Kan Hükümdarlığı

GİRİŞ - MELEK VE ŞEYTAN

Yazar:

Kan Hükümdarlığı - Ömer Kaan Çetin kitap kapağı
Kan Hükümdarlığı kitap kapağı

ANDREAS RİVERA Kalçalarına değen uzun, dalgalı saçları gece rüzgarında savruluyordu. Karanlık onu yutmaya çalışsa da başaramıyordu. Saçları içmekten zevk aldığı şarap kızılıydı. Bir zamanlar her teline tapardım. Kokusu gece gibiydi beni yıldızları saydıracak kadar sarhoş ederdi. Üzerime uzandığında, sıkı ama zarif bedeninin her kıvrımı benim sert çizgilerime kusursuzca uyardı. Yeşil gözleri… Zehirliydi. Beni hep onlarla vuruyordu. Bir zamanlar kollarımdaydı. Şimdi ise birkaç metre önümde, nefretle bana doğrulttuğu silahlarla duruyordu. Ne zaman karşı karşıya gelsek, birimiz diğerinde iz bırakmadan ayrılmazdı. Aslında ondan nefret etmeliydim. Beni kandırdığı için, benimle oynadığı için… Bana ait olan her şeye göz diktiği için ondan nefret etmeliydim. Los Angeles bana ve aileme aitti. Ve benim şehrimde ailemi karşısına alan… ölmüş demekti. Her iki elindeki ikiz altıpatların hedefi bendim. Benim silahım ise birkaç adım ötemde yuvarlanmış duruyordu. Onu hala hafife almamın bedeliydi bu. Karanlıkta parıldayan yeşil gözleri sesindeki nefrete karşı şehvetle ışıldıyordu. “Senden nefret ediyorum Andreas,” dedi ve tetiği çekti. Patlayan silahın sesini duymadan hemen önce sağa yattım. O kurnaz ve zeki olabilirdi ama ben de hızlı ve çevik olandım. Kurşun bacağımı sıyırıp canımı feci şekilde yakarken bir küfür savurdum. Bu acı daha hiçbir şeydi. Kalbime nişan aldığını biliyordum, bilerek ıskalamıştı. Hızla ona doğru dönüp silahıma uzandığım sırada, arkasını dönmüş kaçıyordu. Arkasından bağırdığımda sesimi duyduğundan emindim. “Beni vurana kadar seninle sevişme hayalleri kuruyordum. Ama şimdi ben de senden nefret ediyorum Amelia.” Karanlık sokakta attığı şehvetli kahkahası yankılandı. Benimle oynamayı seviyordu. Hep severdi. Silahı sağ elimle sımsıkı kavrayarak arkasından koştum. Bacağımdaki acıyı görmezden gelmeye çalıştım. Onu bu gece de kaçıramazdım. Biz sahaya çıkmazdık. Bu ikimizin de kedi fare oyunu oynadığı nadir zamanlardandı. Ve zevk alıyordum. Onu özlemiştim. Ondan nefret ettiğim hâlde özlemiştim. Yetişmek için hızlandım. Üzerindeki siyah deri kıyafetler sokak lambalarının ışığında parlıyordu, bu da onu bana açık hedef yapmıştı. “Hadi ama kara melek, formdan mı düştün yoksa?” dedi koştuğu sırada. Nefes nefeseydik, seslerimiz yankı yapıyordu. “Hala sana zevk çığlıkları attıracak kadar formdayım.” Kahkahası bir kez daha duyuldu. Karanlık sokaklardan hızla geçiyorduk. Los Angelas'ın tekinsiz sokakları bizim yuvamızdı. Bu kokuşmuş bok çukurlarındaki tehlike bizdik. Burası, melekler şehri… cehennemin en izbe yeriydi. Ve Amelia Sanders şimdi o izbe olan sokakların çıkmazına girmişti. Silahlarını yere atıp, iki elini de havaya kaldırdı. Kızıl saçları ter kaplı yüzüne yapışmıştı ve nasıl kullanacağını iyi bildiği dili dişlerinde geziniyordu. Yeşil gözlerindeki şeytani parıltı karanlığa boyun eğmiyordu. Aynı parıltı benim yeşillerimde de vardı. Silahımı ona doğrulttum. “Ne o kızıl şeytan, köşeye mi sıkıştın? Ne kadar iyi nişan aldığımı biliyorsun, tek hareketinde o kara kalbine bir kurşun saplarım.” Sesi de her zerresi kadar zehirliydi. “Yine köşeye sıkışmış bir kadını korkutmaya çalışıyorsun Andreas. Sen eskiden böyle değildin.” Dili kadar etkili kullanmayı bildiği bir şey daha varsa o da bedeniydi. Kıvrımlarını öne çıkartarak bir kedi zarafetiyle bana doğru yaklaşıyordu. “Sakın bir adım daha atma. Eski Andreas onu sırtından bıçakladığın zaman öldü.” dedim elimdeki silahı ona doğru sallayarak. Olduğu yerde durdu, dudaklarını büzerek beni çileden çıkaran tavrını takındı. “Gerçekten çok sıkıcısın kara melek, hadi biraz oynayalım.” dedi çılgınca sırıtarak. “Seni şeytan. Günahlarını çek üzerimden.” Yine bir kahkaha attı. “Ah Andreas. Sana herkes neden kara melek diyor biliyor musun? Görünüşün ve o piç gülüşün bir melek kadar güzel olsa da. Ruhun kapkara, sana bu yüzden aşığım.” O an arkamdan atılan sessiz adımı duysam da enseme yediğim darbe çoktan bilincimin kapanmasına neden olmuştu. Yine beni gafil avlamıştı. Yere serilirken son duyduğum…

Bölümün tamamını WritePad'de oku