⚜ PROTOKOL IX ⚜
Yazar: Dilvinnyx

♛ "Bazı isimler fısıldanır çünkü yüksek sesle söylendiğinde ölüm duyar." 📍 Rusya Karanlığın ardından yanan kırmızı acil durum ışıkları salonu kan rengine boyuyordu sanki duvarlar bile yıllardır sakladıkları sırları üzerlerine bulaştırmıştı,elimde hâlâ babamın mektubu vardı, Parmaklarım o kadar sıkı kavrıyordu ki kâğıt buruşmuştu ama bırakmaya cesaret edemiyordum çünkü elimden bıraktığım an babamın bana son kez dokunduğu şeyi de kaybedecekmişim gibi hissediyordum. Bir şeyin hala şokundaydım aleksei bana bağlılık yemini etmişti. Etrafımdaki herkes birbirini izliyordu,kimse kimseye güvenmiyordu ve ilk kez onların korktuğu şeyin aleksei olmadığını fark ediyordum. Birbirlerinden korkuyorlardı,Babamın yıllarca içinde yaşadığı dünyanın gerçek yüzü buydu,kimse dost değildi,kimse masum değildi. Derin bir nefes aldım,kalbim hâlâ deli gibi atıyordu ama artık korkudan çok öfke hissediyordum. Yıllardır bana anlatılan her şey yalandı,annem,babam,kirill,şimdide konsey... Başımı yavaşça kaldırıp salondaki yüzleri tek tek inceledim, Gri saçlı adamın gözlerinde ilk kez endişe vardı, Kirill ise sürekli kapıya bakıyordu Sanki içeride değil de dışarıda olan bir şeyden korkuyordu. Kıraç omzuma hafifçe dokundu. "Buradan çıkmalıyız." Başımı iki yana salladım. "Hayır." Sesim sandığımdan daha sakindi. "Bu kapıdan çıkarsam bir daha geri dönemem." Kıraç bana birkaç saniye baktı, gözlerinde itiraz vardı ama aynı zamanda beni anladığını da hissedebiliyordum. Sesi salonda yankılandı. "Bu kadar tiyatro yeter." Aleksei ona dönmedi bile. "Buna tiyatro diyorsan, yıllardır oynadığın oyunun son perdesine geldik demektir." Adamın yüzü gerildi. "Korumalar!" Kimse hareket etmedi,bir anlığına salonda garip bir sessizlik oluştu,koruma ekiplerinden hiçbiri emir almamış gibi yerinden kıpırdamıyordu. O adam bunu fark edince sesi daha da sertleşti. "Emrimi duymadınız mı?" İçlerinden biri yavaşça öne çıktı. "Üzgünüm efendim." Duraksadı. "Bugün emir alacağımız kişiden emin değiliz." Bu cümle salondaki havayı tamamen değiştirdi,Konsey ilk kez kendi içinde çatlıyordu,gücün sarsıldığını hissedebiliyordum. Aleksei hafifçe gülümsedi. "İnsanlar korkularını kaybettiklerinde, imparatorluklar çökmeye başlar." Kirill gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. "Bunu istememiştim..." Onun fısıltısını yalnızca ben duymuş gibiydim,istememiş miydi?, neyi?,Babamın ölümünü mü?,Annemin kaybolmasını mı?,yoksa annemle ilgili gerçeği bana söylemediği için mi? İçimdeki sorular giderek büyüyordu,Babamın mektubundaki her satır yeni bir kapı açıyor ama hiçbirini kapatmıyordu. Bir adım öne çıktım. "Kirill." Herkes bana döndü. "Sana bir şey soracağım." Kirill başını kaldırdı,O tanıdığım adam gitmişti sanki. Yerine yorgun, yaşlanmış ve omuzlarında görünmez yükler taşıyan biri kalmıştı. "Babam öldüğü gece..." Boğazım düğümlendi. "...yanında mıydın?" Kirill cevap vermedi,sessizlik uzadıkça nefes almak zorlaşıyordu. En sonunda başını eğdi. "Evet." Tek kelime,ama o tek kelime bütün bedenime buz gibi yayıldı. "O öldüğünde oradaydım." Salondaki herkes donup kalmıştı,ben ise sadece onun gözlerine bakıyordum. "Neden bana söylemedin?" Kirill gözlerini kapattı. "Çünkü bana söz verdirdi." Öfkeyle güldüm. "Ölü bir adam mı sana söz verdirdi?" "Hayır." Kirill'in sesi çatladı. "Can verirken." Salonda kimsenin nefes aldığı duyulmuyordu,İçimdeki öfke ile acı birbirine karışıyordu. "Son sözleri neydi?" Kirill'in gözleri doldu,İlk kez ağlamaya bu kadar yakın görünüyordu. "Bana dedi ki..." Sesi tamamen kısıldı. "'Ne olursa olsun Mila'yı onların eline bırakma.'" Kalbim bir kez daha sıkıştı,ona güvenmek istemiyordum ama kimdi onlar?,konsey mi,yoksa daha büyük biri mi? Tam soracakken Aleksei sertçe başını çevirdi. "Geç kaldık." Herkes onun baktığı yöne döndü. Salonun büyük camlarından birinin dışındaki koridorda siyah giyinmiş bir adam yürüyordu. Yüzü görünmüyordu,adımları sakindi sanki buranın sahibi oydu,bir koruma silahını kaldırdı,Adam durmadı,ikinci koruma ateş etti. Kurşun cama çarptığı anda adam çoktan kenara çekilmiş…