binlerce yıldır süren savaşların ardından ilk kez karanlığın sesi duyulmuyordu. Unutulan Kral’ın gücü yok olmuş, İlk Düşman ve Sessizlik’in yarattığı karanlık mühürlenmişti. Fakat bu sessizlik, huzurun değil, yeni bir gerçeğin habercisiydi. Defne, tapınağın yüksek balkonunda tek başına duruyor, gökyüzünü izliyordu. Üçüncü Mühür artık onun içinde saklıydı. Eskiden korktuğu kaderi şimdi omuzlarında taşıyordu. Ama içinde hâlâ cevaplanmamış sorular vardı. “Ben gerçekten kimim?” diye fısıldadı. Arkasından gelen adımlarla düşüncelerinden uzaklaştı. Mazhar yanına geldi. “Yine kendini suçluyorsun.” Defne hafifçe gülümsedi. “Bir kraliçe olmadan önce kim olduğumu anlamaya çalışıyorum.” Mazhar ona baktı. “Sen zaten kim olduğunu gösterdin.” “Bir taht seni değiştirmeyecek.” Defne gökyüzüne bakmaya devam etti. “Ama büyük bir sorumluluk geliyor.” Mazhar başını salladı. “Ve sen bunu tek başına taşımayacaksın.” Tam o sırada tapınağın içinden güçlü bir ışık yükseldi. Defne ve Mazhar hemen salona döndüler. Azhan, Arven ve Nergis oradaydı. İlk Muhafız ise eski kitapların bulunduğu bölümün önünde duruyordu. “Bir şey bulduk.” dedi. Defne yaklaştı. “Neyi?” İlk Muhafız elindeki eski kitabı açtı. Sayfaların üzerinde Defne’nin sembolü vardı. “Bu kayıtlar, Üçüncü Mühür’ün ilk zamanlarına ait.” “Fakat daha önce hiç kimse bu kısmı okuyamadı.” Alya kitaba baktı. “Şimdi neden okunabiliyor?” İlk Muhafız gözlerini Defne’ye çevirdi. “Çünkü gerçek taşıyıcı uyandı.” Kitabın sayfaları kendi kendine açıldı. Kadim yazılar ışıkla ortaya çıktı. Nergis yavaşça okumaya başladı. “Bir gün ışığın taşıyıcısı doğacak…” “Karanlığı yok etmek için değil…” “Dengeyi yeniden kurmak için.” Defne sessizce dinledi. Ancak son satıra gelindiğinde herkes durdu. Çünkü yazan şey diğerlerinden farklıydı. “Taşıyıcı tahta oturduğunda…” “Yeni çağ başlayacak.” “Ama eski kanın sırrı yeniden ortaya çıkacak.” Eren’in yüzü bir anda değişti. Defne bunu fark etti. “Baba…” “Eğer bildiğin bir şey varsa artık saklama.” Eren uzun süre sessiz kaldı. Sonunda konuştu. “Lal ve ben sana her şeyi anlatamadık.” “Çünkü seni korumaya çalıştık.” Defne ona döndü. “Neyi?” Eren derin bir nefes aldı. “Sen doğduğun gece…” “Yalnızca Üçüncü Mühür seni seçmedi.” “Kadim Krallığın geleceği de seninle birlikte doğdu.” Salonda sessizlik oluştu. Azhan şaşkınlıkla baktı. “Kadim Krallık mı?” İlk Muhafız başını eğdi. “Yani…” “Defne sadece muhafız değil.” “Onun kanında eski kralların mirası var.” Defne şaşkınlıkla geri çekildi. “Ben…” “Bir krallığın varisi miyim?” Eren gözlerini kapattı. “Evet.” “Bu yüzden düşmanlar seni yalnızca mühür için istemedi.” “Seni taht için de aradılar.” Tam o anda tapınağın dışından büyük bir ses duyuldu. Gökyüzü yeniden karardı. Herkes dışarı baktı. Bulutların arasında bilinmeyen bir sembol belirmişti. Nergis korkuyla fısıldadı. “Bu sembol…” “Binlerce yıldır kayıp olan Kraliyet Mührü.” Defne yavaşça dışarı çıktı. Gökyüzündeki sembole baktı. Ve ilk kez kaderinin yalnızca bir savaş olmadığını anladı. Çünkü önünde artık yeni bir yol vardı. Bir kraliçenin yolu…